Esen Savaş’la hekime şiddet olgusu

Esen Savaş’la hekime şiddet olgusu

0
PAYLAŞ

Hekimlere her zaman pozitif ayrımcı bir bakışım oldu çünkü onlar kadar insan hayatını direkt olarak etkileyen başka bir meslek gurubu yok. Hepimiz hasta olduğumuzda hekimleri hatırlarız, en iyi doktoru bulmaya çalışırız. Neden? Çünkü insanı ancak başka bir insan iyileştirebilir, son teknoloji cihazlar değil…

Bundan 10 yıl önce dünyaca ünlü bir hekim olan Prof.Dr. Göksel Kalaycı, uzun süre tehdit edildikten sonra Çapa Tıp Fakültesi hastanesinde öldürüldü. Yine 2012 yılında Göksel Hoca’nın öğrencisi olan Prof.Dr. Alper Toker şiddete maruz kaldı. Aynı günlerde Gaziantep’te Dr. Ersin Aslan bıçaklanarak öldürülmüştü. Medyaya yansımayan pek çok hekime şiddet vakası var. Son olarak Samsun Göğüs Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Hastanesi’nde bir psikopat tarafından katledildi Op.Dr. Kamil Furtun…

Türkiye’de hekime şiddet vakaları neden bitmiyor ve arkasında hangi sebepler yatıyor? Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç.Dr. Esen Savaş, hekime şiddet tablosunu şöyle ortaya koyuyor:

“Medyada gördüğümüz hekime şiddet haberleri okyanustaki bir damla kadardır. Hekime şiddet, son 8-9 yıldır artmış durumda ve son yıllarda ölümle sonuçlanan şiddet olayları yaşanıyor. Gaziantep/Kilis Tabip Odası’nın Sağlık Sektöründe Şiddet Raporuna göre, hekimlerin yüzde 36.5’i son bir yıl içerisinde şiddete maruz kaldıklarını belirtiyorlar. Hekime uygulanan şiddetin yüzde 58’i sözel/fiziki, yüzde 39.9’u sözel tehdit, ve yüzde 2.1’i de fiziki tehdit şeklindedir. Maruz kalan şiddet karşısında ise hekimlerin yüzde 68’i şikayetçi olmuyorlar. Sağlık çalışanları diğer meslek guruplarına göre 16 kat daha fazla şiddete maruz kalıyorlar. Şiddet, hastalardan ziyade daha çok hasta yakınları tarafından uygulanıyor.”

Peki, bir hasta yakını neden bir hekime şiddet uygulama yoluna gidiyor? Doç.Dr. Esen Savaş, bu durumun tedaviden memnuniyetsizlik, muayene sırasında fazla bekleme, kötü haber alma, muayene sırasında ihmal edilme düşüncesi, hekimin hastaya az vakit ayırması ve yanlış anlama gibi iletişim sorunlarından kaynaklanabileceğini söylüyor.

Hekime şiddet olgusunun pek çok yönü var. Tüm bu detayları Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi, kıymetli hocam Doç.Dr. Esen Savaş ile konuştuk. Kendisi hasta ve hekim ilişkileri üzerine çalışan, bu alanda dersler veren bir hekim. Bu bağlamda önemli detaylar bulacaksınız.

***

-Bir hasta yakını neden bir hekime şiddet uygulama yoluna gidebiliyor, hekimi kendince tedavi sürecinde yetersiz mi görüyor?

-İşyerinde bir çalışan için risk oluşturan başlıca etkenler; sözel saldırılar, aşağılayıcı davranışlar, zarar verme niyetinin gösterilmesi, tehditkar vücut dilinin kullanılması, fiziki ve cinsel tehdit davranışlarından oluşuyor. Öncelikle şunu bilmemiz gerekiyor; bu şiddet tanımına göre medyada gördüğümüz hekime şiddet haberleri okyanustaki bir damla kadardır. Hekime şiddet, son 8-9 yıldır artmış durumda ve son yıllarda ölümle sonuçlanan şiddet olayları yaşanıyor. Gaziantep/Kilis Tabip Odası’nın Sağlık Sektöründe Şiddet Raporuna göre, hekimlerin yüzde 36.5’i son bir yıl içerisinde şiddete maruz kaldıklarını belirtiyorlar. Hekime uygulanan şiddetin yüzde 58’i sözel/fiziki, yüzde 39.9’u sözel tehdit, ve yüzde 2.1’i de fiziki tehdit şeklindedir. Maruz kalan şiddet karşısında ise hekimlerin yüzde 68’i şikayetçi olmuyorlar. Sağlık çalışanları diğer meslek guruplarına göre 16 kat daha fazla şiddete maruz kalıyorlar. Şiddet, hastalardan ziyade daha çok hasta yakınları tarafından uygulanıyor.
Bir hasta ya da hasta yakınının şiddet uygulamasının birçok nedeni var; tedaviden memnuniyetsizlik, muayene sırasında fazla bekleme, kötü haber alma, muayene sırasında ihmal edilme düşüncesi, hekimin hastaya az vakit ayırması ve yanlış anlama gibi iletişim sorunları bu sebeplerden bazılarıdır. Peki, “Bu sebepler her zaman yok muydu, şiddet son 8-9 yıldır neden arttı?” diye sorabilirsiniz. “Bütün renkler hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler” diyor Özdemir Asaf… Yalnızca sağlıkta değil, toplumsal şiddet günden güne artıyor. Ahlaki bir çöküntü içerisindeyiz, toplumsal çürüme yaşıyoruz ve bunu görmezden gelemeyiz. Bazı siyasetçilerin meydanlarda doktorları hedef gösteren, yuhalatan, değersizleştiren söylemler şiddeti artıran önemli sepelerdendir. Nedir bu söylemler? “Ben doktora iğne yaptırmam. Doktor bir iğne yapar, adamı felç eder icabında”, “Doktor efendi dönemi bitti”, “Doktorların eli hastaların cebinde” ve “Doktor efendi paragöz, mani peşinde” gibi pek çok söylemden bahsedebiliriz.

Medyada hekim karşıtı yayınların yapılması halkı hekimlere karşı kışkırtıyor. Hekimlerin yaptıkları binlerce güzel hizmet, gece gündüz fedakârca çalışmalarından medyada hiç söz edilmezken, bir hekimin yaptığı hatayı sanki tüm hekimler yapıyormuş gibi yayınlanması doğru değildir. Sağlık politikalarında yapılan yanlışlar da hekimlerin halkın gözündeki saygınlığını zedeledi. “Sağlıkta Dönüşüm Programı” ile yapılan değişiklerle birlikte şiddet de arttı. Sağlık sisteminin performansa dayalı hale dönmesi, hekimleri daha kısa sürede daha fazla iş yapmaya zorluyor. Bu durum da hasta ve hekim arasındaki iletişimi kötü etkiliyor ve bu iletişim eksikliği hasta veya hasta yakını tarafından sözlü/fiziksel şiddetle sonuçlanabiliyor.

-Hekim ile hasta ilişkisinde hasta yakınının yeri ve etkisi nedir?

-Aslında hekimlik gerçekten çok zor bir meslek ve bunu fedakarca çalıştıklarından söylemiyorum. 21 yıllık meslek hayatımda en çok rahatsız olduğum şey sürekli acı çeken mutsuz insanlarla muhatap olmaktır. Hastalar belki farkında değiller ama onların acıları hekimin ruhuna işliyor. Hasta acı çekiyor ve bu acıdan dolayı hasta yakını da acı çekiyor. Hekim ikisiyle de empati kurmalı ve dertlerine deva olmalı. Hekim, hastadan daha çok hasta yakını ile iletişimde oluyor genellikle. En çok acil ve yataklı servislerde, yoğun bakımlarda hasta yakını ile muhatap oluyor hekimler. Hasta ile iyi bir ilişki içinde olabilmek için hasta yakını bir köprüdür aslında. Hastanın tedavisinden daha olumlu sonuç almak için hasta yakını ile hekim iyi bir diyalog halinde olmalıdır. Özellikle eğitim düzeyi düşük, yaşlı, çocuk ve psikiyatrik hastalarda hasta yakını tedavide en büyük destektir. Aslında hekim, hasta ve hasta yakını aynı amaç için çalışan bir ekibin doğal üç üyesidir. Hekim, hasta yakınına hastası hakkında gerekli bilgilendirmeleri yapmakla mükelleftir. Ancak, hekimin bu ilişkiyi sağlayabilmesi yeterli personelle hizmet, donanımlı altyapı ve uygun fiziki koşullarda mümkün olacaktır. Bu şartları sağlama sorumluluğu devlete hastane idarelerine aittir.

-Bir hekimin hastayla kurduğu ilişki ile hasta yakınıyla kurduğu ilişkinin birbirinden farkı nedir?

-İkisi arasında önemli bir fark yok aslında. Hastayla olan ilişkide bazen mahremiyet gerektiren durumlar olabiliyor ve hasta bazen kimsenin bilmediği bir bilgiyi hekimle paylaşabiliyor. Hastalar bizden bu bilgileri kendi yakını dâhil hiç kimseyle paylaşmamızı istemiyorlar. Daha önce de belirttiğim gibi, hekim, hasta ve hasta yakını aynı amaç için çalışan bir ekibin doğal üç üyesidir.

-Hastanede mesai saatleri içinde bir hekim kendini şiddetten korumak için neler yapmalı sizce?

-Şiddet ortamı oluşmaması için bireysel olarak yapabileceğimiz en önemli şey hasta doğru iletişim kurmamızdır. Çünkü sağlık sisteminin oluşturduğu şartların olumsuzluklarını bertaraf edebilmenin ilk ve en önemli basamağı hastayla insani ilişki kurmamız, onu anladığımızı hastaya göstermemizdir. Hastaları karşımıza alabilecek davranışlardan kaçınıp onların yanımızda olmasını sağlamalıyız. Hastanın kendisiyle empati kurduğumuzu hissetmesi çok önemli. Bizim dışımızda gelişen bir aksaklıktan dolayı hasta kendini memnuniyetsiz hissediyorsa, bunun öfkeye ve şiddete dönüşmemesi için onunla konuşmalı, anlatmalı dinlemeli, hasta ve hasta yakınına ihmal edildikleri hissini yaşatmamalıyız. Aslında bunun dışında hekimin bireysel olarak şiddetten korunmak için yapabileceği başka bir şey yok. Ancak, bunu yapmak çok kolay değil çünkü hekimler aşırı iş yükü altında tükenmişlik yaşayabiliyorlar ve iletişim kuracak yeterli vakitleri olmuyor. Tıp fakültelerinde hasta ve hasta yakını ile nasıl iletişim kurulması gerektiği eğitimi de verilmiyor.

-Hastane yönetimleri hekimleri şiddetten korumak için neler yapmalı?

-Hastane yönetimi hekimi şiddetten korumak için her şeyden önce çalışma ortamı ve şartlarını insani düzeyde düzenlemelidir. Özellikle acil birimler başta olmak üzere, tüm güvenlik tedbirlerini almaşıdır. Acil servislerde hasta yakınlarının bekleyebileceği, hastanın resmi işlemlerini yapabileceği ara mekânlar oluşturulmalı ve hasta yakınları acil servisin içine alınmamalıdır. Hekime şiddet uygulayan bir hasta acil durumlar dışında bir daha o hastaneye kabul edilmemelidir. Hekime şiddet uygulayan hasta ve hasta yakını hakkındaki tüm yasal işlemleri bizzat hastane yönetimi üstlenmelidir. Bildiğiniz gibi hastanelerde “Hasta Hakları Birimi” bulunuyor ve hastalar hekimlerle ilgili şikâyetlerini bu birimlere bildiriyorlar. Bunun gibi “Hekim Hakları Birimi” de kurulmalı, hasta ile hasta yakınları, hekime sözlü veya fiziksel şiddet uyguladıkları halde bizzat hastanenin bununla ilgili gerekli yasal işlemleri yapacağını bilmelidir.

-Son olarak, devletin, dolayısıyla Sağlık Bakanlığı’nın hekime şiddeti engellemek için yapması gerekenler nelerdir sizce?

-Hastane ve diğer sağlık kurumlarının genel şartlarını iyileştirmek, gerekli tüm donanımı sağlamak devletin sorumluluğudur. Yatak bulamadığından dolayı hastayı yatıramayıp şiddete maruz kalan birçok hekim var. Devlet hastayı müşteri olarak görmekten, daha fazla kâr elde etme politikasından, performans adı altında hekimleri de bu zihniyete itmekten vazgeçmelidir. Performans sistemi ile daha fazla hizmet vermek zorunda kalan hekimin bir hastaya ayırdığı vakit azalmaktadır. Böylelikle sorunlar çözülmüyor, sadece öteleniyor. Hekime karşı halkı kışkırtıcı olabilen yayınların denetlenmesi ve hukuki tedbirlerin düzenlenmesi de devletin yükümlülüğüdür. Şiddete sıfır tolerans düsturu ile sağlık çalışanlarına uygulanabilecek en küçük şiddettin bile bir cezai karşılığı ve yaptırımı olmalıdır. Tıp fakültelerinde iletişim becerileri ve hekimlik uygulamalarıyla ilgili dersler de konulmalıdır.

BİR CEVAP BIRAK