Emiliano Zapata ve Viva… ‘Viva Zapata”

Hemen hazırlanıp gittim ve elbet çok da memnun kaldım. Çünkü fotoğraflarından resimlerine kadar neredeyse hep ZAPATA’ydı sergi ve de ZAPATA’nın yüz genişliğini de taşan pala bıyıkları… Zaten Mexsika denince ZAPATA gelirdi aktlıma ve ZAPATA denince de devrim. Ki, resimler de galeri de kocaman kere kocamandılar!

Çıkarken bir de kitabını alayım dedim Sergi’nin. Kitap,
“A Revolucion İn Art
1910-1940 MEXCİCO “
adını taşıyordu. Ve imza: Adrian LOCKE…
Evde kitabı şöyle bir tarayıp serginin bendeki fırtınalı izlerini yeniden ayaklandırdıktan sonra kütüphanemin “resim kitapları” bölümüne koydum.

Ama kitap, “Şişede durur gibi durmayan” nesneye benzer! Raftaki yerinde rahat duracak mıydı? Üstelik önünden her geçişimde gözüme de batıyordu ve de “VİVA ZAPATA” filminin sahnelerini beynimin ta içine dolduruyordu bir bir…Düşünün ki, filmi izlediğim çağ, lise çağım, 1957-58! Ve yaşımın en romantik çağı… Bir de buna filmi üretenleri ekleyin! Bir kere kitabını yazan John Steinbeck, solcu; yönetmeni Elia Kazan, solcu; ve baş roldeki Marlon Brando, solcu! Ve de canlandırılan Emiliano ZAPATA, solcu kere solcu…E artık olay dörde, sekize katlanmaz da ne olur? Hele köylülerin isyan başlangıcında silahlarını sakladıkları zulalardan çıkardıkları sahneyi unutabilir misiniz? Erkekler oydukları duvarların içine saklamışlar mavzerlerini; kadınlar tabancalarını kuluçkaya yatırdıkları tavukların altlarında… ve buğday çuvalları içinde el bombaları ve ağaçların tepeye yakın gövdelerine sarılmış palalar ve una bulanmış kese kese barutlar, saçmalar ve meyva sepetleri içinde yerleştirilmiş mermiler ve azıklar ve giyim kuşam, ve, ve ve… Akla hayale gelmez yerlerde, akla hayale gelmez silahlar, silahlar…Ve de bir anda köylü sel olmuş akıyor düşman üsttüne ki, dörtnala…
Viva Zapata’yı nasıl unuturum!
Neysa, kitabı raftan indirdiğimde mavzer gibi ağır geldi bana. Chagall’ın bir tablosundan uyarlanmış modern resimli bir kapak, kapağın üstünde kocaman bir MEXİCO yazısı ve bunun da üstünde daha küçük puntolu, “A Revolution İn Arts 1910-1940”…Ve ilk sayfalarda kitabın kimliği, İçindekiler, ve de başkanın önsözü…Ve hemen yan sayfanın tamamında Emiliano ZAPATA Salazar. Bu bir büst görüntüsü, ama resim mi, fotoğraf mı seç seçebilirsen! Koskocaman! Ve bıyıkları boyundan uzun ve de simsiyah ve siyah meksika fötrü başında, siyah ve karartılmış yüz, düz burun, yarı yumuk gözler ile siyah ceketi… Bir alamet bakıyor bu gerilla!
Ve duvar ressamları geliyor gözlerimin önüne: Diego RİVERA, Jose Clemento OROSCO ve David Alfaro SİQUEİROS…Nüfusun yüzde 90’ı okur- yazar olmadığı için Meksika’da, duvarları bir eğitim aracı olarak seçmişler, kitleleri uyarıyorlardı duvarlara çizdikleri kocaman kocaman resimlerle. Tamam da diyorum kendi kendime böyle bir ülkede devrim nasıl olur? Oysa biliyorum Meksika devrimi bir köylü devrimiydi… Ve de “toprak reformu için savaş!” demekti bu. ZAPATA böyle bir olayın ürünü değil miydi? Bir kere kendisi de 8 Ağustos 1879’da Anenecuilco köyünde doğmuş bir köylüydü.. Ve diktatör Porpirio DİAZ’a karşı toprak işgalleri başlayınca bu da katılmış ucundan kenarından ve daha 17 yaşındayken, 30’undaysa da devrime yürümüş bütün köylüler…Ve Diktatör Diaz devrilmiş, yerine toprak dağıtımından yana gözüken ve Zapata’ya yakın düşen Madero gelmiş ama layıkıyla dağıtımı yapmayınca ZAPATA elindeki PLAN DE AYALA programıyla devrimi sürdürmüş…Köylüye, topraksıza toprak : Toprak reformu, toprak reformu…Gerçi, Madero Zapata’ya görüşme, barışma önermiş ve yolda kurduğu tuzakla Zapata’yı öldürtmüş kalleşçe 10 Nisan 1919’da…(Hatırlayın ki, daha Mustafa Kemal Paşa Samsun’a bile çıkmamıştı!) Ve ama Zapata ‘nın köylü devrimi, memleket sathına yayılmış Zapatist gerillalarla ve de sürmüş gitmiş…(sürüyor)
Aklıma Meksikalı bir garibanın ,“Ülkemin iki derdi var: Biri Allaha çok uzak, öbürü Amerika’ya çok yakın” sözü geliyor. Ve hayır arkadaş diyorum devrim bir biçimde ve ihtiyacın gereği olarak devam edecek! EDECEK… Ve aklıma, Rivera’nın büyük aşkı ve de büyük ressam Frida Kahlo geliyor. Aklıma o sıra Meksikaya doluşan dayanışmacı devrimci sanatçılar, mesela İtalyan Tina Modotti, mesela, Alman Josef ve Anni Albersler, mesela Henri Cartier Bresson ve Macar asıllı dünya çapındaki Fotoğraf sanatçısı Roberto CAPA… geliyor. Ve sayfaları çevirdikçe çoğalan fotoğraflarıyla ZAPATA’lar… Hedefine yürürken köylü Zapata, düşmanını altederken köylü Zapata, Trende giderken, kırda mevzilenirken köylü Zapata, gerillaları yönetirken köylü Zapata. Ve bıyıklı v e silahlı… Ve Zapata ve Zapata… Ama ben bunların hangisini yazayım sayın okurlarımız? Devrim uzun, galeri geniş ve kitabı kocaman…
En iyisi başka zaman ama yine bu köşeden devam edelim biz bu Meksika Devrim ve Sanatına.
Ya da;
EMİLİANO ZAPATA
VE VİVA, “VİVA ZAPATA” ya…

Abdullah Nihat Yılmaz
27 Kasım 2013
Londra.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.