Enerji savaşları ve bağımsız kalma erdemi

20. yüzyıldan başlayarak her çeyrek yüzyılda yaşanan değişimlere yeni bir Çağ ismini vermek moda olmuştur. Bu süreçte bir çok Çağ yaşadık. Son yıllarda yaşadığımız Çağ’a ilişkin de bir çok öneri ortaya atıldı.
 
Felsefeciler, Kuşku Çağı’nda mı yaşıyoruz diye sordular. İletişimciler, Bilgisayar Çağı’na girdik, dediler. İletişim Çağı mı, yoksa Demokrasi Çağı’nda mıyız? İnsan Hakları Çağı mı başladı, Soğuk Savaş Çağı mı bitti?
Küreselleşme Çağı yaşandı ve bitti mi ? Amerikalılaşma Çağını mı yaşıyoruz?
 
Kim ne derse desin, 21. yüzyıl,Enerji Savaşları Çağı olacaktır. 21. yüzyılın çatışmalarını ve ittifaklarını, enerji kaynakları ve gelişmiş ülkelerin enerji ihtiyacı belirleyecektir.
 
Orta Doğu’daki yeniden yapılandırma çalışmalarının arkasında ne var dersiniz. Orta Doğu, dünya petrol rezervlerinin üçte ikisine sahip. Petrol tüketiminde ise Orta Doğu ülkelerinin esamisi bile okunmuyor. Orta Doğu, petrol savaşlarının kalbidir. Bu nedenle, Orta Doğu’ya Demokrasi çağı hiç gelmeyecek. Orta Doğu’ya İnsan Hakları Çağı hiç uğramadı ve yakın zamanda da uğramayacak.
 
Dünya petrol arzının dörtte biri Suudi Arabistan’ın denetiminde. İran, Kuveyt, Irak ve Suriye’yi de içine katarsanız, bu oran çok daha önemli hale geliyor. Peki, petrol üreten ve ihraç eden bu ülkelerde demokrasi, insan hakları ve siyasal istikrar neden yok dersiniz ? Bu kavramlar, o ülkelerin kültürüne uygun düşmüyor mu?
 
Rusya, dünya enerji kaynaklarını denetim altına almak peşinde. Rusya’nın öncülüğünde İran, Türkmenistan, Kazakistan ve Azerbaycan arasında yakın zamanda bir Hazar Zirvesi gerçekleştirildi. Bu Zirve’den ABD öncülüğündeki Batı Bloğu büyük rahatsızlık duymuşa benziyor. Gürcistan müdahalesi nedeniyle Avrupa ülkeleri, Rusya’ya tavır almaya kalktılar. Enerji vanalarının kapanabileceği korkusu, Avrupa ülkelerinin uykusunu kaçırdı. Rusya’yı kuru bir kınamak dışında hiç bir adım atamadılar.
 
ABD Başkanı Bush, Hazar Zirvesi ile aynı günlerde Üçüncü Dünya Savaşı’ndan söz etmeye neden başladı dersiniz. ABD’nin Gürcistan müdahalesini bahane edip Karadeniz’e savaş gemileriyle yardım paketleri gönderme kararı almasının ardıında ne olabilir ?


Hazar Zirvesi’nin en önemli iki aktörü, Rusya ve İran’dı. Beş ülkenin komşusu olduğu Hazar havzasında 100-200 milyar varil petrol rezervi bulunuyor ve bu rezervin tahmini değeri 12 trilyon dolar. ABD’nin düşman olarak gördüğü iki ülkenin İran ve Rusya olması, Hazar petrolleri olabilir mi ?
 
21. yüzyılda yeni çatışmalar, ittifaklar, antlaşmalar ve gelecek planları, enerji kaynakları üzerinde şekillenecektir. 21. yüzyılın ilk savaşları, enerji savaşları olacağa benziyor. 21. yüzyılın ilk ittifakları da enerji ittifakları olmaya başladı bile. Türkiye, enerji kaynaklarının geçiş noktası olmak anlamında bu konumunu avantajlara dönüştürebilir. Ancak, ABD gibi ülkelerin uydusu konumuna girerse, karşısında Rusya gibi enerji devlerini bulacaktır.
 
Dünya, yeni bir Soğuk Savaş atmosferine girdi. Bu savaşın eski soğuk savaşlardan daha farklı olarak ‘Ilık Savaş’ biçiminde daha şiddetli ve açık olacağı anlaşılıyor. Rusya’nın sert tavrı, bunun açık kanıtıdır.


21. yüzyıl, enerji savaşlarına gebedir. Bu nedenle, Türkiye gibi jeo-politik konumu çok önemli olan ülkelerin iki kutuptan da bağımsız olarak bu durumu avantaja dönüştürmesi gerekir. AKP iktidarının ABD uydusu görünen politikalarının Anavatan Türkiye açısından kötü sonuçlar doğuracağı, Rusya ile yaşanan gümrük anlaşmazlığında görüldü. Bu bizlere ders olsun ve savaşçı taraflardan ve iki kutuptan uzak durmayı başarabilelim. Bu süreçten karlı çıkacak olanlar, savaşlardan uzak durabilenler olacaktır.


*Yrd. Doç

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.