Elektronik atık heykelinden çevreci mesaj

2004 yılında başlayan elektronik atıkları geri dönüştürmeye yönelik kampanyayla birlikte başlayan proje, atıkların geri dönüşümü sürecinde sanatsal biçimler almaya başladı.  Elektronik atıklarla yapılmış eserlerden oluşan bir sergi açıldı.

TÜRKÇEK’in Kadıköy’deki toplama merkezinde biriktirilen e-atıklar Exitcom aracılığıyla geri dönüşüm sürecine başlıyor.

Sanatın, ilkel insanın ellerine, yerlerden, bitkilerden bulaşan tozları-boyaları, hayvanların kanını yani yaşamını sürdürmek için tükettiği maddelerin kalıntılarını, belkide temizlemek içgüdüsüyle, ellerini mağara duvarlarına sürerken bıraktığı “iz”lerle başladığı kabul edilir. Mağaralardaki “iz”lerle, çağdaş insanın, ne yapacağını bilemediği kadar çok olan atıklarına şekil vermesi arasında bir paralellik kurmak sanırım çok abartılı olmaz.

Binlerce yılın birikiminden oluşan bilincin yönlendirmesini gözönüne alırsak, günümüz insanının, bu geri-kazanım-sanatı sürecindeki avantajı, önünde faydalanabileceği devasa bir sanat tarihi olması. Diğer taraftan, ilkel insana göre dezavantajı ise, sanatsal yeniden üretimin çok daha ilerisinde bir hızla biriken atıklar. Bu bağlamda, ilkel insanın ellerine bulaşan ‘kir’i temizlemesi ile, artık en önemli toplumsal sorunlardan biri olan atıklara sanatsal yaklaşımın ortak noktası,  dışsal  etkilerin zorlaması denebilir.

Günümüzde gelişmiş ülkelerdeki bazı politikacıların genellikle şiddetle çözmeğe çalıştığı işte bu paradoks, Exitcom sanatçıları tarafından sanatsal bir yaklaşımla görselleştirilmiş.

İnsanlığın yarattığı en ileri teknolojik araçlarla, eski çağlarda kullanılan bir   taşıma aracı olan kağnı arasındaki tarihsel/arkeolojik ilişki,  e-atıklarından yapılan bir “kağnı”yla günümüze taşınmış ve paradoksal bir ilişkiye dönüştürülmüş. Elektronik atıklara verilen bu yeni ‘biçim’ le çağdaş insanın kayıtsızlığının, hayasızlığının altı çizilmek, hatta uyarılmak istenmiş.

E-Atık işlerinde, günlük yaşantı içinde kullanılan cihazlardan uzay teknolojisine kadar bilimin sunduğu olanaklar, ölçülü kullanılmadığı takdirde insana verebileceği zararlar sembolik bir anlatımla üç boyutlaştırılmış. İlk çağlardan binlerce yıl uzakta olmamıza rağmen, o çağlara geri dönmenin hiçde o kadar uzun zaman almayacağı anlatılmak istenmiş.

Bu yanıyla işlerde, içinde yaşadığımız tüketim toplumunun, gelecekten toplumsal anlamda hiç bir beklentisi olmadan tükettiği ve kirlettiği doğaya anıştırmalarda vardır. Doğada varolan kıymetli taşları andıran e-atıklardan yapılmış dekoratif objeler, doğal kaynakları istediğimiz gibi, istediğimiz kadar kullanamayacağımızı sanki hatırlatır bize.

Ancak, konu olarak üretme-atma-yeniden üretme kısır döngüsündeki toplumsal çelişkiye odaklanmış bir sanat yaklaşımının, totolojik bir tekrar içinde erime tehlikesi de her zaman vardır. Eğer doğanın bahşettiklerinin bir sınırı varsa, geri dönüşümün de (bunun sanatsal kullanımının) bir doyma noktası vardır.

Artık sadece gelişmiş ülkelerin değil tüm dünyanın bir sorunu olan atıkların geri kazanılması sürecinde, insanlar arasında henüz yeteri kadar varolmayan bilincin yükseltilmesinde sanatın rölü gerçekten yaşamsal olabilir.

E-atık sanat ve proje hakkında <www.exitcom.com> a bakılabilir.

İLGİLİ HABER: Elektronik atıktan sanat: Wee Man

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here