Engelli Yasası, engelli dinlemiyor!

“www.bianet.org”da yer alan  Kemal Özmen’in aşağıdaki araştırma haberinde Türkiye’deki ekonomik siyasal ve sosyal engellemelerle yaşamını sürdürmeye çalışan 8.5 milyon engellinin, 10-16 Mayıs Sakatlar Haftası’nda giderek artan sorunlarına çözüm beklediği aktarıldı.


İş bulmada, eğitimde, sağlıkta, sosyal güvencede, sosyal haklarda, toplu taşıma ve konutlarda, kentsel planlamada yok sayılan sakatlar, dört duvar arasına kapatılmak, yaşamın kıyısına itilmek istemiyorlar.


Sakatlar, Meclis’e getirilmesi konusunda daha önce üç kez tarih verilerek beklenti yaratan, şu anda da Meclis gündeminde olan Engelliler Yasası’nın, kendi talepleri dikkate alınarak çıkarılmasını istiyorlar.


“SORUN HEPİMİZİN”


Türkiye Sakatlar Derneği Genel Başkanı Şükrü Boyraz, çıkarılmak istenen yasanın sakatların taleplerini karşılamaktan çok uzak olduğunu belirtti.


“İçi boş bir yasa istemiyoruz. Yasa tasarısı, temennilerden öteye gitmiyor. Öte yandan bugüne kadar kazanılmış emeklilik ve vergi indirimi haklarımız da elimizden alınıyor. Hükümetin değil toplumun istediği yasalar çıksın. Bizi hiçe sayan yasayı biz de hiçe sayıyoruz.”


Sakat yazar Nazmiye Güçlü de, sakatlarla ilgili yasa tasarısının hukukçular ve medya tarafından yeterince tartışılmaması ve gündeme getirilmemesini eleştirdi.


“Sakatlarla ilgili şeyler sadece sakatları ilgilendiriyor gibi düşünülüyor. Sakat sorunu, sakat olmayanların sorunu olmadan çözülemez. Çünkü bugün sakat olarak istediğim her şey, ileride herkes için gerekli olacak; çünkü herkes bir gün yaşlanacak.”


“NÜFUSUN YÜZDE 12’Sİ ENGELLİ”


Devlet İstatistik Enstitüsü’nün 2003 Özürlüler Araştırma sonuçlarına göre, Türkiye’de 8 milyon 431 bin 937 engelli var. Nüfusun yüzde 12.29’unu oluşturan engellilerin 3 milyon 783 bin 197’sini erkekler, 4 milyon 648 bin 740’ını ise kadınlar oluşturuyor.


Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun kabul ettiği Sakat Kişilerin Hakları Bildirgesi’nde engelli tanımı şöyle yapılıyor:


“Normal bir kişinin kişisel ya da sosyal yaşantısında kendi kendisine yapması gereken işleri, bedensel veya ruhsal yeteneklerindeki kalıtımsal ya da sonradan olma herhangi bir noksanlık sonucu yapamayanlar.”


Nazmiye Güçlü, Sakatlar haftası nedeniyle yapılan etkinliklere itirazı olduğunu belirterek “etkinliklerin belirli günlere sıkıştırılmasının ayrımcılık anlamı taşıdığını” söylüyor.


“Devlet ve hükümet yetkilileri sakatlar günü ya da haftası diye mesajlar veriyorlar. Onun dışında, biz yaşamıyormuşuz gibi davranıyorlar. Oysa biz çoğuz. Hem çoğuz hem de sadece bizi ilgilendirmiyor. Onlar da bir gün yaşlanacak.


Bugünler dışında yok sayılmak, senede iki kez hatırlanmak istemiyorum. Ben her gün bu ülkede yaşıyorum.”


YASADA NELER OLMALI?


Güçlü, Meclis gündemindeki yasa tasarısında herkes için ulaşılabilirlik maddesinin mutlaka bulunması gerektiğini ve sakatlara yönelik ayrımcılığın suç kabul edilmesini istiyor ve ekliyor “Yasa, ‘sakat mühendis istemiyoruz’ diyen işverenlerin yanına kâr kalmamalı.”


Yasa tasarısında sağır örgütlerinin talepleri arasında olan işaret dilinin resmi dil kabul edilmelisi gerektiğine de dikkat çeken Güçlü, “Çünkü sağır birisi ne yaralandığında doktorlara derdini anlatabiliyor, ne de başı derde girdiğinde haklarını aramak için hukukçulara derdini anlatabiliyor. İşaret dilini hepimizin öğrenmesi gerekiyor” diye konuştu.


Güçlü, sakat örgütlerinin sakat sorununa ilişkin yaklaşımları farklı olduğu için bir araya gelememelerinin, sorunlar karşısında taleplerini ortaklaştıramamalarının çözüm almalarını zorlaştırdığını söylüyor.


“Meclise sakat örgütlerince sunulan üç ayrı taslak var. Bu aralarında anlaşmazlığı gösteriyor. Aralarındaki anlaşmazlık sakat insanların örgütlere güvenini sarsıyor. Mücadele için örgütlerin güçlenmesi şart. Bir yandan haklarımız için devlet ve hükümetle ayrımcılığa karşı toplumla mücadele ederken, bir yandan da kendi içimizdeki sorunlarla mücadele etmemiz gerekiyor.”


Sosyal devlet değiliz, sakatların yüzde 98’i işsiz, yüzde 96’sı eğitimsiz


Şükrü Boyraz, 8.5 milyon sakatın, aileleriyle birlikte toplam 30 milyon insanın, “zihniyet sakatlıklarıyla” boğuşmak zorunda kaldığını, ekonomik, toplumsal mağduriyeti önleyen, insan onuruna yaraşır bir yaşam için adımlar atılmadığını belirtiyor.


“Sakat doğmayı veya sakat olmayı biz kendimiz seçmedik. Ülkemizin olumsuz yaşam koşulları ve hükümetlerin ağır ihmali armağan etti bize.”


Sosyal devletin, toplumun en güçsüz kesimlerinden başlamak üzere, yurttaşlarının başta sağlık, eğitim, istihdam ve sosyal güvenlik gibi temel gereksinimlerini karşılaması gerektiğini, bunun hükümetlerin anayasal yükümlülüğü olduğunu hatırlatan Boyraz “Buna karşın, bugün ülkemizde sakatların yüzde 98’i işsiz, yüzde 96’sı eğitimsizdir” dedi.


“Sakat kadrolarında kamu kuruluşlarında 40 bin civarında açık var. Özel kuruluşlar zaten sakat çalıştırmaya sıcak bakmıyor ve almamak için her türlü olumsuzluğa başvuruyor. Hükümetlerin ifadeleri ve uygulamaları Anayasa’yla çelişiyor. Sakatların sosyal devletin gereklilikleri kapsamında yaptığı tüm başvurularda, kapılar yüzlerine kapanıyor. O halde sosyal devlet değiliz.”


“KADINLAR İKİ KEZ ENGELLİ”


Anayasanın 10. maddesindeki eşitlik ilkesinin de yok sayıldığını, toplumda sakatlara karşı ayrımcı değer yargıları, düzenlemeler ve uygulamalar son derecede yaygın olduğunu vurgulayan Boyraz şöyle devam etti:


“Genel nüfus içerisindeki oranımız yüzde 12.29 iken, ulusal gelirin sadece on binde dördü bizler için harcanmaktadır. Kentlerimiz, kamusal yaşam alanlarımız ve konutlarımız, sakatlar yok sayılarak planlanmıştır.


Bilgiye ve gitmek istediğimiz yerlere erişebilmemizin önünde büyük engeller bulunmaktadır.Sakat bir arkadaşımız sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için altını bağlamadan sokağa çıkamıyor. İstanbul gibi bir metropolde sakatların kullanabileceği tek umumi tuvalet yok. Bu şartlarda eşitlik ilkesinden söz etmek olanaksız.”


“Türkiye şartlarında kadınsan zaten sakatsın, sakat bir kadınsan ikinci bir sakatlık yaşıyorsun” diyen Boyraz, “Toplum sakat kadına besleme, baş belası potansiyel tüketici gözüyle bakıyor. Bunun temelinde eğitimsizlik yatıyor. Türkiye’de sağlıklı bir şekilde eğitim verilmiş olsaydı, ailelerin ve toplumun bakışı bu şekilde olmayacaktı. Eğitimli ailenin içerisinde yaşayan sakatlar çok farklı.”


Boyraz, AKP’nin seçimler öncesinde tüm ülkede reklam panolarına tekerlekli sandalyede oturan, kör bastonu taşıyan yurttaşların resimlerini asıp, “İktidarımızla yaşam kaliteniz yükselecek, sakatların eğitim – istihdam sorunlarına çözüm getirilecek” gibi vaatlerini yerine getirmiş olmak için içi boş bir yasa çıkarmaya hazırlandığını belirterek şunları söylüyor:


“Türkiye’de sakat hakları konusunda taviz vermeyeceğiz. İstediğimiz çıkmazsa ve varolanlar budanmaya devam ederse alanlara çıkacağız.” (KÖ/TK)


AÇIK GAZETE: Yukarıda haberde gördüğünüz gibi bir kere dilde birlik yok. Engelli Tasarısı, Sakatlar Haftası, Görme Özürlüler Derneğiık Gazeteengellikelimesini tercih etse de eş anlamlı diğer kelimeler haberi çorbaya çevirmeye yettiHani cumhuriyetin, ilk kütüphanenin kurulduğu topraklar ve onların yeşerttiği kültürle övünsek de Türkiyede hâlâ askere alınmayan engelliyeçürük“, işler bozuk olduğundakör topal gidiyordenilir. Eski Türk filmlerine bir bakınKötü adamların çogu nedense hep engellidirHerşeyden öte, Türkiyede engellilereözürlü” denirBu hatayı Türkçeyle uğraşan gazeteciler bile yapar durur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here