Emeklilikte yaşa takılanlar ve Sosyal Güvenlik Reformu!

İSMAİL BAYER – Geçtiğimiz ay İstanbul’da farklı bir miting ve farklı sloganlar vardı. Çoğunluk orta yaş grubunu geçen ve emekli aylığı bağlanmadığı gibi, işsiz kalanlardan oluşuyordu. Ne emekli maaşı alabiliyorlar ne de yeni iş bulabiliyorlardı. Seslerini duyurmak amacındaydılar.
Duyurabildiler mi? Bu bayram gününde olumlu yanıt veremediğimiz için, emekli olup da emekli aylığı alamayanların hoş görüşüne sığınıyoruz. Aslında sesleri duyulmuyor değil, duyuluyor da, biliniyor da, ama çözüm üreten yok. Onun için duymazlığa gelmek en iyisi diyorlar herhalde.
İşin ilginç yanı, 15 yıl öncesine döndüğümüzde, bir dönem yönetimin idari kademelerinde bulunanlarda ki değişime de şaşırmamak olası değil. Bürokrasi’den siyasi yaşama geçen bazı kişiler, muhalefette dile getirdiklerini, iktidarda olunca tersini söylemekten hiç de yüksünmüyorlar.
Gerçeklere göre yorum değil de, günün koşullarına ve durumlarına yorum yapmalar son yıllarda hızla artmaya başladı. Bunları alkışlayanlara, dün farklı söylüyordunuz, şimdi ne oldu diye soru bile sormayan büyük bir çoğunluk var. İşin asıl acı tarafı da bu.
Fazla değil, şöyle 20 yıl kadar bir geriye gidelim isterseniz. Dünü doğru bir çizgide değerlendiremezsek, bu güne ilişkin doğru yorum yapamayız ve de ileriye yönelik öneri de sunamayız. Bunu öncelikle belirtelim.
Bir Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı anımsıyorum. Öylesine çok parti değiştirdi ki, neredeyse gitmediği parti kalmadı. İşte bu Bakan, Bakanlık binasının önüne bütün katları kapsayacak şekilde reklam ilanları bile astırmıştı.
Sosyal Güvenlik Reformu’ ndan bahsettiği gibi, bir tasarruf programı olan, Bireysel Emeklilik sistemini de, sosyal sigortalara ve sosyal güvenlik sistemine yeni bir alternatif gibi bile sunuyordu. Bunu söylemlerinde de hep yineliyordu.
Reform sözcüğünün, sosyal güvenlik sisteminde çok kullanılmaya başlandığı günlerde ortalık da dolaşan yasa tasarısı taslaklarının da değerlendirildiği bir toplantıda, bir yargıcımızın sözlerini hiç unutmuyorum. “Asıl ‘Reform’, herhalde, ‘Reform sözcüğünü’ yasaklamakla olacaktır”
Yine bilindiği gibi 2000′ li yıllara gelirken, üç önemli sigorta kurumu vardı. Memurlarla ilgili olarak, “Emekli Sandığı, işçilerle ilgili olarak, Sosyal Sigortalar Kurumu, bağımsız çalışanlarla ilgili olarak da Bağ-Kur.
Hiç unutmam, bu kurumların dışından, bu kurumlarda hiç çalışmamış ve “reform” taslaklarını hazırlayanlardan en yetkili bir ismin bir toplantıda, “sigortalılar” ile ilgili tanımlamasını hiç unutmuyorum. “Müşteri”
İşte bu üç kurumu yeni yasa ile birleştirdik. Adeta ayrı yasalarda ki düzenlemeleri, makasla kesip yapıştırır gibi, sayfalarca süren kanun maddeleri yaptık. Maddenin başını okumaya başlayıp, sonuna geldiğinizde ne olduğunu bile tam çıkaramadığınız.
Artık, “emekli”, “sigortalı”,”bag-kurlu” tanımı yok,a’lı, b’li, c’li oldular. Ama aradan bunca yıl geçmiş olmasına karşın, önceki yasada Bağ-Kur kapsamında olanlarla ilgili olarak, “Bağ-Kur” diye bir tanım bile kalmadığı halde, Bağ-Kur’ lular ile ilgili prim affı çıkarıldığına ilişkin geçen yıl reklam panolarına ilanlar bile verdiler.
Bunları sürekli tekrarlıyoruz. “Reform” yaptık diyenlerden en ufak bir açıklama bile yok. Ya gemiyi terk edip ne haliniz varsa görün der gibi ilgilenmiyorlar ya da özür dilemiyorlar. Sağırlar diyaloğu yani.
Gelelim şimdi bugün sorunları nedeniyle meydanlara çıkanlara, yani EYS’liler. Emeklilikte yaş sınırına takılanlara.
Emeklilikte ödemeleri gereken prim gün sayılarını dolduranlar, ya emekli oluyor ya da emekli ediliyor. Emekli oluyor, kıdem tazminatını alarak değerlendirmek istiyor. Yada işveren tarafında emeklilik nedeni ile kıdem tazminatı verilip işten çıkartılıyor. Sonraki yıllarda daha fazla kıdem tazminatı yükü ile karşılaşmamak düşüncesi ile bu işlemi yapıyorlar.
İşte sorun da bundan sonra başlıyor. Daha emeklilik yaşına ulaşamamışlarsa o yaşa gelinceye kadar emekli maaşı bağlanmıyor. Yıllarca bekleyecekler. Yeni bir iş bulma olasılığı da kalmadığında, işsizler ordusuna da katılmış oluyorlar. Ve emekli maaşı da yok.
Bir başka sorun daha var. Yaş sınırına takılmama ya da yaş sınırına gelirken, çalışmadan bazı işyerlerinde sigorta primlerini yüksek ödeyip, ücret almadan çalışıyor gibi görünenler var. Bu durum işverenin de işine geliyor. Gideri olmadığı halde, ücret ve prim ödemiş gibi görünüp, masraflarını yüksek göstererek vergiyi az ödeme yolunu seçmiş oluyorlar.
Şimdi sıkı durun. SGK, bunları belirleyerek, ödediği emekli maaşları ile ilgili, geri isteme davalarına bile yöneliyor.
Karmakarışık oldu diyenlere, siz bir de, bir sorununuz olunca, SGK’ na nereye nasıl başvuracağız ve de yanıt gelecek mi, o zaman görün karmaşıklığı.
İşte Sosyal Güvenlik Reformu’ nun uygulamada ki bir kaç örneği.
2000′ li yıllar öncesinde, “SSK batıyor” söylemi çok sık dile getiriliyordu. Ya şimdi. SGK verilerini, istatistiklerini göremiyoruz ki bilelim.
Ayrıca, İstanbul Belediye Başkanlığı seçimlerinin yenilenmesinden sonra, var olan kazanılmış haklarda da nasıl bir kısıtlamalara yönelim olacak, bekleyin.
Bir bayram günü için bu tür bir yazı yazmanın ne denli zor olduğunun bilinci içinde kaleme alınmıştır.
Sosyal Güvenlik Sistemi, bir yönetim ve finans krizi içindedir. Günün doğru bir değerlendirilmesi yapılamadığı gibi, gelecek içinde doğru bir değerlendirme de yapılamamaktadır. Öneri geliştirme diye bir seçenek üzerinde bile durulmamaktadır. Yapılan harcamaların gerekçeleri, kimlere ve nasıl yapılmakta sonuçları ne olmaktadır. Bunlar kamu oyuna açılıp, bilim çevrelerince açık bir şekilde değerlendirilmelidir.
Biz şimdiden söyleyelim. Önlemler alınması için. SGK sistemi S.O.S vermektedir. Biline.
__________________
İsmail Bayer. 4 Haziran 2019.  Bigadiç.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.