En kritik 30 Ağustos

En kritik 30 Ağustos

0
PAYLAŞ
Sinan Olcayto
Sinan Olcayto

SİNAN OLCAYTO – Rivayet odur ki bir gün ajanları padişah 4. Murat’a giderek kendinin bilge olduğunu iddia eden bir kayıkçı’nın varlığından bahseder. Meraklanan 4.Murat bu adamla tanışmak için kıyafet değiştirerek çalıştığı yere gider ve o kayıkçıyı bulur. Ücretini ödeyerek kayığa biner. Kayıkçı konuşmayı sevmeyen bir adamdır. 4. Murat “sana bilge diyorlar, doğru mu?” diye sorar. Kayıkçı “Teveccüh etmişler” diye yanıtlar. 4.Murat da fal,büyü ve benzeri her şeyin yasak olduğunu hatırlatır. Kayıkçının cevabı ise “Haklısınız Hünkarım” olur. 4. Murat kayıkçının kendisini tanımasına şaşırmıştır. Yine de kayıkçının bir sahtekar olduğuna inanmaktadır. “Sana nereye gideceğimi söylemedim, Nereye çekiyorsun küreği” diye sorar. Kayıkçı Saraya gireceğiniz kapıya gidiyorum hünkarım” diye yanıtlar. 4.Murat bu konuşmaları artık kişisel bir dava haline getirmiştir. Cebinden bir kağıt ve kalem çıkarıp kayıkçıya hangi kapıdan gireceğini yazmasını ister. Eğer doğru yanıtı bilemezse kellesinin gideceğini bilen kayıkçı padişahı dinler, kağıdı yazarak ona uzatır. 4.Murat kağıdı katlayarak cebine koyar ve kayıkçıya gideceği yönü tarif eder. Sonunda kapı olmayan surların önünde biryerlerde iner ve adamlarına duvarı yıkarak kapı açmalarını emreder. Zira egosu yüksek padişah kaybetme riskini göze almak istememiştir. Surlar yıkılır ve kapı açılır. Padişah gururla “Gördün mü kayıkçı, belli ki sandığın kadar bilge değilmişsin” der. Kayıkçı” Henüz kağıdı okumadınız hünkarım” diye yanıtlar. 4.Murat şaşkınlıkla cebinden kağıdı çıkarır. Kağıtta “Yenikapı” yazmaktadır.

Yine rivayet odur ki 4.Murat o kayıkçıyı sarayına aldırmak istemiş, altınlar vaat etmiş ama red edilmiştir. Kayıkçı ölene kadar kayıkçılık yapmış ve Yenikapı da bilgelerin kapısı olarak anılmış. Hatta büyük padişah toplantılarıyla başlayan gelenek AKP’ye kadar devam etmiştir.

Yenikapı’da yapılan son miting de bizlere birtakım ipuçları verdi. Bunlardan en önemlisi AKP ve MHP’nin gelecekle ilgili sıfır öngörüsü olduğuydu. Halkı galeyena getirici konuşmalar, alkış aldıran demodeleşmiş milliyetlici söylemler falan derken zaten fazla ilgi görmeyen miting iyice sıkıcı bir hal aldı. Araya giren spikerler heyecan katmak için yuhalatmalar ve küfürler için ortam hazırlamaya kalktıysa da belli ki şakşakçı tayfa yoğun politika ve devrim yapmaktan iyice yargun düşmüştü.
Daha sonra sahneye büyük bir tezahüratla CHP genelbaşkanı Kemal Kılıçdaroğlu geldi. O da İsviçrenin Alplerindeki küçük ve güzel bir kasabada yaşadığını zannettiğini sandığından olsa gerek kendince hazırladığı 12 maddelik bir bildirgeyi okudu. Mitinge katılanların %99’u zaten anlamadı %1’i de CHP’liydi. Ayıp olmasın diye alkışladılar.

HDP çağırılmamıştı. Solcu bir partinin pek gereği yoktu hele o parti kürt tabanını temsil ediyorsa. Çünkü Kürt solcu olamazdı. Ya asimile ya da yeni kimlikli müslüman tipi olmalıydı. Güneydoğudaki TOKİ evlerine o kadar parayı boşuna vermiyorlar tabii. HDP’liler de medyada ve sosyal medya’da yer buldukları kadarıyla açıklamalar yaptılar ama aslında onların fikirleri de ucuz taşra edebiyatının önüne geçemedi.

Bir başka ipucu da böylesine stratejik önemi olan, potansiyeli yüksek bu güzel ülkeyi yönetecek çap ve kabiliyette hiçbir partinin ve ya oluşumun olmamasının açıkça ortaya çıkmasıydı. Hatta askerleri ve ordusu bile darmadağan olmuş bir ülke haline geldiğimizi gördük. Meclisteki hiçbir partinin bu ülkeyi ileriye taşıyamacağını fark etmekten acı bir tecrübe ne olabilir ki? Bu miting bize bunu da gösterdi.

Yenikapı mitingi aslında bir zaman kazanma amacını taşıyordu. 15 Temmuz darbe girişimden sonra kafası kopmuş tavuk gibi koşturan AKP hükümeti 3 aylık OHAL süresince bir strateji geliştirmesi gerektiğini biliyor. Zaman daralıyor ancak tek yapılan müz cumhuriyeti tipi toplu tutuklama ve gözaltılar yaparak sonradan yavaş yavaş ayıklamaktan başka birşey değil.

Hiçbir şey üretemeyen sadece serbest piyasa ekonomisiyle ayakta kalmaya çalışan ülkemizin para babaları bir an önce düzlüğe çıkılmasını istiyor. Ama AKP’nin eli kolu bağlı. Bunca yıldır yatırım yaptığı Fettulah Gülen ve tayfası artık yok. AKP’nin orduyu islamlaştıramayacağı kesin ama boşalan bölüm nasıl doldurulacak? Kim doduracak? Belirlenmiş öncelikli dış politikalar nasıl şekillendirilecek? Türkiye “Kervan yolda düzülür” mantığıyla yönetilemeyecek kadar büyük bir ülke olduğundan yeni stratejilerin acilen hazırlanması gerekmekte.

Şu anda AKP için tek yol kuruluşundan beri öcü gibi korktukları Kemalist kesimle birlik kurarak demokratik ve laik sistemi güçlendirmeye çalışmak olacaktır. İronik olarak yıkmaya çalıştıkları sistem onları kurtardığından şu an için takiyecilik bile olsa tek tercihlerinin bu olduğu söyleyebiliriz.

CHP için bu altın tepside sunulmuş bir fırsat olsa da yine başarısız olacak. Tek politik dayanağı AKP’ye saldırmak olan olan CHP eli boş kaldığında yapacağı bir sey olmadığını da biliyor. 13 yıldır tek bir strateji gerçekleştiremeyen bu partinin birden atılıma kalkmasını beklemek hayalin bile ötesinde olur.

Bu miting sonrası önümüzde 94.sunu kutlayacağımız 30 Ağustos Zafer bayramı var. Belki de bu yıl diğerlerinden çok daha önem taşıyan bir kutlama olacak. Asker ve devlet yan yana gelecek. Ordunun yaraları manen de olsa sarılmaya çalışılacak. O askerlerle bu askerler arasındaki farkların altı kalın bir çizgiyle çizilecek. Ülkenin inanılmaz bir badire atlattığını hep beraber iyice anlayacağız. O gün Cumhurbaşkanı Erdoğan da büyük ihtimalle ilk yaptığı balkon konuşmasının bir benzerini tekrarlayacak. Biz mi? Biz de Yenikapıya gidip bilge bir kayıkçı aramaya devam edeceğiz.

BİR CEVAP BIRAK