Emriniz olur…

Gerek Balyoz ve gerekse Ergenekon davalarından yargılanıp hüküm giyen askerlere, hele alt kademede görev almışlara hiç mi hiç kızamıyorum. Aksine çok da üzücü bir durumla karşı karşıya kalmış ve en çok mağdur olmuş kesim bunlar.
Darbe sevdalıları olarak ön plana çıkmış üst rütbeli askerleri de anlıyorum.
Onların işi ve amacı darbe yapmak ve ülkenin yönetimine el koymak.
Çünkü askeri okulları ve eğitimleri bittikten sonra, ülke yönetimini “ele geçirmiş” sivilllerin, yani siyasetcilerin bu işi yapamadıklarına inanıyorlar.
Öyle yetişiyorlar.
Ve okullarda öyle yetiştiriliyorlar.
İhtilal yaptıklarında da önce işe siyasetc,lerden başlıyorlar.
Meclisi kapatıp onları yargılıyorlar.

Defalarca darbe, darbe teşebbüsü, ihtilal oldu bu ülkede.
Hatta “post modern” darbeleri de gördük.
Muhtıraları veya bilemediğimiz “kalkışmaları” saymak veya bilmek zor.

Demem o ki, Ergenekon ve Balyoz davalarından hüküm giyen ve hala cezaevlerinde tutulan ve beş yıla yakın süredir belki de “suçsuz” olarak cefa çeken alt kademe askerleri benim için çok önemli.

Neden önemli?
Askerlik yapanlar bilir.
Hatta yapmayanlar da bilebilir.
Askeri hiyararşide alt-üst meselesi çok önemlidir.
Üstün verdiği emirler derhal uygulanır.
Uygulanmak zorundadır.
Sivil yönetimlerden ayrı olarak yetişir askerler.
Çünkü ülke savunması için eğitilmişlerdir.
Savaş koşullarına göre de kışla terbiyesi alırlar.
Ast üstün emirlerini derhal yerine getirir.
Bir üst rütbe, bir altı her an yönlendirebilir.
Ast eğer üstün verdiği emri, talimatı yerine getirmezse ne olur.
Derhal disiplin kovuşturması geçirir ve askerlikten çıkarılmaya kadar uzar gider bu iş.
Yani yaptırımı ağırdır ve kolay kolay göze alan çıkmaz.
Gelelim Ergenekon ve Balyoz davalarındaki durum-vaziyete.
Burada yargılanan ast konumundaki askerler, darbe ğlanlaması sırasında üstlerinden emir aldılar.
Onların dediklerinin dışına çıkamadılar.
Çıkmak kolay da değildi.
Ve darbeye teşebbüs suçuna ister istemez bulaşmış oldular.
Ne kadar “Ben yapılan toplantıya emir gereği katıldım”deseler de, yasaalar kanun dışı emirlerin dinlenemeyeceğini de öngörüyor ve bu mazereti “yok” addedebiliyor.
Yani pisi pisine bir tablo ortaya çıkıyor.

Gelelim darbe işine bulaşmış sivillere.
Onların tuzu kuru.
Onlar bu işe emir-komuta zinciri içinde katılmış değiller.
Hatta hiç bir teklif almadan askerlere “ emret komutanım” dıye bu darbe işine bulaşmış da olabilirler.
Hatta Genel Kurmay Nizamiyesinden girdikten sonra “ Emriniz olur komutanım” deyip paşalara tenanna çakan nice sivil ve hatta gazeteciler gördük ve biliyoruz.

Sivillerin tuzu kuru ve ne yapıp yapıp bu darbe teşebbüsü işinden sıyrılabiliyorlar.
Yasaların “arkasından dolanmak” işini siviller daha iyi biliyor.
Sonunda en çok alt kademe askerler mağdur oluyor.
Tabii onların aileleri, çocukları ve yakınlarının çektikleri de caba.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.