Engelli milletvekili: Joseph Hume

Zihinsel engellilerin güvenebileceğiniz bir yanları vardır. Öğretilenlerin dışına çıkmazlar. Arada sırada yapmalarını istediğiniz şeyleri tekrarlayın yeter. Onlara öğretin, aynen uygularlar. Bir sporcuysa; spor çantasını asla unutmaz. Bir kapıyı beklerken kuralları çiğnetip güvenliğinizi sarsmaz. Sizin için saklamasını istediğiniz bir şeye zarar vermez. Başka ne beklersiniz ki dostlarınızdan.


Engelli bir çocuğu okutmak, onun eğitimini her şeyiyle üstlenmek size büyük bir huzur verebilir. Olanaklarınız varsa bu zevki ve mutluluğu yaşayın. Beklentiniz olmadan böyle bir yardımı yapmayı göze alabilirseniz, büyük bir mutluluk yaşarsınız.


Zeka her şey demek değildir. Çalışkanlık ve sabır bazen pek çok yeteneğin önüne geçebilir. Para ise gerekli, ama ‘şart değil’ diyebileceğiniz kadar çok, İngiltere’nin Milli kahramanlarının öykülerini anlattım sizlere. Küçük bir el uzatma, günümüzde de engelli gençlerin önünü açmaya yeter.


Joseph Hume zihinsel engelli değil, ama orta zekalı bir çocuktu. Çok fakir aileden geldi. Üstelik şanssızlıkları da oldu. Babasını küçük yaşta kaybetti. Annesi Montrose’de küçük bir dükkan açıp işletmek zorunda kaldı. Kadın çocuklarını yetiştirebilmek için bu çalışmanın içine girdi. Joseph’in doktor olmasını arzu ediyordu. Oğlunu bir doktorun yanına verdi. Çırak olarak çalışarak doktor olma şansını yakalasın istemişti. Hume annesinin desteği ile doktorun yanında çalıştı, diploma sahibi oldu. İlk işi, Hindistan’a gidecek bir gemide gemi doktorluğu yapmaktı. 1803 yılında Mahratta savaşına katıldı. General Powel ile birlikteydi. Bu seyahatlerinde yerlilerin dillerini öğrendi. Orduda tercümanlık görevine atanacak kadar yerli dillerini kullanmaya başladı. Tıp mesleğinde de ilerlemişti. Sağlık grubunun başına kendisini geçirdiler. Posta ve muhasebe işlerini de ona vermeleri, onun da; bu farklı farklı işleri, sabırla on yıl devamlı yapması, günümüzde insanları şaşırtmaya yeter. On yılın sonunda İngiltere’ye döndü. Bilgi birikimi içindeydi, zengin bir adam olmayı da başarmıştı. İlk işi ailesinde fakir insanlara yardım etmek, onların yaşam seviyelerini yükseltmek oldu. İngiltere içinde seyahat ediyor, memleketinin dertlerini dinliyordu. İngiltere’nin köylerini adım adım dolaştı. 1812 de milletvekili olduğu zaman yalnız İngiltere’nin değil, başka ülkelerin de siyasi yaşamını incelemişti. Parlamentoda yerini aldı. Zeki İngiliz parlamenterlerin içinde; bazen gülünç, bazen de tek başına kalma durumları olmasına rağmen; hep iyi niyetliydi, dürüst ve sabırlı yaklaşımıyla başarılı oldu; bu gün de kendisinden söz ettirmeyi başardı. Ağzından çıkana insanların inanmasını sağlayan bir güven kazandı. Otuz dört yıl milletvekilliği yaptı.


Yılmadan usanmadan insanlarla uğraşmak, fikirlerini geri çevirseler de ısrar etmek; bir politikacı için de kolay bir iş değildir. Saatinde Parlamentoda olmak, hiçbir oturumu kaçırmamak, projeler sunmak… Oy toplamak varken bunu yapabilmek acaba bu orta zekalı adam için nasıl bir kazançtır dersiniz’


Çok iyi çalıştı. İlk nutku eğitimle ilgiliydi (Genel Eğitim) ardından diğerleri geldi. ‘Suç Reformları’ ‘Yatırım Bankası’ ‘Serbest Ticaret’
‘ Ekonomi ve Tasarruf’ ‘Seçim Kanunu’ onun çalışmaları arasındaydı.


Bu kadar çok işi yapabilmesini erken uyanıp, zamanı iyi kullanmasına borçlu olduğuna inanırdı. bu alışkanlıpında da annesinin etkisi büyüktü…


Yazarın diğer çalışmaları için: www.filiztosyali.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.