Erdoğan’ın Osmanlı tokadı

Bu blogun sürekli okuyucularının takdir edebileceği gibi, sonuçlar benim için fazlasıyla şaşırtıcı olmadı. Seçim kampanyası sırasında Türkiye’deki izlenimlerime dayanarak ve daha sonraki gelişmeler ışığında yazdığım yazılarda, pek çoğumuzu meşgul eden konuların seçmenin önemli bir bölümünün gündeminde olmadığını vurgulamıştım.

Yolsuzluk iddiaları, Twitter ve YouTube’e konan yasaklar, yargı, yasama ve medya üzerindeki ağır baskılar, sonuçta seçmenin tercihi üzerinde fazla etkili olamadı.

Ana muhalefet partisi de Fethullah Gülen hareketiyle arasına gereken mesafeyi koyamadı. Gülen tarafının kendi çıkarları doğrultusunda seçtiği ve zamanladığı sızıntıların kampanyayı şekillendirmesine izin verdiler. 26 Mart’taki yazımda dikkat çektiğim “hedefe , yolsuzluğa batmış bir hükümete karşı daha sarsıcı skandal örneklerinin ortaya çıkışını sabırla bekleyerek ulaşmaya çalışma” taktiği sonuç vermedi; muhalefet inisiyatifi ele almak yerine kendisini akıntıya kaptırmayı seçti. Türkiye açısından canalıcı önem taşıyan Kürt sorunu ve ekonomi politikaları gibi konularda genelde sessiz kaldı.Ancak, hakkını vermek gerekir, CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin Suriye politikasının tehlikelerine değindi, uyarılarda bulundu. Nitekim, sınır bölgelerinde yaşayan seçmenler, verdikleri oylarla mesajı aldıklarını gösterdiler ancak ülkenin geri kalanında bu uyarıların etkisi sınırlı kaldı.

Kuşkusuz, muhalefet, önümüzdeki günlerde seçim stratejilerinin bir muhasebesini yapacaktır. Ancak ondan önce, ülkenin sorumlu kurumları, seçimlerde karşılaşılan usulsüzlük iddiarı, şaibeli uygulamalar ve yaygın elektrik kesintilerini soruşturmak ve tatmin edici açıklamalar yapmak zorunda. Çünkü bu iddialar, Türkiye’nin demokrasi karnesinde son lekelenmemiş meziyet olan ‘serbest ve adil seçimler’ hanesine bir kırık not eklemek üzere.

Adalet ve Kalkınma Partisi, seçim zaferi ilan edebilecek sayıda oyu kazandı ama bu, hükümetin karşı karşıya buunduğu suçlamalar karşısında aklandığı anlamına gelmiyor.

Recep Tayyip Erdoğan, daha oyların topu topu yarısı sayılmışken, balkon konuşmasını yaptı.

Yanına, ailesi ve hükümetinde adı yolsuzluk iddialarına karışmış, aralarında oğlu Bilal ve görevden aldığı Avrupa’dan sorumlu eski bakan Egemen Bağışîn da bulunduğu tüm bireyleri alan başbakan, seçim zaferinin yeni bir sayfa açtığı, yolsuzluk suçlamalarının da sonunun geldiği mesajını verdi. Başbakanın, seçim sonucunun kendisine , bu iddiaları ortaya atan ya da kovalayanlara bedel ödetme ve cezalandırma hakkını verdiğine inandığı da anlaşılıyor. ‘.. şu anda kaçanlar kaçtı. Yarından itibaren de kaçanlar olabilir. bazıları için şahsen suç duyurusunda bulundum. Bunlar kaçabilir dedim. Ve bundan sonra dedim ya. Hesabının bunun ödeyecekler, bedelini ödeyecekler’ dedi başbakan.

Karşıtlarına karşı ülke içinde bir cadı avı başlatılacağını ilan eden Recep Tayyip Erdoğan’ın, ülke dışındaki güçlere de mesajı vardı. Parti merkezi önünde ‘Allah u Ekber’ sesleri arasında taraftarlarına, Suriye’nin Türkiye ile savaş halinde olduğunu söyledi.

Doğrusu, Türkiye’nin Suriye ile resmen savaşta olduğunu ben ilk kez orada, başbakandan duydum.

Seçmenden aldığı yeni yetki, başbakan için, Türkiye’nin bölgede ve İslam dünyasında liderlik iddialarını canlandırmak doğrultusunda adeta yeni bir itici güç olmuş.

Konuşması, Türkiye’deki taraftarları kadar, Filistin, Mısır, Makedonya, Kosova ve Suriye’deki müslümanlara da yönelikti.

“Eğilmez ve geçilmez” Türk milletinin attığı Osmanlı tokadından anlaşılan Batılı eleştirmenler de biraz nasibini aldı. Erdoğan, ‘Batının özlemini duyduğu demokrasi bizde var bizde. Onlar samimi davranmadılar. Ve biz samimi davrandık. Biz kararlı şekilde yolumuza devam ettik. Artık eski Türkiye yok, yeni Türkiye var’ dedi.

Hemen ertesi gün de, Erdoğan’ın baş danışmanlarından Yiğit Bulut, Star gazetesindeki köşesinde mesajı kuşkuya yer bırakmayacak şekilde tekrarladı : ”Artık hiç tereddüt yok; Türkiye yeni bir süper güç olacak”. Bulut# bununla da yetinmedi, ekledi: “Yaşasın tam BAĞIMSIZ, GÜÇLÜ, BÜYÜK, CİHANŞÜMUL Türkiye…”

Seçimden güçlenerek çıktığına inanan hükümet belli ki, kendi vatandaşlarına yeni bir şamar indirmeye hazırlanıyor. Ama ne kendisine oy vermeyen seçmenin diğer yarısının ne de dış dünyanın , diğer yanağıni çevirip beklemeye niyeti var.

Çünkü artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacak.

_______________________________

* Yazarın diğer yazıları için lütfen tıklayınız:
http://www.firdevstalkturkey.com/tr/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

eighteen − 6 =