Erdal Eren’in idamı ve firar günlerim

Erdal Eren’in idamı ve firar günlerim

0
PAYLAŞ

Bu karşılaşma biraz da benim firar olmam nedeniyle çok değişikti. İsmim, memleketim farlı, normal davranmaya çalışıyordum. haliyle bazı şeylere karşıda mesafeli kalıyordum! sırtımda ağır bir suçlama vardı. Mesele senin o eylemi yapman değil devletin makam sahipleri seni suçlaması yetiyordu. Bu durumu dikkate alarak kendimi de koruyarak mücadelenin içinde olmaya çalışıyordum.

Firar günlerimde Ankara da, TDKP saflarında, mücadele içinde oldum. Erdal’ın gösteride yakalandığı an ve idam dildiği zaman ben de Ankara’daydım.Yakalandığı an üzüntüm farklı, idam edildiğin de daha farkı idi!

1980 Yılının 13 Aralık sabahı gazete bayilerinde gördüğüm gazete manşetleri üzüntümü artırdı.O görüntüleri hala benliğimde saklı. Hem firarımı hem de genç yoldaşım idam edilmiş! Müthiş bir çaresizlik içinde olmama rağmen kafada tek düşünce vardı. Erdalların hesabını sormak ancak mücadeleyle mümkün. Mücadele eden kadrolar arka arkaya gözaltına alınıyor. Bir kısmı da aranır duruma geliyordu. Otobüs durakları tuzak yerleri olmuş! Poliste çözülen insanların bir kısmı polis arabasında gezdiriliyordu! Bunlar kendilerini kurtaracakları hesabıyla yoldaşlarını, dostlarını polise veriyorlardı.

İşte bu koşullarda güvenliği ve mücadeleyi birlikte düşünmek gerekiyordu. mücadele edeceğim diyerek insanları riske etmekte olmuyordu. Açığa çıkmış arkadaşlarımızı başka illere göndermeye çalışırken de gittiği yerle ilişki kurmada sıkıntılar yaşanıyordu. Muhbir vatandaşların sayısı da artmış! Her yer polis kaynıyor. Bütün yollarda arama, tarama var. Kimlik sorunu olan arkadaşlar daha güvenli kimlikler edinmeye çalışıyorlar. O zaman bana verilen kimlik de 19 yaşında bir genç insanın kimliği idi! Bütün arama ve taramaları o 19 yaşında olan arkadaşımın kimliği ile geçiyordum.

Gündüz bir terzihanede çalışarak ekonomik imkanları kolaylaştırma peşindeydim. Geceleri de sokağa çıkma yasağı biticiye kadar örgünsel faaliyetin ihtiyaçlarına yanıt vermeye çalışırken bir gün ateşim arttı. Gittiğim evden çıkamaz oldum. Ben normal soğuk algınlığı sanarak ateş düşürücü ilaçlar alarak işime devam etmek istedim ama yapamadım. Doktora gittiğim de tifoya yakalandığımı öğrendim. Ben o ateşler için de kıvranırken yine de randevulara gitmek zorundaydım. Gidiyordum da…
Bu arada örgüt çeşitli yerler de darbe alıyor. Güvenlik sorunu artarak önümüzde yığılıyordu. Devrim taraftarı insanların bazıları hemen saf değiştirmişti. Eskiden yoldan çevirerek bizi evlerine davet edenler yüzümüze bakmaz olmuşlardı. Bazıları da hem devrimci görünüp hem de malum ya diyerek söze başladığında orada kalma imkanının kalmadığını anlıyorduk! Yakalanan her arkadaşımız sonrası yeni barınaklara ihtiyaç hasıl oluyordu.

İşte, Erdal’ı tanımam ve Ankara günlerim bu trajedi içinde devam ederken bir gün bende sabaha karşı bir operasyonla Ankara da gözaltına alındım. Antep’e getirildim. Ondan sonrası işkence ve hapishane günleri olarak yaşandı.

Erdal çok genç bir arkadaşımız olarak işlemediği bir suç nedeniyle idam edildi. Bende işlemediğim suçlar nedeniyle uzun süre ceza evinde kalarak işkenceli bir yaşamdan geçerek bu gün hala konuşuyorum. Bu acı ama gerçek…

Başta Erdal olmak üzere İdamlarda, işkencelerde aramızdan alınmış yoldaşlarımızı, devrimci dostlarımız saygıyla anıyorum. Her mücadele insanının yığınla anısı olduğunu da biliyorum. onlar yazdıkça bizlerde onların anısından yararlanacağız. Selam olsun o genç ve yiğit insanlara…

______________

13 Aralık 2015 Tahir Canan

BİR CEVAP BIRAK