Erdoğan: Türkiye zaten AB’ye girdi

Erdoğan, “Bizim asıl meselemiz, AB’nin de temelini oluşturan fikri hür ve vicdanı hür bir topluma ulaşabilmek için müzakere sürecinin gerektirdiği reformları ve yapısal dönüşümleri bir an önce tamamlamaktır” dedi.
Başbakan Erdoğan, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı Meslek Eğitim Programı çerçevesinde düzenlenen “Avrupa ve Hareketlilik Bilinci” toplantısına katıldı.


Erdoğan, burada yaptığı konuşmada, Türkiye’nin AB üyelik sürecinde gelinen nokta hakkında bilgi verdi. Bu konuda, son üç yıl içinde yoğun bir çaba sergilendiğini anlatan Başbakan Erdoğan, yarım yüzyıldır süren çaba neticesinde, en önemli mesafenin bu dönemde aşıldığını söyledi.


3 Ekim 2005 tarihinde Türkiye’nin AB yürüyüşünde en önemli eşiğin geçildiğini, tam üyelik müzakerelerine başlanmasının karara bağlandığını anımsatan Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:


“(Tam üyelik müzakereleri) ifadesinin altını çizmek istiyorum. Biliyorum ki, pek çok vatandaşımızın zihninde (bizi AB’ye alırlar mı) sorusu yatmaktadır. Artık bizim için tam üyelik ifadesi yok. Bundan sonraki süreç, artık bir katılım ortaklığı sürecidir.


Müzakerelerin başlaması ile Türkiye zaten AB’ye girmiştir. Saatimiz geri saymaya başlamıştır, eninde sonunda bu iş gerçekleşecektir. Bizim asıl meselemiz, AB’nin de temelini oluşturan fikri hür ve vicdanı hür bir topluma ulaşabilmek için müzakere sürecinin gerektirdiği reformları ve yapısal dönüşümleri bir an önce tamamlamaktır.
AB ile müzakereler, kamuoyu tarafından bugüne kadar ne yazık ki, ‘öteki’ ve ‘bizler’ kalıbı çerçevesinde ele alınmıştır. Konu genellikle uluslararası politika bakımından yansımaları ve devletler arası ilişkiler boyutu ile gündemde yer almıştır.”


“AVRUPA ARTIK BİZİM İÇİN ‘ÖTEKİ’ DEĞİLDİR”


Türk kamuoyunun henüz AB kavramını kendi içinde tecrübe etme fırsatı olmadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şimdi ise bu konuyu bütün boyutları ile konuşmanın zamanı gelmiştir. Her şeyden önce, her ne kadar karşılıklı müzakereler henüz tamamlanmamış olsa da şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki, Avrupa artık bizim için ‘öteki’ değildir.
Her vatandaşımız, adı henüz konmamış olsa da artık bir Avrupa vatandaşıdır. Müzakereler tamamlandığında, her Türk vatandaşının Avrupa’nın ortak geleceği üzerinde görüş belirtme hakkı olacaktır. Avrupa’daki en kuvvetli kamuoylarından biri de bu 72 milyonluk, inanıyorum ki, üyelik gerçekleştiğinde 80 milyonluk nüfusu olan bir Türk kamuoyu teşkil edecektir. Ve bu çok güçlü bir ses olacaktır. Biz inanıyoruz ki, bu süreçte her iki tarafından kazançlı çıkacağı bir geleceğin temelleri atılmıştır. Bu yolda ülke olarak kaybedeceğimiz hiçbir şey olmadığı gibi, esasen kazanacak çok şeyimiz vardır.”


“KÜRESEL KÖY, DÜNYA”


Dünyanın artık “küresel bir köy” olarak tanımlandığını ifade eden Başbakan Erdoğan, dünyanın bir ucunda üretilen bir fikrin, saniyelerle ölçülecek sürelerde öbür ucunda yankı bulduğunu anlattı. Türkiye’nin bu sürecin dışında kalamayacağını, artık, bilim ve teknoloji dahil olmak üzere hayatın her alanında rekabet yaşandığına dikkati çeken Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin rekabetçi bilgi toplumu olması gerektiğini, çünkü önemli rakiplerinin bulunduğunu söyledi.


Girişimcilik endeksi adı altıda Avrupa’da bir çalışma yürütüldüğünü anımsatan Başbakan Erdoğan, millet olarak muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefinin bulunduğunu dile getirdi. İşin sırrının, bilgide ve bir an önce bilgi toplumu haline gelmekte yattığını kaydeden Başbakan Erdoğan, “Bilgi üretemiyorsanız bugün insanlık için fazla bir anlam ifade etmiyorsunuz demektir” dedi.


AB Eğitim ve Gençlik Programları’nın varlık nedenlerinden birinin, bilgi toplumuna ulaşma hedefi olduğunu anlatan Başbakan Erdoğan, 1995-1999 döneminde AB’nin ortak eğitim politikasına ayrılan rakamın 1.9 milyar avro iken, 2000-2006 bütçe döneminde 3.6 milyar avroya çıkarıldığını söyledi. Bu rakamın, 2007-2013 döneminde 14 milyar avro dolayında gerçekleşeceğini belirten Erdoğan, bunun eğitime verilen önemin göstergesi olduğunu bildirdi.
Kendilerini de hükümet olarak hedeflerinin, ülkenin ekonomik yapısının geliştirilmesine paralel olarak, Türk insanının en doğru şekilde eğitilmesini, özgüvenini kazanmasını ve geleceğin bilgisiyle donanmasını sağlamak olduğunu dile getiren Erdoğan, “Kendine özgüveninin kaybetmiş, adeta kendi kendinden korkar bir toplum devraldık. 3 yıldan kısa bir zaman içinde artık o günler geride kalmıştır. Bizim gücümüz, milletimizin büyük dinamizmidir” dedi.


ENTELEKTÜEL TEŞEBBÜS


Ekonomide, teşebbüs hürriyetini esas aldıklarını, bunun önündeki engelleri birer birer kaldırdıklarını anlatan Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:


“Bir ülkenin en büyük gücü müteşebbisleridir. Eğitime yüzde 100 destek kampanyasının başlattıysak bunun altındaki yatan anlayış budur…


Kapılarımızı dünyaya açarak, Türkiye’ye küresel sistemin bir oyuncusu olma fırsatını hazırladık. Türk müteşebbisi, bu yeni ortamda her geçen gün daha da güçlenecek ve ülkenin hem ekonomik hem de sosyal alanda güçlenmesinde itici güç rolünü üstlenecektir.


Tek teşebbüs türü, ekonomik teşebbüs türü değildir, bir de fikri ya da entelektüel teşebbüs vardır.
Sadece ekonomik teşebbüsün önünü açıp ülkeyi zenginleştirmek tek başına anlam ifade etmemektedir, aynı zamanda bilgiyi de üretmemiz gerekmektedir. Peşinen söylemeliyim ki, nasıl devlet eliyle ekonomik faaliyetler tek merkezden yürütülemiyorsa, fikri faaliyetler için de aynı geçerlidir, geçerli olmalıdır.”


“KARARLIYIZ”


Üniversitelerden ilkokullara, meslek örgütlerinden dernek ve vakıflara kadar artık bilgiyi bireylerin kendisinin üretmesi gerektiğine işaret eden Başbakan Erdoğan, “Hükümet olarak, düşünce özgürlüğünün ve üretme özgürlüğünün önündeki her türlü engeli kaldırmaya kararlıyız” dedi.


Dünyanın inanılmaz bir devinim ve dinamizm içinde hareket ederken, bu şartlarda Türkiye’nin korkularına kapılarak içine kapanamayacağını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:


“Biz daha önce insanlığa çok önemli katkılarda bulunduk. Bundan sonra da bunu yapacak zenginliğe sahibiz. Ancak, bunu başarmak için kendi içimizde yaşadığımız lüzumsuz tartışmaları, boş polemikleri bir kenara bırakmamız gerekiyor. Ve kendimize de inancımızın olması gerekiyor.


Üniversiteler, araştırma yapmak için yeterli ödenek bulamadıklarından yakınmaktadırlar. 6. Çerçeve’yi duyan vardır aranızda. AB’nin programlarında biri olan bu program kapsamında Türkiye’deki bilimsel araştırmalar için ayrılan para, 200 milyon avronun üzerindedir. Bizim araştırmacılarımız bunu ne kadarını kullandı biliyor musunuz, sadece bunun yüzde 6’sını… Kalan nereye gitti, Avrupa bütçesine geri döndü. Bunu hesabını ben mi vereceğim? Önemli olan o girişimci ruhun her alanda yaygınlaşmasıdır.”


TÜBİTAK’a bütçeden AR-GE çalışmaları için önemli paylar ayrıldığını ifade eden Başbakan Erdoğan, rekabet anlayışının yakalanması ile sonuçların alınacağını söyledi.


AB Eğitim ve Gençlik Programları konusunda Türkiye’nin çok başarılı olduğunu vurgulayan Erdoğan, komisyonla imzalanan karşılıklı anlaşmalara dayanan idari yapılanmalarla pek çok konuda bini aşkın proje yapıldığını, 10 binden fazla vatandaşın da bu projelerden faydalandığını anlattı.


Proje tekliflerine paranın karşılıksız olarak verildiğini belirten Erdoğan, özellikle mesleki eğitim konusunda önemli başvuruların yapıldığını kaydetti. Erdoğan, bu yoğun ilgi çevresinde geçen yıl tahsis edilen 14 milyon avroluk ödeneğin yüzde 90’ının vatandaşlara kullandırıldığını söyledi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.