Erol Parlak ile geleneksel müzik

Erol Parlak ile geleneksel müzik

0
PAYLAŞ

İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı öğretim üyesi Prof. Dr. Erol Parlak, İTÜ-Kings College arasındaki İngiltere’de yaşayan Türkiyelilerin kültürel ve sanatsal durumlarının tesbiti ve yapılması gerekenler” üzerine 9 aylık sürecek bir alan araştırma projesi kapsamında Londra’da bulunuyor.

Parlak, sanatçı ve akademisyen olarak yaklaşık 25 yıldır ulusal ve uluslararası alanda bir çok projede yer aldı.

Anadolu’nun çeşitli yörelerinde alan araştırmalarında bulundu. Bağlama çalış teknikleri, saz ve ses tavırları konusunda araştırmalar, incelemeler yaptı, Bin kadar halk ezgisi derledi. Köln/Berlin/ Strasbourg Flarmoni, Paris/ Theatre de La Ville, Rotterdam/ De Doelen, Londra’St James Church gibi dünyanın önemli birçok sahnesinde konserler verdi. Yedi solo, üç enstrümantal ve beş karma olmak üzere onbeş müzik albümü yayımladı.

Parlak’ın “Erol Parlak Bağlama Okulu, Parmak Tekniği (Şelpe) İçin Sistematik Kılavuz” Acoustic Music Books (Almanya/ 2011) tarafından, son çalışması “Garip Bülbül Neşet Ertaş (2013)” Demos Yayınları tarafından yayımlandı.

– Gelenesel müziğin devlet politikaları nedeniyle şehre yansımasında özünden koparılarak kurumsal yapılara taşındığını biliyoruz. Yeni sorunları nelerdir?

– Ustalık kültürü sayesinde özünü koruyarak kuşaktan kuşağa aktarılan geleneksel müziğimize yönelik nitelikli bilimsel ve sanatsal çalışmalar çok geç başladı. Belli bir süredir gerek icra gerek yayın anlamında yol alındığını gözlüyoruz. Ancak yeni ve belki de epey bir zamandır ortaya çıkan ana sorun müziğimizin yaşam alanlarının adım adım ortadan kaldırılmasıdır. Küresel ölçekteki bu büyük etkinin ülkemize yansımaları son derece ağır olmaktadır. Bu bağlamda müziğimizin kendini ifade edebileceği mecralar daraltılmakta, bu da gelişimini olumsuz yönde etkilemektedir…

– Siz ustalık kültüründen gelen, aynı zamanda bir akademisyensiniz. Bu ekolün başta gelen temsilcilerinden birisi olarak gençlerin geleneksel müziğe ilgisi ve müziğin geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz?
– Konu az önce vurguladığım etmenlere paralel olarak ilerlese de gençlerin bu konuda son derece özverili, çabalı bir şekilde bu sanata yönelmekteler. Her ne kadar bu sanatın yaşam alanı daralsa da gençlerimiz kendi geleneğinden vaz geçmek istememekte, bütün zorlukları göğüsleyerek bütün gayretleriyle emek koymaktadırlar. Bu çaba takdire şayan olarak sanatın gelişmesine ve aktarılmasına katkıda bulunuyor. Ancak bir yandan da sanat icra eden mekanların yanyana gelinen kitlenin psikolojik ve sosyo kültürel yapısı nedeniyle belli ölçüde yozlaşmanın ortaya çıktığını da kabul etmek gerekir.
Ülkemizde yaşanan ayrışmaya paralel olarak müzik camiası da birbirinden ayrışmakta, birbirini ötekileştirme ve diğerine kulağını tıkama yoluna girdiği görülüyor. Bu da ülkemiz sanatının bütünlüğünü, zenginliğini törpülemekte ve toplumun farklı kültürel katmanları arasındaki bağı zedelemektedir.

– Bu bilgiler doğrultusunda İngiltere’deki topluma ilişkin gözlemleriniz nedir?
– Ben İngiltere’ye uzun zaman öncesinden beri konserler dolayısıyla gelip gidiyorum. Burada gördüklerim belli ölçüde Avrupa’dakiyle aynı. Ülkesinden kopup gelmiş insanların, geldiği yere tutunma, varlığını koruma ve ayakları üzerinde durma çabasını öncelikli görerek kültür ve sanat gereksinimini ötelediğini, bu yönde kurumsal olarak herhangi bir talepte bulunmadığını, herhangi bir adım atmadığını söyleyebiliriz. Başta Almanya olmak üzere Avrupa’da da benzeri görülen süreçte zamanla kurumsal yapılar içinde öncelikle bağlama ve bağlama kültürünün eğitim alanına taşındığını sevinçle görmekteyiz. Benzer durumun İngiltere’de de gelişmesi hem Anadolu kültürünün dünyaya açılması hem de toplumlar arası kaynaşmanın sağlanması dolayısıyla yaşama alanının genişlemesi bakımından oldukca önemlidir.

-Sizce bu konuda neler yapılabilir?
– İngiltere’de başta Londra olmak üzere büyük bir potansiyel bulunmaktadır. Dağınık bir şekilde duran bu gücün atıllıktan kurtarılıp harekete geçirilmesi, ortak çabayla güçlü bir talep oluşturulması gerekmektedir. Daha sonra yapılması gereken tıpkı Avrupa örneğinde olduğu gibi Türkiye’deki İTÜ başta olmak üzere ilgili kurumlardan destek alınarak neler yapılabileceğine dair sempozyum vb çalışmalarla konu ortaya çıkartılmalı ve gereken diğer adımlar atılmalıdır.

BİR CEVAP BIRAK