Enver Karagöz’ü uğurlarken…

Enver Karagöz’ü uğurlarken…

0
PAYLAŞ

Sürgün yıllarında tanıdım, sürgün yıllarında Artvin’deki sesini de yanında taşıdı. Onu bugün uğurluyoruz, devrime ve devrimciye karşı duyduğum saygı içinde. Bir gün mutlaka o güzel gün geldiğinde bütün yoldaşlarımızla birlikte olacağımız günün özlemi ile… (4 Nisan 2007)


“Siz hiç sessiz kaldınız mı?
Kalan birinden bahsedeceğim bugün:
Enver Karagöz, Artvin’de öğretmendi.
TÖB-DER’liydi.
Eşiyle birlikte eğitimci olarak çalışmış, bütün ilerici eylemlerde ön safta yer almıştı.
Sesi gürdü, edebiyata sevdalıydı.
Mitinglerde ilk o söz alır, heyecanla şiirler okur, kitleleri dalgalandırırdı.
12 Eylül’de 650 bin kişiyle birlikte o da- eşiyle birlikte gözaltına alındı. Gözetim yerine dönüştürülen Öğretmen Okulu’na götürüldü.
Orada ağır işkenceden geçirildi.
Kendinden geçip bayıldı.
Sonra ansızın boğazında büyük bir acıyla uyandı.
İşkencecileri, kaşığın sapıyla ağzını aralamış ve boğazından aşağı kaynar su boşaltmıştı.
Artık sesi yoktu.”


Can Dündar: Ses
Milliyet 13/09/2005


Enver Karagöz artık aramızda yok, bugün (29 Mart 2007) onun hayatta karşı bıraktığı sesi ile uğurladım. Sesi kulaklarımda kaldı, sesini gökyüzüne bırakırken, kansere yenilmişti, fakat sürgündeki güler yüzü ve mücadeleci tavrı ile hep aramızda olacak. Dostları onu bir daha göremeyecek belki, fakat mücadeleye kattığı yüreği ile yanımızda olacağını biliyoruz. Enver abi diye seslenirdim, onu hep abi olarak anımsayacağım. Güler yüzünü ve sesini yanıma kattım, gökyüzüne kendi çığlığımı da bıraktım. Birçoğunuz duymadı, duyamazdınız, çünkü her biriniz başka bir çığlık duymaktaydınız.


Öğlen saatlerinde bana ulaştı haberi, çalıştığım masanın üzerine düştü kolum, başımı kaldıramadım, gözlerim hiçbir yere bakamaz olmuştu. Durdum, duymadım bana verilen haberi, yüreğimden bir sızı koptu, karıştı gökyüzüne Enver abi ile buluştu. O bir sesti, bir yürekti. Bütün kuşlar bu sesin titreşimi ile havalanmıştı, yıllar önce işkenceciler onun boğazından aşağıya kaynar suyu döküp sesini kesmek istemişlerdi, o ses kesilmedi. O ses daha gür çıkıyordu. Daha dirençli ve daha yürektendi. Daha güzel bir dünya için, daha özgür bireyler için. Aydınlık beyinler için sesini çıkarmıştı. Aydınlık bir dünya için karanlığa karşı savaş açmıştı. Karanlıkta onun sesini kesmek için boğazından aşağıya kaynar su dökmüşlerdi. Kanser olmuştu. Mücadele etti, mücadelesi hep sürdü. Yılmadı, inandığı yoldan dönmedi. Sesi hep gür ve yüksek çıktı.


Okumak isteyenler için gider kitap alır hediye ederdi, yeter ki karşısındaki okumak istesin, özveriliydi. Yardım severdi, bütün suçu insanı sevmekti. Başına ne geldiyse işte bu sevgiden gelmişti. Karanlığa karşı aydınlık beyinlerin yetişmesi için her türlü özveriyi göstermişti, özverisini işkence altında göstermiş ve inandığı düşence ile dayanışmasını sürdürmüştü. Mücadeleden bir gün dahi kopmadı. Yurt dışına geldiğinde işkenceler bir daha olmasın diye, insan hakların en yüce değer olduğunu bütün insanlara anlatmak için bir dernek kuruluşunda yer aldı. İnsan hakları ile dayanışma derneği kurucusu oldu, en ön safta yer aldı. Her türlü olumsuzluğa karşı umudunu yitirmedi, mücadele etti, bir daha insanlar düşüncelerinden dolayı işkence görmesin diye, o son gününe kadar mücadele içinde yaşadı. Yaşamaya da devam edecek.


Sesi kesilmek için boğazına kaynar su dökenler hala aramızda özgürce dolanabiliyorsa, o ülkede demokrasi gelmemiş demektir, o yüzden hemen şimdi demokrasi diye haykırdı. Demokrasi ve özgürlük mücadelesinin en önünde yer almaya devam edecektir.


 İSMAİL CEM ÖZKAN
29 Mart 2007


—————————
http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.sitemynet.com
http://www.blogcu.com/ismailoezkan

BİR CEVAP BIRAK