Erdoğan’dan ”Taksim” randevusu

Erdoğan’dan ”Taksim” randevusu

0
PAYLAŞ

Hükümet Sözcüsü ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Gezi Parkı olaylarıyla ilgili bazı toplulukların Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dan görüşme talebinde bulunduğunu belirterek, “Sayın Başbakanımız bu olayların başında bulunan, ilk günden beri bulunan bazı toplulukların talebi üzerine kendilerine randevu vermiştir. Zannediyorum bir kısmıyla çarşamba günü görüşmeler yapacaktır. Bir kısmıyla da farklı zamanlarda bir araya gelecektir. Onlara işin gerçeği anlatılacak. Onların da düşünceleri Sayın Başbakanımız tarafından dinlenecektir” dedi.

Arınç, Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, toplantıda Avrupa Birliği ile ilgili sürecin ve Gezi Parkı olaylarının değerlendirildiğini söyledi.

Gezi Parkı eylemleri ve sonrasında gelişen olaylarla ilgili olarak hükümet içerisinde bir müzakere açtıklarını bildiren Arınç, şunları belirtti:

“İçişleri Bakanlığımız bir brifing verdi, Emniyet Genel Müdürlüğümüz ve ilgili daire başkanları olmak üzere, konu üzerinde bütün bakan arkadaşlarımız düşüncelerini ifade ettiler. Bundan sonra alınacak tedbirler, yapılması gereken hususlar Sayın Başbakanımız tarafından talimat olarak arkadaşlarımıza iletildi. Esasen Sayın Başbakanımızın Türkiye’ye dönüşünden itibaren bu konudaki düşüncelerini ifade ettiğini biliyoruz. Önce İstanbul’da yapılan merkez karar yürütme kurulu toplantısında, daha sonra da Adana ve Mersin’de muhtelif açılışları takiben yaptığı konuşmalarda ve daha sonrası Ankara’ya dönüşlerinde büyük kalabalıkların kendisini karşılaması ve onlara hitaben yaptığı konuşmaların içeriğini hepimiz biliyoruz. Bildiğiniz gibi hafta sonunda önce Ankara’da sonra İstanbul’da legal mitingler yapılacaktır. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na uygun olarak, belirlenen mahallerde ve belirlenen usul ve süre içerisinde. Bu mitinglerde de Sayın Başbakanımızın Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu olumlu şartları tekrar ifade edeceğini, bu olaylar başladıktan sonra bugün geldiği nokta itibarıyla geçirdiği safahatı ve bugün artık Türkiye’nin huzur ve sükununa karşı kanunsuzluklar, yasa dışı eylemlere karşı yapılması gereken tüm işlemlerin de bitirildiği bir hafta sonunu görmüş olacağız.”

“Büyük bir tahribat gözlenmektedir”

Arınç, şöyle devam etti:

“Elbette Sayın Başbakanımızın önceki açıklamaları, benim Başbakanvekili olarak yaptığım değerlendirmelerle ilgili bakanlarımızın açıklamalarıyla durum şu; merkezden görebildiğimiz kadarıyla Taksim’de ve Kızılay’da gruplar zaman zaman toplanmakta, sloganlarla ellerindeki pankartlarla düşüncelerini ifade etmekteler. Birtakım aşırı gruplar ve illegal örgütler de bu toplantıları bahane ederek çevreye zarar vermektedir. Bu çevre sadece kaldırımdan veya bankomatlardan veya oturulan banklardan ibaret değildir. Bunların içerisindekilerin sizlere tek bilgileri verilmişti. Ambulanslardan tutunuz polisimizin kullandığı araçlara kadar özel ticari araçlardan özel araçlara kadar ve maalesef pek çok iş yerinin tahrip edilmesine kadar büyük bir tahribat gözlenmektedir. Giderek azalmıştır. Ama bu olaylar içerisinde yurttaşlarımızından vefat edenler olmuştur, yaralananlar olmuştur. Gözaltına alınanlar ve haklarında tutuklama kararı verilen zannediyorum 2 kişi olmuştur. Bütün bunlar etraflıca değerlendirildi.”

“Türkiye bunu yaşamamalıydı”

“Türkiye bunu yaşamamalıydı” diyen Arınç, “olayların büyümesine yol açan gerçek amacın ne olduğunu az çok bildiklerini, bu konuda yapılması gereken işleri de hükümetin tek tek tespit ettiğini” bildirdi.

Vatandaşların huzur ve sükun içerisinde, güven içerisinde olmalarını dileyen Arınç, hükümetimiz işin başında olduğunu dile getirerek “Güvenlik güçlerimizin görevlerinin bilinciyle hareket ediyorlar. Türkiye’de artık yasa dışı eylemlere kesinlikle izin verilmeyecek ve bunlara karşı kanunun üzerimize koyduğu görevler mutlaka yapılacaktır.İyi niyetle başladığı söylenen eylemler konusunda, eğer konu çevre duyarlılığı ise eğer konu insan hakları ise eğer konu demokrasi ise bunları konuşmak ve bunları muhattaplarımızla tartışmayı gerçekten isteriz” şeklinde konuştu.

Arınç, Gezi Parkı eylemleriyle ilgili olarak Başbakan Erdoğan ile görüşmek isteyen gruplar bulunduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sayın Başbakanımız bu olayların başında bulunan, ilk günden beri bulunan bazı toplulukların talebi üzerine kendilerine randevu vermiştir. Zannediyorum bir kısmıyla çarşamba günü görüşmeler yapacaktır. Bir kısmıyla farklı zamanlarda bir araya gelecektir. Onlara işin gerçeği anlatılacak. Onların da düşünceleri Sayın Başbakanımız tarafından dinlenecektir. Yine bizlere bakanlarımıza bu konuda gelebilecek tüm taleplere de demokratik bir olgunlukta karşılayacağımızı ifade edebilirim. İşin güvenlik boyutu önemlidir, işin mali boyutu, dış itibar boyutu önemlidir. Bunlara zarar verecek tüm eylemlere karşı da güvenlik güçlerimizle ishitbaratımızla yetkili amir ve mevkide bulunanlarla mücadelemezi sürdüreceğimizi halkımızın huzur ve güvenlik içerisinde bulunmasını ve bundan memnuniyet duyacağını söylemek istiyorum.”

Bir gazetecinin “Taksim Gezi Parkı’ndaki olaylarla ilgili olarak Başbakan’ın bu işin başındakilere Çarşamba gününe randevu verdiğini söylediniz. Siz de Taksim Platformu ile görüşmüştünüz. Başbakan onlarla mı görüşecek, kimler bu isimler” sorusu üzerine Arınç, söz konusu isimlerin kimler olduğunu bilmediğini belirtti.

“Ama bir grubun talepte bulunduğunu ve Sayın Başbakanımızın onlara olumlu cevap verdiğini biliyorum” diyen Arınç, kendisini “Taksim Gezi Parkı Platformu” adıyla bir grubun ziyaret ettiğini hatırlattı.

Grubun açıklamalar yaptığını ancak kendisinin konuyla ilgil bir beyanda bulunmadığını bildiren Arınç, “Taksim Gezi Parkı Platformu, gayri resmi ama kendilerine böyle bir isim vermiş grup, benden randevu istedi. Ben memnuniyetle verdim. İçlerinde mimar odasından, şehir plancıları odasından, mühendis mimarlar odasından zannediyorum 4 temsilci vardı, KEKS’in ve DİSK’in de temsilcileri ayrıca bulunuyordu” diye konuştu.

Platformdakilerle görüştüğünü onlara, Taksim, Gezi Parkı ve Topçu Kışlası ile ilgili düşüncelerini sorduğunu anlatan Arınç, “Bana bazı bilgiler verdiler, sonunda da önümüze kamuoyuna açıkladıkları talepleri koydular” diye konuştu.

Platform üyelerine kendilerinin neyi yapabileceğini ve neyi yapamayacağına yönelik açıklamalarda bulunduğunu belirten Arınç, şunları söyledi:

“Şunu yaparız, Taksim konusunda mahkemeler de bir yürütme durdurma kararı verdiğine göre ve yine açılmış ve devam eden ama yürütme durdurma kararı olmayan 4 dava da bulunduğuna göre, en azından şimdilik idare olarak yürütmeyi durdurma kararına uyacağımızı ifade ettiğimize göre, bu konuda Büyükşehir Belediyemiz, Belediye Meclisimiz, ilgili tüm paydaşlar bir araya gelerek, ne olacağı veya ne olmayacağı konusunda görüşebilirler. ‘Biz bu görüşmelere açığız, sizin görüşme imkanınızı da ben temin ederim’ diye söyledim. Onlar ‘Mutlaka şu olmasın, bu olsun’ noktasındaydılar. Böyle bir dayatmayı kabul edemeyiz. ‘Şu olmasın bu olsun’ konusunu bize teklif edemezsiniz. Buna karar verecek merciler önce Büyükşehirdir. Daha önceki hususlarda bazen oybirliği ile bazen oy çokluğu ile karar almışlar. ‘Ama mahkeme kararı bunun yanlış olduğunu ifade ediyorsa işe yeni baştan başlamak mümkün olabilir’ dedim. ‘Bu konuda bizden bir karar beklemeyin’ dedim. Sayın Başbakanımızın konuştukları var, Büyükşehir Belediye Başkanımızın söyledikleri var, gazetelerin yazdıkları var. İşi net olarak görmek adına siz kendinizi Taksim ile sorumlu görüyorsanız veya insani ve çevreye duyarlı bir anlayışınız varsa biz sizi muhatap kabul ederiz memnuniyetle, bu konuyu yeni baştan görüşebiliriz.”

“Böyle Patrona Halil İsyanı’nda ‘kelle isteriz’ gibi…”

Diğer taleplerin ise politik olduğunu belirten Arınç, şöyle devam etti:

“Türkiye bir hukuk devletidir, öyle Patrona Halil İsyanı’nda ‘kelle isteriz’ gibi, ‘onu görevden alın, bunu şöyle yapın, gözaltındakileri bırakın, şunlara ilişmeyin, her taraf bizim olsun, istediğimizi yapalım’ böyle bir anlayış 2013 Türkiyesi’nde, AK Parti iktidarında kesinlikle söz konusu olamaz. Yani siz, ‘bütün gözaltılar kaldırılsın ve bu insanlar serbest bırakılsın’ derken polise karşı cinayet işleyenler de bunun içerisinde değil mi? Şu kadar ambulans ve polis aracı yakanlara da hiçbir işlem yapılmasın mı? Hiçbir kaldırım taşı kalmamış, bütün tretuvarlar perişan edilmiş, çiçekler ortadan kalkmış, insanlara karşı eylem yapanlara biz bir yargı süreci başlatmak durumunda değil miyiz? Hepsini konuştuk ve kendilerine ‘dışarı çıktığınızda eğer uygun görüyorsanız bu konuştuklarımızı aynen nakledin’ dedim. ‘Bu elinizdeki bildiriye benim karşılık vermem veyahut da onları değiştirmenizi istemem nezakete uymaz. Siz bunu eğer iş bırakma eyleminin arkasından iki sendika olarak okuyacaksınız, kendinize kalmış bir şey, ister okur ister okumazsınız’ demiştim. Onlar bu bildiriyi okudular, şimdi duyuyorum ki ‘bunlar ne oldu’ diye de merak ediyorlarmış. Merak ediyorlarsa bize sorsunlar biz onlara tekrar içeride konuştuğumuz konuları birkez daha hatırlatırız.”

“Taksim konusuna duyarlı olmak beni ziyarete gelenlerle sınırlı değil”

”Türkiye Cumhuriyeti bir kabile, bir aşiret devleti değil, bir hukuk devletidir” diyen Arınç, hukuk devletinde herkesin yaptığının karşılığını gördüğünü söyledi. Hukuk devletinde kanun hakimiyetinin sağlandığını ve hukunun üstünlüğünün bulunduğu bir sistemin söz konusu olduğunu vurgulayan Arınç, şunları kaydetti:

“(Şunları yaparsanız iyi olur, yapmazsanız ortalığı yakar, yıkar, işe devam ederiz) anlayışı, kendilerini tenzih ederek söyleyeyim ama doğru bir davranış değil, demokratik bir davranış değil, hukuki bir davranış değil. Biz ne yapacağımızı az çok biliyoruz. Bunların aynı zamanda Taksim’deki bu duyguyu veya duyarlılığı ne kadar temsil ettiği de tartışmalı. Çünkü daha sonradan bizleri arayanlar ‘bu işin asıl muhatabı biziz, onların söylediklerine itibar etmeyin’ dediler. Asıl muhatapları niçin bize gelmedi ve niçin bizimle bu konuları görüşmedi o ayrı bir konu. Ama Taksim konusuna duyarlı olmak beni ziyarete gelenlerle sınırlı değil, kusura bakmasınlar. Taksim konusunda da İstanbul konusunda da 15 milyon İstanbullunun duyarlı olduğuna ve hükümetimizin bu duyarlılığı da gereği gibi karşılayacağına herkesin inanması lazım.”

“Kendilerine müjdeyi en kısa zamanda vereceğiz”

Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu Başkanı Bendevi Palandöken ile görüşmesi hatırlatılarak, olayların ardından esnafın mağduriyetinin giderilmesi için bulunduğu talebe ilişkin çalışmanın yapılıp yapılmayacağının sorulması üzerine Arınç, Palandöken ile telefonla görüştüğünü söyledi.

Palandöken’in saygın bir kurumun başında olduğunu vurgulayan Arınç, “Şüphesiz bu taleplerini hükümetimiz görüşecek ve karara bağlayacaktır. Bu konuda zarar gören esnaf için neler yapılacağı hususu bugün de görüşüldü, zannediyorum kendilerine müjdeyi en kısa zamanda vereceğiz” ifadesini kulandı.

“Olayın hem iç hem de dış boyutu üzerinde ciddiyetle duruyoruz”

Başka bir gazetecinin “Hükümet olarak bu olayların dış bağlantısının olduğunu da belirtiyorsunuz. Elinizde somut bir delil var mı” sorusu üzerine Arınç, şöyle konuştu:

“Somut deliller var, sadece bir tek delil değil. Ama bir yargı süreci içinde ve bir siyasi değerlendirme noktasındayız. Bugünden bunları tek tek ifade etmek doğru olmaz. Ama olayın hem iç hem de dış boyutu üzerinde gerçekten ciddiyetle duruyoruz. Çünkü bu olaylar adeta bir merkezden planlanıyor gibi yayılıp organize bir hareket haline gelmiş. Ama sadece bu değil, Türkiye’de de muhtelif çevrelerin bu konuyu olduğundan daha fazla büyüterek daha çok tahribat sağlanmasına yönelik hazırlıkları var. Bunları bütün kurumlarımızın dikkatle incelediğini ve bu konunun süratle bir sonuca ulaşacağını söyleyebilirim. ‘Sonuca ulaştık’ dediğimiz anda da olayın dış boyutları veya güvenlik, istihbarat boyutu sizlerle paylaşılmayabilir ama biz ne yapılması gerekilyorsa o konuda kamuoyunu aydınlatacak bir çağrıda bulunabiliriz.”

BİR CEVAP BIRAK