Emek Partisi: Yeni Yargı Paketi, tek adam rejiminin ruhunu taşıyor

“Siyasal iktidar yargıyı toplumu susturmanın, iktidarı sorgulamayı ve hak aramayı engellemenin, muhaliflerle hesaplaşmanın bir aracı olarak kullanmaya devam ettikçe, cezaevleri boşalmayacaktır.”

Meclis Başkanlığına sunulan 3’üncü Yargı Paketine ilişkin açıklama yapan Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, “Yargı paketi her şeyi fırsata dönüştüren tek adam rejimi açısından siyasi ikballerinin aracı olarak görülüyor” dedi. Tüzel “İktidar toplumun susadığı adalet arayışına yanıt vermekte gecikmemelidir” çağrısında bulundu.

AKP ve MHP anlaşmasıyla hazırlanan teklifin kısmi af niteliği taşıyan infaz indirimi ile dikkat çektiği belirtilen yazılı açıklamada, CHP’nin ise kapasitesini aşan cezaevlerinin boşalması için düzenlemeye olumlu katkı sunacaklarını söylediği hatırlatıldı.

“Koronavirüs salgınının yarattığı korku ve panik atmosferinde cezaevlerindekilerinin akıbetinin kaygı ile takip edildiği koşullarda çoktandır beklenen infaz düzenlemesini içeren yargı paketi her şeyi fırsata dönüştüren tek adam rejimi açısından siyasi ikballerinin aracı olarak görülüyor” ifadelerine yer verilen açıklamada, cezaevlerindeki yaklaşık 300 bin kişi olduğu ve bunun kapasitenin çok üstünde olduğu anımsatıldı. Bu duruma nasıl gelindiği konuşulmadan adil ve gerçek bir çözüm üretilemeyeceği vurgulandı.

“MUHALİFLER TUTUKLAMA İLE CEZALANDIRILMAK, SUSTURULMAK İSTENMİŞTİR”
Açıklamanın devamında yargının mahalifleri cezalandırmak ve susturmak için kullanıldığı vurgulandı:

“Uzunca bir süredir hukukun siyasi talimatlarla çalıştığının herkesçe kabul edildiği, adil yargılanma hakkının yok edildiği süreçlerle siyasi iktidara muhalif her kesimden insan tutuklama ile cezalandırılmak ve susturulmak istenmiştir. Bu durum temel bir uygulama haline gelmiş; hak savunucusu avukatlar, insan hakları savunucuları, gazeteciler, belediye başkanları, siyasi liderler ve toplumun her kesiminden çok sayıda insan haklarında hiçbir somut suçlama olmamasına karşın, evrensel hukuk normlarına aykırı şekilde tutuklanarak cezalandırılmıştır.”

“HUKUK DIŞILIK VE DESPOTİZM YARGI-İNFAZ DÜZENLEMESİNE DE YANSIDI”
Bu hukuk dışılığın ve despotizmin hazırlanan yargı-infaz düzenlemesine de yansıdığı belirtilen açıklamada “Anayasal eşitlik ilkesi yok sayılarak, demokratik rejimlerde ve evrensel uygulamalarda örneği bulunmayan terörle mücadele kanunu, devlete karşı işlenen suçlar gibi alanlar kapsam dışında tutulmuştur. Bilinmektedir ki bütün siyasi muhalifler temelsiz iddialarla bu türden suçlamalarla cezaevlerinde bulunmaktadır. Toplumun beklediği ise insanlığa karşı işlenmiş suçlar ve katliam sorumlularının dışta tutulması, kişilere karşı işlenen suçlarda devletin af yetkisinin sınırlı olması gerektiği dikkate alınarak düzenleme yapılmasıdır” denildi.

“YARGI, TOPLUMU SUSTURMANIN ARACI OLARAK KULLANILMAYA DEVAM EDİLDİKTE CEZAEVLERİ BOLAŞMAYACAK”
“Siyasal iktidar yargıyı toplumu susturmanın, iktidarı sorgulamayı ve hak aramayı engellemenin, muhaliflerle hesaplaşmanın bir aracı olarak kullanmaya devam ettikçe, tutuklamalar genel bir uygulama olarak kaldıkça infaz paketlerinin geçiciliği değişmeyecek, cezaevleri boşalmayacaktır” vurgusu yapılan açıklamada adalet için tüm mevzuatın ve uygulamanın baştan aşağı değişmesi gerektiği belirtildi. “Türk Ceza Kanunu yeniden düzenlenmeli, uluslararası normlar uygulanmalı, yargı üzerindeki açık iktidar müdahalesi ve baskısı son bulmalı, siyasi muhaliflerin tümü serbest bırakılmalıdır” denildi.

“CEZAEVLERİNİN BOŞALTILMASINDA BEKLENMEDEN HAREKETE GEÇİLMELİDİR”
Açıklamanın devamında şu çağrılara yer verildi:

“Şimdilerde çok daha acil hale gelen, birçok hukuk kurumunun çağrı yaptığı, koronavirüs nedeniyle cezaevlerinin boşaltılmasında beklenmeden ve yasal düzenleme aranmaksızın harekete geçilmelidir. Kapasitenin çok üstünde kalınan cezaevlerinin hali ortadadır ve sağlık-yaşam hakkının öncelikli gözetileceği yerler durumundadır.

Yaşlı, hasta, kadın, çocuk başta olmak üzere cezaevlerinde kalması salgın nedeniyle sakınca teşkil edenler bekletilmeksizin infazına ara verilerek, adli kontrol tedbirleri uygulanarak salıverilmelidir. Bu iktidarın halk sağlığı açısından ertelenemez görevidir, acilen ele alınmalıdır.

Mahpusları ve çalışanlarıyla cezaevlerindeki insanlık dışı, sağlıksız koşulların doğmasından sorumlu iktidarın, bu büyük salgın felaketinin acımasız tahribatına ortak olmamasını temenni ediyoruz. İktidar toplumun susadığı adalet arayışına yanıt vermekte gecikmemelidir.”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.