Erkeğin cücüğü

Hiç politika yazmak gelmiyor içimden.
Oysa insan, aşk bile yazsa politika var içinde, bir duruş, tavır alış.
Kaçamıyor insan. Yine de bir tatsızlık hali hep.
Hele günlük politika, yanından geçesim yok.
Oysa politika yazmak isteyen için, ne çok şey var yazılacak bu günlerde.
Dünya evriliyor, Arap sokakları alev alev ve kimilerine göre bütün tersanelerine girilmiş vatanın. Benimse, kimsenin kimseyi artık dinler gibi bile yapmadığı bu ülkede ( ki eskiden yaparlardı bunu ) politika yazmaktansa, böğürtlen, kiraz, erik sirkesi tarifi vermek geliyor içimden.
Umutsuzluktan da değil bu, sözün gücüne hala inanıyorum.
O halde neden?

Birincisi, bu ülkede sirkeler bile sirke değil, o yüzden.
İkincisi, sirke tarifi vermenin, politika yazmaktan daha işlevsel olduğunu bilmemden.
Hem kadınlar dinler, ciddiye alır, uygular verdiğin tarifi. Ballı kiraz sirkesiyle yapılmış bir salatayı bir çocuğa yedirmenin insana verdiği hazzı ancak kadınlar anlar. Ki insanlığın yarısıdırlar. Diğer yarısı anlamaz bu işlerden. Erkekliğin ERK’inde, boğmuştur kendini diğer yarı.

Daha birkaç gün önce Oya Baydar yazdı, iktidarın tecavüzcü olduğunu. İktidar deyince, gerçek iktidarı kast ediyor kadın. Hani şu erkeğin ERK’ini. Erildir demeye dili varmamış Baydar’ın. Ben diyeyim. Erildir iktidar. Bence, nezaketinden açmamış demek istediğini yeterince. Gerisini anlayan anlasın dercesine. Gerisini ben getireyim o halde. Hem bir erkeğin yapması daha uygun düşer bunu, hem de bu ülkede artık erkeklerin bunu yapmasının zamanı geldi de, geçiyor bile.

Erk tecavüzdür. Erkeğin kelime kökünde, cücüğünde erk var. Günther Grass’ın o harika soğan zarı betimlemesini buraya uyarlayacak olursak, erkek, kabuğundan başlayarak kendini zar zar soyabilmeli ve cücüğündeki o tecavüzcüyle yüzleşebilmelidir. (Bütün erkekler masalı evvel zaman oldu artık, geçiniz!)
Ne kadar imkansız görünüyor değil mi, ne kadar gerçek üstü.

Oysa 13 yaşında bir kız çocuğuna, bu ülkenin bir kentinde 26 tane erkek 7 ay boyunca tecavüz ediyor ve bu gerçek üstü değil, gerçek.

Yine bu ülkenin adli tıp kurumu 13 yaşında çocuğun 26 tane erkeğe direnebileceğini ama direnmediğini söylüyor, bu da gerçek üstü değil. Ve yine bu ülkenin bir mahkemesi, bu adli tıp raporunu hafifletici nedenden sayıyor. Bu da kaskatı bir başka gerçek.

Her tecavüzde ‘’kuyruk sallayarak erkeği tahrik eden ‘’ ( bu kuyruk sallama yerine göre dekolte, yerine göre büründüğü ihram olabilir ) kadını mahkum eden sistem, (siz erk okuyun) burada da suçu 13 yaşında bir çocuğa yıkıyor. Olup bitenin farkındaymış ve karşı koymamış. Ve işte, bu ülkede yaşınız kaç olursa olsun, kadın olmak budur. Ve işte bu yüzden, bu ülkede erkek olmak da, bu kadar utanç verici ve yüz kızartıcıdır.
( Bir kez daha bütün erkekler masalını Marko Paşa’ya anlatınız ! Bıktık artık bu kokuşmuş söylemlerinizden. Bir örnekle bütün bir kurumu suçlayamazsın, bir menfi örnekle şunu yapamazsın, bunu yapamazsın, geçiniz, geçiniz, geçiniz bunları efen’m! Hangi bir örnek, hangi bir ? Her gün bir kadın ölüyor bu ülkede!)

Tecavüz suçtur, suçtur, suçtur. Tecavüzün hafifletici nedeni olmaz, olamaz. Her türlüsü suçtur, bunun. Bu iş kökünden çözülmelidir ve bu işin kökü, aile kurumunun köküne kadar gitmektedir. Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeninde, Fredrich Engels’in anlattıklarından anlaşılması gereken de budur ey Türk Solu, Kürt Solu , Erkek Sol ! Tek kelimeyle Tecavüz. Mülkiyetin ta kendisidir. Erktir tecavüz ve erildir. Kadın vücudunun mutlak mülkiyetidir bahsedilen burada. Bir gün gelecek bu ülke, tecavüzün hiç konuşulmayanını ve en yaygın olanını, karı-koca arasındaki tecavüzü konuşacak ve yasalarında bunu suç sayacak. Evliliğin, bu ayıbı artık kapatamadığı bir ülke olacak Türkiye bir gün, biliyorum. Olması gereken bu çünkü. Evli de olsa, taraflardan biri istemiyorsa, tecavüzdür bunun adı.

Bu ömür boyu saygı demektir, ömür boyu gönül birlikteliği, dostluk, karşılıklı isteme, birbirine değer verme. İyi günde, kötü günde. Ne kadar gerçek üstü geliyor değil mi ? Yukarıda ki gerçekler daha mı kabul edilebilir yoksa ?
Kadındır adam eden adamı. Erkin bu derin kirliliğine rağmen, evleri pislik götürmüyorsa bu ülkede, kadındır nedeni bunun. Her şeye rağmen, evini temiz tutabilen kadın, artık bu ülkenin kaba temizliğini de, ince temizliğini de yapmak durumundadır. Erkeğin işi bitmiştir artık. Cücüğüne kadar soğan gibi soyunmaktır, yapacağı tek şey. Erkinden, erkekliğinden arınmak ve hizmetkarı olmak, anasının, bacısının, yarının. Demem o ki, bir kadın partisi kurulmalıdır artık.

Erkekleşerek erke eren kadınlar değil, kadınlıklarıyla kadınlar kurmalı partiyi. Dindar, ateist , fark etmez. Sağ, sol fark etmez. Genç, yaşlı fark etmez. Cinsiyetçi bir partiden söz ediyorum düpedüz. Bu da mı gerçek üstü? Milliyetçi parti var ama. Enseye tokat söylemleriyle erk ve gerçek. Hem kadın cinsiyetçiliğinin ne kötülüğünü gördünüz kuzum, söyler misiniz ?

Bu ülkenin bütün kadınlarının oylarına talip olmalı kurulacak parti. Toplumun yarısının. Kadın ve çocuk hakları temel meselesi olmalı. Kadın eli değmeli artık bu ülkenin her köşesine. Kadınca dokunuşlara ihtiyacı var bu ülkenin. Bu yaraları erkek saramaz, sağaltamaz. Erkek işi değil bu irini temizlemek, beceremez bunu erkek.
Peki, hiç mi erkek olmamalı bu partide ?

Elbette olmalı. Erkek kotası uygulanmalı. Ve yalnızca, karı gibi gülebilen erkekler alınmalı partiye.

Sizi temin ederim ki, ülkemizin erkekleri, cahil cühelanın deyimiyle “karı gibi gülebildiklerinde”, ancak özgür olacak bu ülke!

Dedim ya, politika yazmak istemiyor hiç canım.

Böyle oluyor yazınca.
“Karı gibi gülmek” geliyor içimden.
Bir sirke tarifi versem.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

sixteen − 14 =