Emperyalizmin yeni paylaşım biçimi

Fransa, İngiltere ve Amerika’nın başını çektiği, Birleşmiş Milletler topluluğunun, sivil Libya halkını korumak üzere, apar topar aldığı hava saldırılarını önleme kararı bu topluluğun foyasını da ortaya çıkardı. Fransa öncülüğündeki emperyalist güçler, kararı destekleyen Arap toplulugunun şaşkın bakışları arasında Libya’yı pervasızca vurmaya basladi.

Toplantıyı izleyen Araplar bir anda şaşkına dönüp; “aslında alınan karar bunun için degildi, sivil halki korumak icindi” diye çırpınırken; aptal karga misali, peynir elden gittikten sonra yaşadıkları şaşkınlıkla bunun nasıl olduğunu anlamaya çalışmakla meşguller.

Libya’ya saldırıda elini çabuk tutan ulkenin, Fransa olması doğrusu tesadüfi degildir. Bu durum, Sarkozy’nin sönmekte olan yıldızını parlatmak için bir manevra diye düşünülebilir ancak son iki savasta, yani Afganistan ve Irak savaşının ardından Fransız kapitalistlerinin zarara ugradıklarını unutmamak gerekir. Eğer geriye dönüp bakarsak, Fransa’nın Irak’a yönelik ABD saldırısını destekleme işini biraz ağırdan almasının asıl nedeninin Saddam’la olan ekonomik anlaşmaları olduğunu görürüz, Bütün bu olanları bir yere yazan Amerika, işgalden sonra Fransa’ya zırnık koklatmadığı için Fransız kapitalistlerinin içlerinde bir kuyruk acısı kaldı. Bu yüzden Libya işini saglama almak istediler ve pastadan en büyük payı kendilerine ayırmak için, hava saldırısının başını çektiler.

Libya neden batının gözünde bir çıban olarak görülmektedir?

Yeryüzünde Kaddafi’den daha zalim, baskıcı, anti demokratik ve hala barbarlar çağını yaşayan başka ülke yok mu? Tabiki var ve Suudi Arabistan bu ülkelerin başını çekiyor, ancak demokrasi havarisi batının Suudilere yönelik hiç sesi çıkmıyor. Suudi Arabistan’da başta kadınlar olmak üzere, azınlık gruplara karşı kullanılan insanlık dışı vahşet sadece Amnesty International’in dergi sayfalarında kalıyor. Çünkü Wall Street ve City’i ayakta tutan Suudi sermayesi yani Suud ailesinin petro dolarları buralarda yatıyor. Suud ailesi gidip daha bağımsız bir Arap milliyetçisi grup iktidara gelirse ne yapacağı belli olmaz ve batı buna tahammul edemez.

Elbette batı ve onu var eden güçlerin on yıllardır uyguladıkları boykota rağmen ayakta kalmayı beceren Libya ve Kaddafi rejimine tahammülleri yoktur. Yani nereye vuracagını bilemedikleri aşiret albayı darbeci Kaddafi’nin defteri, batının gözünde dürülmüştür. Çünkü Afrika’nın en zengin petrol yataklarına, bombalarla oluşturacakları bir demokrasi kılıfıyla sahip olmak; Avrupa’yı, içinde bulundugu ekonomik bunalımdan kurtarmaya yardımcı olacaktır.

Batının Libya’ya saldırırken asker, sivil dinlemeyip bombalaması üstelikte bunu demokrasi adına yapması, demokrasi denen kavramın ne kadar hakim güç ve sınıfların hizmetinde oldugunu bir kez daha hatırlatıyor. Çünkü Antik Yunan’da demokrasi sadece vatandaşlara “Citizen” lere tanınan bir haktı, yani 18 yaşın üstünde olan ve üç cenerasyondur Atina’da doğmuş olan, toprak sahibi erkek vatandaşlara verilen bir ayrıcalıktı demokrasiden söz etmek. Sadece onlar yararlanıyordu demokrasinin ve özgür vatandaş olmanın nimetlerinden. Onların topraklarında çalışan mülksüzler ve köleler degil.

Günümüzde demokrasi kimin ne kadar çok bombardıman uçağı varsa o devlete ait bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünya denen çiftliklerinde sadece onlar demokrasinin nimetlerinden yararlanır ve B-2’lerini pervasızca koştururlar “öteki” olanın sema’larında.

Çünkü bütün ötekiler, Barbar sayılıyordu onların tarihinde…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.