Elysium

Birileri gezegeni yiyor, bitince kaçıp, iltica isteyecekler. Ya da aralarında para toplayıp kendilerine sahte cennet Elysium’lar yapıp, bizi almayacaklar, AB’ye almadıkları gibi…
Biz erozyonda imzası olanlar ise kötülere hizmet eden tüketim hırsımızı yenemiyoruz, onları zengin ediyoruz ki, kendi soyut yaşam alanlarını kurabilsinler ve dışlasınlar bizi. Kendimizi yenileyemediğimiz için olsa gerek, yüklediğimiz enerjimizi yanlış yerlere harcama lüksümüzün ve zamanımızın olmadığı gerçeğini de ıskalıyoruz, karşılığı kadar üretemezken ve başkaları için tüketirken.
Yenemediğimiz paradox, (gayri X ler kullanılıyor ya!) dünyewi ihtirasımız için harcadığımız içsel dürtü enerjisi aslında… Bu enerjiden 1 tasarruf edebilsek, sonumuzu kestirebileceğiz ve yerkürenin qalan enerjisini doğru kullanabilmeyi, son düzlüğe saklanmış enerji kaynaklarını boşa harcamamayı da becerebileceğiz. Ama, bu vizyon için enerjik bir yapıcı düşünme yetisi lazım… Bir de kendimizi yenileyebilmemiz… Rövanşı yenilenme diye servis ediyorlar, alfabeden başladık çok şükür, sanki okurmuşuz gibi. Çevresel erozyon, ahlaki erozyondan besleniyor.
Harcama dedim de, kitlesel adam harcamada da üstümüze yok, mübah hedef, hak etmeden, birilerinin sırtına basarak yükselmek ve daha fazla tüketmek olduğundan, kalifiye insan enerjisi kaynağı da erozyonla kurutulmakta… İşgücü kalitesinin yenilenerek yerine konma şansı, onu deforme eden günün güçlüsünün kalibresiyle, insiyatifiyle ve kadrosuyla sınırlı, dolayısıyla geri dönüşümlü! Yakıt oktanı katkılı… Yani enerjinin kalitesi de erdemsizliğe kurban…
Dürtümüz total enerjiyi maddeye çevirmeye programlı… Maddeye bağımlıyız ve maddenin çekim alanından kurtulacak bir enerji bulamadık henüz. Benzin tavan yapıyor, ama arabalarda tek kişi, termik santral havuzlarındaki sazanlar gibi… Elysium’da böyle zenginlik yok. Biz Dünya’yı yiyoruz, Dünya da bizi haliyle… 1 doysak… doyamadık gitti 1 türlü… İçsel tatmin evrimini aşamadan, dış evrim basamaklarına kendimizi taşımaya çalışıyoruz, da yerde giden arabalarla buraya kadar! Kollektif evrimse hak getire. Sırt sırta verip merdiven yapan yok ama herkes birbirinin basamağı… Bireysel yaratıcılıklarımız hepbanacı, çocuk yapmak bile sorumsuzca…
Ekip çalışmalarında ise yaratıklaşıyoruz… Arkamıza sürdürülebilir bir rüzgar alamadığımızdan dolayı yel değirmenlerini taşıma suyla döndürmeye çalışmak gibi bir şey bu… Akıntıya karşı kulaç atıyoruz boşuna, oysa zaten suyun kesileceği yer HES göleti… Enerji elde etmek ve elde tutmak için harcadığımız enerjiye bakın… Dibimizdeki enerjileri birileri emsin diye, yarınımızdan çalınan zaman enerjisine bakın. Bizi bütün hınçlarıyla düne döndürmeye çalışanların israf ettikleri, ettirdikleri enerjiye ne dersiniz? Enerjiyi çıkarıp bölüşenler, kaynakları maddeye çevirenler ve istihsali boşa harcayanlar arasındaki eşgüdüm, yenileyebileceğimiz ruh enerjilerimizi de tirollemekte. İnsan olarak günlük şarj dolum süremiz en fazla 8 saat, androit telefonlar gibi bir o kadar zamanda da şarjımız bitiveriyor. İşin kötüsü gelecek kaygısından ötürü günü günlük de yaşayamıyoruz ki…
İnsanlık en fazla enerjiyi çoğalmaya harcıyor. Çoğalma güdüsü şuursuz çalışıyor, vazife yapar gibi hissiz, hesapsız… Buna çok takıyorum ama damızlıklar da geleceğe takılmadan takıp geçiyor. Üremeyi üretimle karşılayacak yeni rüzgarlar, yeni güneşler, yeni akarsular yaratmamız zor. 7 milyarın en az yarısı ya kazayla, ya da bilinçsiz düşmüş gezegene… Dereler akmamış, ne gam ona? Rüzgar esmese ne yazar? Güneş doğmasa, zaten karanlıktan besleniyor bir kısmı…
2100’lere çıkarsak 15 milyarla çıkacağız. Bugünün nüfusunun bile en az yarısı hiçbir şey üretmeden sadece enerji harcıyor. Trafiği felç olmuş kent trafiğine hergün yeni arabalar sürmek kadar bilinçsiziz. Ya trafikte boşa harcadığımız enerjiye ne demeli ve onun çalışma saatlerimizden çaldığı şevk enerjisinin yerine konabilme zorluğuna. Otomobil üreten firmalara yenilebilir enerji üretme zorunluluğu verilmeli demek ki…
Bu promosyon çoğaltılabilir, taş ocağı lisansı vermek mesela, çıkarttığı her metreküp taş için 10 fidan dikme şartına bağlanabilir, ya da tabiatı 5 yıl içinde, aldığı gibi teslim etme şartına… Doğayı işle, yap, devret hesabı… Hadi ipini koparan taş yapsın bakalım o zaman… Başımıza taş yağacak, taş taş üstünde kalmayacak bu gidişle… Kaldırdıkları tozla, yaprakların nefes almasını engelleyenleri ilgili dala asıp sergilemesek de, en azından her gün belli saat yeldeğirmenlerine nefes üflemeleri gibi bir katılım payı tahakkuk ettirilebilir. Al sana yenilenebilir enerji kaynağı, o kadar bol ki…
Hayatımızın üstüne termik santral kuranlara, etki alanları içindeki kanserlileri bedava tedavi edecek ARGE’li tıp fakülteleri kurmaları zorunluluğu getirilmeli, kent meydanlarında… Tek kişi araba sürenlere 100 misli yol vergisi salınmalı, köprü 1000 TL yapılmalı. Avrupa yakasına köprüden geçip, feribotla dönecek olanlar denize atılabilir… Ha ! Parası olana başka gezegene çıkış yasağı da koymak lazım şimdiden. Yok öyle tüketip Elysium’lara tüymek. Bari uzayda olsun sosyal demokrasi…
1,2,3 tane yetmez, 4,5,6 olsun diye sallayıp duruyor tuzu kurular tribünlerden… Ses kısmak lazım canlı yayında ki halk çoğalmasın, oysa temel bilinç ve sorumluluk içgüdüsü, üremeden önce şöyle bir düşünmeyi gerektiriyor artık. En büyük sorunun paylaşamamak olduğu, bu sorunu körükleyen çıkmazın nüfus olduğu, kayıtsız şartsız maddenin yönettiği bu amansız gezegene öz çocuğunuzu getirmeniz ne kadar akıllıca? Ya alınmazsa Elysium’a? Sınırlar kalkıp, tek devlete dönmüş kürede, sözümüz geçsin diye kalabalık olmamızın da anlamı yok… El yordamıyla mastürbasyon, el yordamıyla ülke yönetmekten daha caiz olmalı… Üreme işlerini ulemaya bırakmamalı.
Elysium adlı filmi izleyin ve olağanüstü bir şey olmazsa, bu gidişatla Dünyanın 150 yıl sonra geleceği noktayı görün. 2154 yılında da hakça düzen dünyaya inemeyecekse, ya da inmiş de tutmamışsa, kahrolsun madde ve boşa sarfolan enerjiler… Kahrolsun cehaletin tahribat gücü…
ABEDE birkaç kere daha böyle tökezlese, al sana Elysium sürecini hızlandıracak sebep… İlahi adalet kapsamında göksel devrim zamanı şimdi… Kapatın artık şu gezegeni…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.