Ekrem Kahraman’a dair…

PAYLAŞ

Sanat ve kültür yazısı yazmak gerçekten zor.
Hele kültür ve sanat yazarı olmak daha da zordur sanırım.
Üstelik sıkıcıdır bu yazılar.
Mesela, biri şöyle bir şeyler yazmış olsun, size ne ifade eder.

“İmgesel doğa motifleri, resimde genellikle “muhayyel” bir peyzaj kavramını akla getirir. Bu kavramla gerçekçi yaklaşım arasında, klasik yöreselci tutumla açıklanması pek de tutarlı olmayacak derin bir ayrım bulunduğu bile öne sürülebilir.”

Ne anladınız?
Ben hiç bir şey anlamadım.
Sadece resimle ilgilenenler ve bunun eğitimi yapıp, teorisini bilenler anlar.
O bile tartışılabilir.
Yazının devamına göz atalım birlikte.

“Nitekim Ekrem Kahraman’ın her iki dönemi kapsayan resimleri, Anadolu gerçekliğine yabancı bir kişinin gözünde, yöre karakterine ilişkin izlenimler uyandırmaktan çok, fantastik boyutları abartılmış bir eğilim modeli oluşturur.
Salt yansıtmacılıktan öte, anlama dönük çağrışımlar uyandıracak yorumsalcı tutuma öncelik tanıma biçiminde özetleyebileceğimiz bu eğilim, benzeri yöreselci yaklaşımlardan ayrılır.”

Buyrun burdan yakın…
Sade, sıradan  vatandaşın umurunda mı yukarıdaki yorum.

Oysa ben Ekrem Kahraman’ı elime bir telefon tutuşturulduğunda ve onun “Üstad size göre nasıl gidiyor bu ülkenin hali ” sorusunu samimi bir şekilde sorduğunda tanımaya başladım..
Ben de ona “Sizin tabloların satışlarından belli değil mi. Ülkede herşey bir anda altüst oldu. Sahte saadet zinciri koptu. ?” yanıtını verdim.

Telefonu elime tutuşturan, Kahraman’ın son resimlerinin sergilendiği   Erenus Sanat Galerisinin müdiresi Rana Nazan Alhan şaşkınlıkla konuşmamıza kulak kabartmıştı…
Merkezi İstanbul’da olan Erenus, Cinnah’ta  galerinin şubesini açmış.
Başına da Alhan’ı getirmiş.
Ben galeriden içeri girdiğimde Nazan hanımın Ekrem Kahraman’la konuştuğunu nerden bileyim.
“Bakın size gazeteci dosumuz Sezai Bayar beyi veriyorum.”dediğinde telefonu almak zorunda kaldım.
İşte Nazan hanım böyle biri.
Ama Kahraman da, ondan  geri kalır yanı olmayan bir sanatcı.
On saniyede kendisini sevdiren, muhabbeti koyulaştırabilen ve mavra yapabilen bir insan.
Aramızdan biri.

Neyse, hem sanattan hem siyasetten konuştuktan sonra Kahraman’la  vedalaştık.

Sonra aklıma takıldı.
“Bana Kahraman hakkında bir dosya hazırlarsan, şu  tablolar hakkında yazı yazmak isterim”dedim Alhan’a..

Yazımın başında alınt yaptığım o “soğuk” bilgiler geldi önce.
Sonra, yorumun arkasına iliştirilmiş ama bence daha da önemli olan Kahraman’ın şairlik yanını ortaya koyan bir şiiri.
Dizelerini  okuyunca anlarsınız şairlik yanını Kahraman’ın.
Hadi gelin etkilenmeyin bakalım.
İşte size sanatcının tablolarıyla yarışacak kadar önemli dizelerinden bir demet.
……………………..

Anladın mı şimdi?
Burada
yaşayacaksın…
Bu fındık ovada
Aklın yazı-boz tahtalarında
Yüreğe düşen sessiz ateşte…

Başka bir yerde değil… Burada
seveceksin kendini… Bu ıhlamur ışıkta
Alnını gererek daldığın acılarda
Evlerin ve gemilerin güvertelerinden geçerek
Bin yaşında bir çocuk olduğunda..

İşte bu odada; Gülüşler sevgilisinde
Uykuda kalacaksın kendinle koyun koyuna.
Yollarda kan izleri… İki yanında akasya aşklar
Ve bilinen bütün sorular avuçlarında.

Bir ekmek kapısı sevgi.
Herkesin yanıbaşında uygun bir gece masalı
Orada
Durmadan durmadan ihanet ve oldukça yasak
Ancak o kadar ve usulca alışılan
Yürek biçiminde bir çeyiz sandığı hüzün.

Hangi uzaklığa bu aşkı?
Moru hangi yana? Beyazı yakınlığa
Turuncuyu kime? Yeşili neye?

Ah işte! Orada… Kımıldayan bir yeryüzü
Org sesi… cebir sorusu… Yurdumun aşeren çimenleri!
Şehvetle ve pembe yanaklarıyla
cömert… Kızarmış ekmek hafifliğinde
hazır ve çekici.

Yine görüşürüz gibi: Renkler
dönüşür çünkü zamanla sese
Çoğaltılır yüze düşen cıvıltılar… Yıllar
Çabuk geçer. İlgi kısalır… Günler
belirsiz bir paslanma ve ağaç kabuğuna kadar… Her
yere
her şeye bir tarih düşülür…

O, herkes için geçerli ayrılığa…
….Ağzımda sonsuz bir orman
Picasso. Bunuel. Gülün Adı
Su kemerlerinden ve ay ortalarından
Buruşuk bir yürekle… Geçtim
bir sesten nice sevgili kuş sesine
Parıltılı raylara… Kanallara… Ürpertili
bir tenden bir dilim karpuza
Bu biçilmiş ot kokuları nereden?
Niçin bu kadar çamur? Yanılgılar neden?
İnsan resimleri düşüren boş topraklara.”
………………

Bir kere daha okudum Kahraman’ın dizelerini.
Bir de baktım, kültür ve sanat yazısı dışında bir başka yazı çıkmış ortaya.
Onun için sanat ve kültür yazılarını sevmem.
Soğuk gelir bana.Üşütür.

Galerideyken Kahraman’ın son tablolarına hayran kalmıştım.
Fazla anlamasam da…
Anlasam belki bu kadar etkilenmezdim.

Teşekkürler, yeni açılan Erenus’un yöneticisi Rana  Nazan Alhan’a
Kahraman’la beni tanıştırdığı için.
Bu tanışma telefonun ucundaki muhabbetle sınırlı olmasına rağmen.
Kahraman, kapıdan ateş almaya gelmiş komşum gibiydi.

CEVAP VER