Ergenekon’daki yanlışlıklar…

Ergenekon iddianamesi, gözaltılar, tutuklamalar, gizli sanık dinlemeleri, duruşmalardaki yanlışlıklar öylesine göze çarpıyor ki eleştirmemek mümkün değil.

Ergenekon dosyası hakkında gizli bilgilerin belli yerlere, yandaş medyaya servis edilmesi yanlış.

Belli belirsiz, suça katıldığı veya örgütün içinde olup olmadığı kuşkulu insanların, sabahın erken saatlerinde evlerinden alınması vicdanları sızlatan bir hata.

Kaçma ihtimali bulunmayan kişilerin polis veya jandarma tarafından derdest edilmeleri bir başka yanlış.

İktidarın bu dosya hakkında şeffaf olmaması, halkı bilgilendirmedeki hasisliği affedilir gibi değil.

Sadece ve sadece Başbakan Erdoğan’ın konu hakkında konuşması, taraf olması, “fahri savcılığa” soyunması kökten yanlış.

Yanlışlar ele alınmışken, karşı çıkanların, Ergenekon’un hafife alanların tutum ve davranışlarına da bakmak gerekir. Örneğin CHP Lideri Baykal’ın Ergenekon’un avukatlığına soyunması da yanlıştı.

Bir kere dosyada neler var bilinmiyordu. Dosyanın içeriği ve suçlamalardan çok ilk dalgada tutuklanan aydınların bir gece yarısı içeri alınmasına erken tepki vererek, bugünleri ve gelinen noktayı hesap edememesi Baykal’ın handigapı oldu. Geri dönülemez noktaya gelince de her gün biraz daha dibe vurması mukadder hale geldi.


MHP Genel Başkanı Devlet beye temas etmeye gerek yok. İzlediği politikası zaten “ ne şiş yansın, ne kebap” üzerine olduğu için es geçmekte yarar var.

Bir başka garabet ise Yarsav’dan kaynaklandı.

Sivil toplum kuruluşlarından önemli noktada bulunan, Yargıçlar ve Savcıları aynı çatı altında barından Yarsav Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu, geçtiğimiz günlerde bir basın toplantısı yaptı.

Kamuoyunun yoğun şekilde odaklandığı son soruşturmaları ve siyasi iktidarın yargı ile ilgili uygulamalarını hedef alan sert açıklamalar yaptı.

Zehir zemberek açıklamaları ve suçlamaları Yarsav Başkanı nerede yaptı?

Yargıtay binasında.

Olmadı, son derece tehlikeli ve yanlış bir tutum. Üstelik taraf olma iması bir yana, hukuk tabiriyle söyleyelim iktidara muhalif olma karinesinin netleşmesinden başka bir şey değil bu tutumu.

Zaten sivil toplum kuruluşu olarak hakim ve savcıların aynı çatı altında olması yanlış. O da ayrı bir tarışma konusu ama Yarsav Başkanının en önemli suçlamalarından biri ise devam eden soruşturmalar sırasında bilgi verilmesi yasalara aykırı olduğu iddiasını ortay atması.


Bence burada çok önemli bir yanlışlık söz konusu.

Duruşmalar başlamış. Kamuya açık olan duruşmalar dışında yeni gelişmeler oluyor ve bunlar basına yansıyor.

Aslında bunların medyaya yansıtılmaması, yasaklanması veya sansür edilmesi hatalı bır davranış olur.

Halkı bilgilendirme, üstelik doğru bilgilendirmekle yükümlü olan medya eğer el yordamıyla ve halka yanlış bilgiler sunuyorsa -ki bu doğru- o zaman yapılacak tek şey, doğru bilgilerin tek bir yerden sunulması.

Bunu savcılar mı yapar, Adalet Bakanlığı mı yapar, bilemem.

Ama bu konuda şeffaf olunmadığı bir gerçek.

Ergenekon boyutunda bir olayı Türkiye ilk defa yaşıyor. İddialar çok önemli. Dosyanın üstünde bir çok el var. Dosyanin içi gerçekten karışık.

Böylesine devasa bir duruşma ve davada hataların olması doğal ama asgaride olması idealidir.

Çok önemli olan bu iddianameyi kelle koltukta götüren üç savcıya destek vermek, onların şevklerini kırmamaktır.

Tarihciler bir gün onları “Ya cesur yürekli savcılar”olarak yazacak, ya da aksini… 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen + 17 =