Emekliler Almanya’yı kaygılandırıyor

Almanya’da doğum oranının giderek azalmasının sosyolojik etkilerinin yanı sıra olası ekonomik yansımaları da Berlin’de endişelere neden oluyor. “Aile Politikası için İttifak“ adlı oluşumun düzenlediği toplantıya katılan Başbakan Gerhard Schröder, sorunun kişisel olmaktan çıkıp toplumsallaştığını söyledi…

Almanya’da çocuklu ailelerin desteklenmesi ve genç çiftlerin çocuk sahibi olmalarının teşvik edilmesi, son dönemde hükümetin ağırlık verdiği konuların başında geliyor. Mevcut demografik verilerden hareket eden uzmanlar, Almanya’nın 2020 yılında AB ülkeleri arasında en yaşlı nüfusa sahip ülke olacağını tahmin ediyor.

Doğum oranının giderek azalmasının sosyolojik etkilerinin yanı sıra olası ekonomik yansımaları da Berlin’de alarm zillerinin çalmasına neden oluyor. Zira nüfus artışını düşük seyretmesi, gelecekte Almanya’da kalifiye sıkınıtısının çekilmesine, ayrıca piyasadaki arz ve talebin düşmesine neden olacak. Bu noktadan hareket eden Alman İşverenler Birliği ve Federal Aile Bakanlığı, dün Berlin’de ortaklaşa bir konferans düzenleyerek sorunu masaya yatırdı.

KARİYER Mİ, ÇOCUK MU?

Nüfus artışı konusundaki endişeler hiç de yersiz değil. 1964 yılında Almanya’da yılda ortalama 1 milyon 400 bin bebek dünyaya gelirken, 2004 yılında bu rakam yarı yarıya azalarak 700 bin seviyesinde kaldı. Çocuk sahibi olmaya karar vermenin öncelikle kişisel bir tercih olduğunu teslim eden Schröder, ancak doğum oranlarındaki mevcut azalmadan dolayı, konunun kişisel olmaktan çıkıp, toplumsal bir sorun olmaya başladığının altını çizerek şöyle konuştu:

“Genç bir kadının, sırf ’kariyer mi, çocuk mu?’ ikilemine düşüp, sonuçta kararını çocuk sahip olmama yönünde kullanmasına izin veremeyiz. Aynı şekilde, ortalama gelir düzeyindeki bir ailenin bütçesine bakıp ’çocuk yetiştirecek paramız yok’ demelerine göz yumamayız. Tüm bunlar da gösteriyor ki, gelecekte insanların çocuk sahibi olma yönünde karar vermeleri ve bu arzularını yerine getirebilmeleri için devletin gerekli tedbirleri alması gerekiyor.“

HÜKÜMETİN ÖNLEMİ

Berlin hükümeti, bu önlemleri üç ana başlık altında topluyor: Altyapı, para ve zaman. Altyapıdan kastedilen, çocuk yuvaları, kreş ve ana okullarının sayısının artırılması. Halen 3 yaş ve altındaki 1 milyon 200 bin çocuk, kontenjanların dolu olması nedeniyle kreş ve yuvalara verilemiyor.

Okullarda tam gün öğretime geçilmesi de bu çerçevede düşünülen bir başka önlem. Ayrıca devlet tarafından ödenen çocuk parasının, standarta bağlanması yerine her ailenen gelir düzeyine göre belirlenmesi de öngörülüyor. Çalışan annelerin çocuklarına daha fazla zaman ayırabilmesi için de işverenlerin üzerine düşeni yapmasını sağlamak üzere işletmelerin devlet tarafından teşvik edilmeleri de programın diğer bir ayağını oluşturuyor.  

AÇIK GAZETE: Nüfusun düşmesi ve çalışan nüfusunun yaşlanmasından endişe duyan Avrupa Komisyonu’nun demografik değişimle başa çıkabilmek için reform arayışında…  

2030 yılına kadar, Birlik içinde 40 milyon kişi, emeklilik yaşını aşmış olacak. Bu sayı İspanya’nın nüfusuna eşit. Nüfus değişimlerini kontrol altına almak, ülkelerin ekonomik büyümeleri açısından büyük öneme sahip bulunuyor.

Avrupa Komisyonu İstihdamdan Sorumlu Başkanı Vladimir Spidla, Avrupa Birliği nüfusunun 2025’e kadar artarak 470 milyona ulaşacağını ve bunun ardından düşüşe geçeceğini açıkladı.

AB verilerine göre; Avrupa’nın doğum oranı yüzde bir buçuk yani ölüm oranının altında. 25 üyeli AB’de yalnızca Malta ve Kıbrıs’ta nüfus artışı gerçekleşiyor bu da Birlik için dişe dokunur rakamlar oluşturmuyor.”

Çalışma yaş grubu ise alarm verecek biçimde 2005-2030 yılları arasında 21 milyon azalacağı öngörülüyor. Avrupa Komisyon, Eylül ayından itibaren alınacak önlemler konusunda çalışmaya başlayacak. En ussal yöntem ise Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusunun kazanılması…

İLGİLİ YAZI: Avustralya’da doğum teşviki işe yaradı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.