Elimde eski bir fotoğraf var!


Bazı fotoğraflardaki yüzler bir şey anlatmıyor, bazıları bende gülümseme yaratıyor. Dikkat ediyorum yüzlere, poz verilen fotoğraflar hemen belli oluyor, çünkü her fotoğraf karesindeki insan yüzleri gülümsüyor. Üstelik o kadar acının arasında gülümseyen yüzler. Kim ki eskiden objektife bakar, gülümser!
 
Dijital makine çıktı çıkalı elimde gezdiriyorum, gittiğim her yerde filmin bitme korkusu olmadan durmadan çekiyorum. Her anı, her saniyeyi çekmek ister gibi çekiyorum. İlk zamanlarda hafızası yeterli değildi, çeker dolunca gider, evdeki bilgisayara aktarırdım. Zaman içinde hafızası ile birlikte kalitesi de arttı, sonsuz çekecekmişim gibi düşünüyorum, bu sefer pilinin bitmesi sorun oldu. Kart dolmadan pili bitiyor.
 
İlk zamanlarda çektiğim dijital fotoğrafları aradım bilgisayarda, yoktular. Ne oldu da yok olmuştu, anımsamaya çalıştım. Evet, bir virüs yüzünden bilgisayara format atmak zorunda kalmıştım, yok olmuştu demek o zaman. Dijital ortama yazılan renkler, görüntüler bir virüs ile yok oluyordu, hem de hiçbir iz bırakmadan! O çektiğim fotoğrafları gözümde canlandırmaya çalıştım, yoktular. O kadar çok fotoğraf çekmiştim ki, hiç biri bende iz bırakmamıştı. Yoktular şimdi, hayatımın bir bölümü kayıt altına alınmamıştı ama ben hiçbir kayıp hissi yaşamıyordum. Bugün geçmişi düşünmeseydim, hiç aklıma gelmeyecekti bile. Geçmiş bir uyarıcı ile anımsanır ve hemen unutulur!
 
Avucumun içine aldım, eski ve yıpranmış fotoğrafı. Ne güzel dedim, fotoğraf albümü içinde korumalı olarak durmasına rağmen eskimişti. Sanki rengi solmuş gibi geldi. Parmak uçlarım ile dokundum, tozlanmış yüzünden tozları silerken, geçmişe doğru yolculuğa çoktan başlamıştım. Eskiden az fotoğraf çekilirdim, fakat ne güzel zamanları bulup da çekinmişim diye düşündüm. Fotoğraf albümleri benim kişisel tarihimdir, orada geçmişim durur, fırsat olursa, dönüp bakacağımı bilirim. En korumalı yerde durur albümlerim. Çocukluğum, gençliğim, orta yaşım. Bir ömür bir albümde saklıdır. Albüm kapakları kişisel tarihi içinde barındırdığını bilir ve ona göre ağır olur. Albüm kapakları ne güzel emekler ile üretilmiş, ne güzel süslemeler ile önemli olduğu hissi verilmiş. Albümler özel anıların saklandığı en önemli kişisel eşyalarımızı içinde yer alır. Orta yaş ve üstünde olanların fotoğraf albümü vardır, ya bugünkü çocukların?
 
Bugün bakıyorum da bilgisayarımda biriktirdiğim dijital fotoğraflarıma, hiç yok olmayacakmış gibi duruyor, fakat bir virüs ya da başka nedenlerle bir anda yok olabileceğini düşünmeyiz. Yok olan bir kişisel tarihtir. Yaşadığımız anın hep sonsuza kadar yaşayacağını düşünürüz. O an geçmiş ve gelecektir. Dijital zaman, zamanı ortadan kaldırmıştır. Artık objektife bakıp gülümseyen insan yüzleri de yoktur ya da ne kadar azaldığını düşündüm. Objektif artık acıyı yaşarken bile gülümseyen yüzü çekmiyor. O anı olduğu gibi, objektifin aldığı alan kadar alıyor. Objektif yaşanan anın sadece küçük bir parçasına tanıklık eder, gerçeği olduğu gibi gösteremez. Bir anın, küçük bir parçasıdır. Yazdığımız kelimeler bile sadece gerçeğin küçük bir anına şahitlik eder, bütünü görmez.
 
Elimde eski fotoğraflar, o fotoğrafları tarayıp bilgisayarıma alayım diyorum, sonra onu hafıza kartına yazdırayım. Belki cd'lere yazdırırım. Fakat hiçbir şey bu fotoğraf albümün yerini tutmaz. Eski fotoğrafları satan sahaflar, ileride eski fotoğraf yerine ne satacaklardır? Albümde duran fotoğrafın rengi zaman içinde uçup gider, ya dijital ortamında duran? Onun için zaman durmuştur, dijital ortamda zaman durmuştur. Yoktur zaman, çünkü zaman olmuş olsaydı eğer, eskirdi, yıpranırdı. Fotoğrafın zamanı olmalı diye iç geçirdim. Dijital ortamda duranı kağıda bastır dediğinizi duyuyor gibiyim, fakat ekonomik değil, eskisi gibi karanlık oda da yok, karanlık odada olan göz nuru yok. Yok olan sadece elimdeki fotoğraf mı, yoksa geçmiş mi? Geçmiş ile birlikte yok olan meslekler, insanlar…
Elimdeki fotoğrafa bakıyorum ve kendimi şanslı olduğunu hissediyorum, çünkü fotoğrafın albümde saklandığı dönemde yaşadım diyebiliyorum. Yaşlandım, yaşlılık artık beni rahatsız etmiyor, çünkü yaşlanmak yaşanmışlık olduğunu biliyorum. Yaşanmışlığın en önemli tanığı fotoğraflardır.


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 − 2 =