Çetin Emeç’e mektuplar (V)

Sevgili Emeç,

Sen bir gün Ankara’ya gelerek  eski arkadaşın ve yıllarca destek verdiğin Mehmet Ali Kışlalı’yı görevden alacağını hiç mi hiç düşünmemiş olmalıydın. Ama yanlış ata oynadığını bile bile, çoğunluk muhabirleri karşına alıp Kışlalı’ya destek vermiştin.

Kışlalı’ya en son darbeyi yine bir toplantıda Emin Çölaşan vuruştu hatırlarsın:

“Bu arkadaş muhabirlerle konuşmuyor. Bu arkadaş hiç kimseye selam vermiyor. Bu arkadaş…”

Bu sözler karşısında sen de anlamıştın ki, Kşlalı ile yola devam etmek zor .

Onu görevden almaya karar verdiğinde, yıllarca Hürriyet’teki bir odada Prof. Emre Kongar’la birlikte danışmanlık hizmeti veren Ertuğrul Özkök için de karar alınmıştı.

Kışlalı’dan boşalacak koltuğa Ankara Temsilcisi olarak Ertuğrul Özkök oturacaktı.

Neden?


Bir çok nedeni vardı elbette.

Bizim Ankara’dan edindiğimiz bilgilere göre,  Belma Simavi’nin tavsiyesi, gazeteci ve eski turizm bakanı Orhan Birgit’in önerisi ve Erol Simavi’nin onayı ile Hürriyet’te danışman olark çalışan Özkök, aynı zamanda CHP dönemi Sanayi Bakanlarından Hüdai Oral’ın damadı idi.

Hürriyet Yazıişleri çalışanları, Hürriyet’in yayın politikasını ağır bir dille eleştiren Özkök’ten kurtulmak için Ankara’ya gitmesine zaten çanak tutuyordu hep.

Özkök zaten Ankara’da oturuyordu. Düzenini bozmamıştı henüz. Eşi Tansu ev kadınıydı ve kocasının sık sık Istanbul’a gitmesi yerine Ankara’da olmasını haydi haydi tercih ediyordu.

Özkök aynı zamanda Moskova’da açılacak Büroyu da yönetecekti.


Ankara’ya gelindiğinde yine geniş bir toplantı düzenlenmişti.

Masanın başında sen, sağında Kışlalı, solunda Özkök oturuyordu.

Son derece modern bir görüntüydü bu.

Hiç bir şeyden haberi olmayanlar için, sanki bu tablo gazeteci troykasıydı.

Ama öyle değildi.

Giden Kışlalı, gelen Özkök olacaktı.


Halef ve seleflerin açıklanması sırasında kısa bir konuşma yaptın.

Kışlalı’nın görevde kalacağını ve Özkök’e yardımcı olacağını söylemiştin.

Herkes hayret etmişti.

Ben ise hayret etmemiş, nezaket ve zerafetinin örneklerinden birini verdiğine inanmıştım.

Nitekim öyle olmadı.

Ertuğrul bey koltuğa oturdu.

Kışlalı ayrıldı ve Hürriyet’e dava açtı ve  yüklü de tazminat aldı.


Sen Hürriyet’ten ayrılana kadar seninle çalıştı, Moskova’yı idare etti.

Senin ayrılmandan hemen sonra bir süreliğine Günaydın’dan Rahmi Turan senin koltuğuna oturtuldu.


Bu karara herkes tepki gösterdi.

Magazinci Turan, masa başında gazete çıkaran biri, nasıl olur da Hürriyet’in başına getirilirdi.


Ankara’da dedikodu kazanları erken fokurdamaya başlamıştı.

Sen Milliyet’e geçmiştin ama Hürriyet’in trajı 600 binlerin üstündeydi ve Rahmi Turan gelir gelmez yönetime karşı pasif direnme başlamıştı.


Ankara’daki üst yönetim, yani Özkök’ün yardımcıları ve yazarlar başta rahmetli Esen Ünür, İsmet Solak, Nurcan Akat, Serdar Turgut, Muharrem Sarıkaya, Turan’ın görevden alınmasını istiyorlardı.

Özkök de destekliyordu.

Hatta kazanın altına en kalın odunları atan da Özkök’tü.

Ankara Temsilcisi, çalışanlarının duygularına tercüman olmak üzere Istanbul’a gitmeye kararlı ve patronla konuşmaya hazırdı.

Özkök “ Eğer Rahmi Turan gitmez ise biz istifa etmeye hazırız” diyordu söylentilere göre.

Tarihsiz ve imzalı istifa mektubunu bir gece barda arkadaşlarına gösterince, yine söylentiye göre Ünür,Solak, Turgut ve Akat da istifa dilekçelerini Özkök’e vermişlerdi.

Ertuğrul İstanbul’a gittti.

Arkadaşlarının istifa dilekçelerini üst yönetime sundu, kendi dilekçesini ise yırtıp attı.

Bu bir iddiadan ibaretti.

Bu iddiayı istifa ettikleri için gazeteden ayrılmak zorunda kalan dört eski Hürriyet’ciden duymuştuk, yani kaynağından..

Ama Özkök bu iddiayı devamlı inkar etmişti.

Gerçi daha sonra Özkök bunu telafi etmek için dört çalışma arkadaşını sırayla işe aldırmıştı ama taş bir kere yerinden oynamıştı.


İşte  Ankara Temsilcisi olarak koltuğa oturttuğun Özkök şu anda senin koltuğunda.

Hem de 20 yılı aşkın süredir..

Türkiye’nin  nüfusu şu an resmi rakamlara göre 73 milyon.

Hürriyet’in günlük satışı, promosyon desteği ile 400 binin üstünde.

Sen bıraktığında 600 binin üstündeydi Çetin bey, Hürriyet kemiksiz 600 binden fazla satıyordu.

Promosyonsuz, defter- kitapsız, çanak-çömleksiz üstelik.

(devam edecek)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

11 + 12 =