ENDONEZYA… “Sulawasi Adasında ölüm bir son değil başlangıç!”

PAYLAŞ

Geçen yaz İngiltere Galler de yaşayan kayınvalidemle sohbet ediyorduk. Konu döndü dolaştı ölüm ve cenaze törenlerine geldi. Kendisi İngiltere’deki cenaze törenlerinin çok pahalı olmasından yakınmaktaydı! “Allah gecinden versin dedim, sen düşünme bunları” 74 yaşında, tek başına yaşayan kayınvalideme..

Bizde konuşmaktan sakındığımız bir konuyu rahat rahat irdeliyorduk. Son zamanlarda

posta kutusunda en hesaplı ve görkemli cenaze töreni yapan firmaların el ilanlarını buluyormuş. Cenaze törenini 12 taksitle yapanlar mı dersiniz! Bir plan kapsamında kredi önerenler mi? En kalitelisiden tabut önerenler mi! Bir plan yapacak kadar geliri olmayanlara vadeli bir hesap acarak aylık belli miktar bir kenaraya koymayı önerenler mi! Neler neler?

Verilen mesaj : “Hayattayken bu konuyu açıklığa kavuşturmaları ve arkada kalanlara zahmet bırakmamaları için teşvikler, teşvikler.. Bir çok evlat tören için kendi paranızı kullanmanızı istermiş, onlara yük olmamalıymış.. Planınızı yapın, sonra bu konuyu kafaya takmayın, gerisini biz hallederiz.”

Elbette asgari 2400 İngiliz sterlini ile başlayan cenaze törenleri için belki de bu kadar endişe etmek yerindedir bilmiyorum.

Bildiğim, hatırladığım bizde eskiden yaşlıların cüzzi bir miktar kefen paralarını bir kenara ayırmaları! Belki köylerde yine devam ediyordur ancak şehirlerde belediyeler hızır gibi yetişiyor! İslami kurallara uygun olarak cenazeyi olabilecek en kısa zamanda defnediyor, ebedi istirahatgâhına teslim ediyor.. Çoğunlukla uzaktaki yakınlar bile beklenemiyor. Uzun, detaylı törenler bir yana cenaze namazları toplu olarak kılınıyor, acılı aile ne olup bittiğini anlamadan merhum ile vedalaşıyor!

Yakının kaybeden bir arkadaşım belediyelerin yaptığı en iyi hizmetin belki de cenaze hizmetleri olduğunu söylemişti.

Ankara Karşıyaka Mezarlığında da katıldığım bir tören de yanımda bulunan yabancı-Hristiyan bir arkadaş “Herşey ne kadar çabuk olup bitti” demişti. Herkesin geleneği başka elbette.

Bunları anlattığım ve hayran kalan kayınvalıdemin şikayetçi olduğu başka bir konu daha vardı!

Üç yıl önce taşındığı Galler de yeni uygulamaya konulan bir Kanun!.

Cenaze töreni masrafına son verecek böyle bir Kanundan herşeye rağmen yine de hiç hoşnut olmadığını vurguluyordu.

Yaklaşık 1.5 yıl önce yürürlüğe giren kanuna göre Galler de bir kişi öldüğü zaman hükümet merhumu alıp bedenini istediği gibi kullanıyormuş. Büyük olasılık insanlık yararına hayırlı işler için kullanıyordur ama bu fikir yani bedenine direk el konulması , Hükümetin malı gibi işlem yapması fikri ona çok rahatsız edici geliyordu.

Yine posta kutusunda eline geçen bir form da bu kanunun uygulaması ile ilgiliymiş. Eğer vatandaş bu kapsama girmek istemiyorsa, yani “Hükümet benim ölü bedenime sahip çıkamaz, bedenimi bağışlamıyorum “ diyorsa işte o zaman o formu doldurmak gerekiyormuş ve otomatik sistemden ancak o zaman çıkmak mümkünmüş. Her kişinin kendi adına gönderilen o form görülmez ya da eline geçmezse ve doldurup ibraz etmezse ne o şahsın ne de yakınlarının artık merhumun bedeni üstünde bir söz hakkı kalmıyormuş!.

En maliyetli cenaze töreni Endonezya’da “Rambu Solo”

Tüm bunların yanında Endonezya’da öğrendiğim eşi benzeri olmayan bir cenaze töreni var ki onu anlattım kendisine!

Nüfusun çoğunluğunun müslüman olduğu, yüzlerce farklı etnik grup ve dini inancı ile bir mozaik olan Endonezya’nın uzak bir adasında yapılan bir hayli değişik bir tören !

Sulawasi Adası Tana Toraja bölgesindeki Rambu Solo töreni belki de dünyanın en pahalı cenaze töreni! Bu açıdan İngiltere’deki törenlerle yarışır. Tam anlamıyla nev-i şahsına münhasır bir tören, aslında sosyal bir olay!

Gelişmiş ülkelerin aksine orada aile bireylerinin büyüklerin, ataların ölümlerinden sonraki törenin masrafını düşünmeleri hiç gerekmiyor. Çünkü her şey arkada kalan yakınlarının üstünde,. Bu tören onların boyun borcu ve töreni yapmak bir onur, yerine getirilecek en büyük görev-sorumluluk.

Vefat eden kişi evde yaşıyor!

Değişik olan ölüm ve tören arasında işleyen süreç! Sulawasi Adası Tana Toraja Bölgesinde ailede bir kişi öldüğünde öldü olarak kabul edilmez. Hasta kişi olarak adlandılır ve Tonkonan adı verilen adeta bir tekneyi andıran evin bir odasında ağırlanır. Sembolik olarak günlük yemeği, cayı, sigarası verilir, ziyaretçi kabul edilir, sohbet edilir. Torunlar varsa etrafta dolaşır hatta oyunlarına müdahil eder merhumu.. Bu çok alışıldık bir durumdur, insan ölse de ailede göz önündedir, tamamen gitmiş değildir.. Bu arada eve bir marangoz gelir merhumun tahtadan heykelini oyar ve kıyafetleri bu temsili heykele giydirilir, törene kadar beklenir.

Ölümden 15 yıl sonra cenaze töreni

Tören öyle bir-iki gün içinde yapılmaz! Bu süre 1 ay da olabilir, 1 yıl da, 15 yıl da ! Geçen yıl bölgeye ziyaretinde şans eseri bir törene denk gelen bir arkadaşım merhumun 15 yıl önce ölmüş olduğunu öğrenmişti!

Niye beklenir bu kadar?

Beklenir çünkü çok para gerekmektedir ve tüm masrafı karşılayacak para kısa zamanda biriktirilemez. Bu yüklü bir miktarı bir araya getirmek tüm ailenin vazifesidir.

Törende bir çok manda ve domuz kesilir, pişitilir, dağıtılır. Soylu bir aile ise manda sayısı 24 ile 100 arasında değişir ki bu hayvanlar çok fiyatlıdır..Orta gelirli bir ailede 8 manda, 50 domuz yeterlidir. Kesilen hayvan sayısı ile orantılı törenin büyüklüğü ailenin soyluluğuna gösterir.

İnanca göre özellikle özellikle manda Torajalılar için kutsaldır, ölenleri artık sonsuza kadar kalacakları ikinci ve ölümsüz asıl hayatlarına (Puya) en kısa yoldan ve çabuk götürecek hayvandır.

Ne kadar çok manda kesilirse yol o kadar kısalır. Aile bireyleri o yüzden büyükleri için bu sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmek ister. Merhumun ruhunun huzura kavuşması ve kalanları rahat bırakması için gereklidir bu kadar masraf. Yıllarca çalışıp, didinip biriktirdikleri parayı bir anda törende harcayıverirler. Törenler adeta bir şenlik, bir kutlamadır. Asıl inançları animizm olan Toraja insanı Hristiyan misyonerlerin etkisiyle din değiştirip Hıristiyan olmuşsa da bu geleneklerini kendi deyimleriyle “adat”larını değiştirmemiş,ilk günkü gibi uygulamaktadır.

Yalnızca bu nedenle Sulawasi adası 1960’lardan beri turistlerin ilgisini çekmektedir. Bu geleneksel farklı töreni görmek için uzaklığına ve meşakkatli yolculuğuna aldırmadan adaya giden turistler yerel halk tarafından hoş karşılanir. Ancak bir törene denk gelmek tamamen şanstır. Törenlerin zamanı turistlere göre ayarlanmaz.

Tören gününde kurbanlar kesilip, sırf tören için yapılmış özel platformda merhum taşınır ve kaya mezarlarına değerli takıları ve esyaları ile müzik eşliğinde bırakılır, gömülmez. Kayaların balkon gibi ön kısmına merhumların giydirilmiş heykeleri konulur, yüzleri köye dönüktür. Oradan köyü izledikleri ve öbür dünya ile yaşayanlar arasında gerektiğinde aracılık yaptıklarına inanılır…

Duyduğuma göre bugünlerde Hükümet ailelerin varını yoğunu yatırdığı bu törenlerin maliyeti nedeniyle masrafta sınırlamalar getirmeye çalışıyormuş!

Görünen o ki otorite ne bireyleri ne de gelenekleri rahat bırakıyor, her fırsatta gücünü hatırlatıyor.

 

CEVAP VER