EİT, İran ve KKTC

EİT, İran ve KKTC

0
PAYLAŞ

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Sn. Recep T. Erdoğan’ın Bakü’de İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’la gerçekleştirdiği görüşme içinde doğru bir stratejiyle Kıbrıs Rum Yönetimi ile İsrail arasındaki işbirliğine ve yakın ilişkiye de yer vermesi, KKTC için yeni kapıların açılımını da beraberinde getirdi.

Sayın Başbakanın, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Türk Dışişleri Bakanlığının koordineli çabaları ve üst düzey müdahaleleri sonucunda KKTC, Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın (EİT) 12. Zirve toplantısına, EİT’e Gözlemci Statü’sünde üye olarak kabul edildi.

Bu aslında KKTC’nin geleceği ve dünya devletleri arasındaki yeri ve statüsü konusunda çok önemli, inanılmaz bir gelişme.

Gerçekte KKTC’nin EİT ile ilişkisi 1992 yılında başlamıştı. Ekonomik İşbirliği Teşkilatı’nın 1992 yılının Kasım ayında toplanan 11. Bakanlar Konseyi, kabul edilen özel koşullar çerçevesinde KKTC’ye “Turkish Muslim Community of Cyprus” yani “Kıbrıs’ın Müslüman Türk Toplumu” adı ile en üst seviyede Bölgesel Planlama Konseyi toplantıları olmak üzere, teknik ve kültürel içerikli teknik komite toplantıları, uzmanlar grubu toplantıları ve seminerlere katılım olanağı tanınmıştı. Bu statü ile başlayan ilişkiler sürecinde KKTC, tüm toplantılara katıldı ve iki kez de bu toplantılara ev sahipliği yaptı.

AK Parti, 2002 yılında başlayan iktidarının adına “Ustalık” dönemin denilen 3. döneminde, dünya üzerindeki konumunu ve Orta Doğu’daki liderliğini çok iyi kullanarak KKTC’ye her zamankinden çok daha fazla boyutlarda politik, stratejik, maddi ve güvenlik destekleri vermeye başladı.

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında, Kıta Sahanlığı belirleme antlaşması, Petrol arama işbirliği, Ulaşım alt yapısı, yol yapımı, Elektrik Dağıtım Şebekesinin yenilenmesi, Dijital İletişim sistemi, İnternet bağlantısı, Hava ulaşımı, Havaalanı yapımı, Anamur’daki Dragon çayından KKTC’ye borularla su getirilmesi ve benzeri konularda yapılan antlaşmalar ve yatırımlar, KKTC’ye dünya devletleri arasında kendi başında ayakta durabilen ve kendine yeten (Bağımsız) bir ülke statüsüne yükseltme çabaları aslında.

Rumların stratejileri bunların yapılmaması, KKTC’de hiçbir gelişmenin olmaması ve BM’nin 18 Kasım 1983 tarihinde aldığı 541 No.lu insanlığın yüz karası kararla da Kıbrıslı Türklerin dünyadan izole edilerek, Amazon ormanlarında yaşayan ilkel kabileler gibi geri kalmaları ve kendi istekleri ile tıpış tıpış Rum Yönetimine gelerek “Aman bizi sen yönet, kurtulalım bu geri kalmışlıktan” demeleri idi ancak anavatan Türkiye yıllardır KKTC’ye yaptığı karşılıksız yardım ve yatırımlarla bu planı darmadağın ederek başarısızlığa uğrattı.

Rumların bu planının yerini şimdi DİSİ Milletvekili Bayan Kiriakou’nun büyük bir endişe ile dile getirdiği “Türkler bizi satın alacak” deyimi almaya başladı.

EİT teşkilatı, hepsi de Müslüman olan Afganistan, Azerbaycan, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Pakistan, Tacikistan, Türkiye ve Türkmenistan’dan oluşmakta. Bu teşkilata üye ülkeler, Avrupa Birliği örneğinde olduğu gibi ortak pazar kurmak amacıyla, aralarında ekonomi alanında işbirliği yapmayı programlarına aldılar. Türkiye’nin birkaç yıl evvel başlattığı “Pasaportsuz Dolaşım” gerçekte de EİT’in hedeflerinden bir tanesi.

Bu uygulama yakın bir tarihte gerçekleşecek ve üye ülkeler arasında dolaşım pasaportsuz olacak. Bu listeye KKTC’de dahil oldu artık. EİT’den sonra da İslam İşbirliği Teşkilatı üye devletleri de kendi aralarında serbest ticaret, serbest dolaşım ve yerleşimi de gerçekleştirecekler.

EİT’in, İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) ile özel bir ilişkisi var ve EİT’in tüm üyeleri aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatının da üyesi. Tüzel bir kişiliğe sahip olan EİT’in kendisi de, İslam İşbirliği Teşkilatının gözlemci üyesi.

KKTC’nin EİT’in çalışmalarını izlemesi ve toplantılarına katılması çok büyük kazanımlar getirecek beraberinde önümüzdeki birkaç yıl içinde.

Bu sürede de Suriye’deki iç çatışmalar da bitmiş olacak, KKTC’nin Türkiye aracılığı ve İran’la başlattığı üst düzey ilişkiler, Suriye üzerinde her zaman etkisi olan İran vasıtası ile Suriye’yle de aynı düzeye getirilecek. Buna paralel olarak diğer Müslüman devletlerle de ilişkiler başlamış olacak.

Küçücük bir “Gözlemci Statüsü”, “Büyük Kapıları”nın açılmasına vesile olacak.

Ata ATUN
e-mail: ata@kk.tc
http://www.twitter.com/ataatun
http://www.ataatun.com
19 Ekim 2012

BİR CEVAP BIRAK