ÇETKODER uyardı: Batıyoruz!

ÇETKODER uyardı: Batıyoruz!

0
PAYLAŞ

ÇETKODER Genel Başkanı Mustafa Göktaş, 54 ilde yaptıkları inceleme gezisinin ardından yaptığı değerlendirmede ilginç tespitlerde bulundu. Uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları nedeniyle zenginin daha da zenginleştiğini yoksulun ise daha yoksul hale geldiğini söyleyen Göktaş, ülkenin kaymağını 2 milyon kişi yiyor, bu acımasız bir soygun düzeni” dedi ve ekledi: Ayıp ya!

3 MİLYON ESNAF CAN ÇEKİŞİYOR!

ÇETKODER Genel Merkezi Genel Başkanı Mustafa Göktaş 11 ay boyunca Adana’dan Zonguldak’a 54 ili adım adım gezerek incelemelerde bulundu. İnceleme gezisinin ardından yaptığı değerlendirmeleri basınla paylaşan Göktaş, Türkiye’nin ekonomik ve sosyal bir çöküntü içine girdiğini söyledi. Yaptıkları araştırmalarda 968 bin esnafın kepenk indirip işine son verdiğini gördüklerini söyleyen Göktaş, “ödeme güçlüğü çeken ve tabiri caiz ise maliye tarafından ‘kümesteki kaz olarak’ görülen vergi mükellefi esnaf, vergi ve harçların altında yok oldu. İnim inim inliyor. Şu anda 3 milyona yakın esnafımız can çekişiyor. SSK ve Bağ-Kur primlerinin yanı sıra 12 çeşit vergi, 12 çeşit de harç ödemek durumunda. Üstelik birde bürokrasi ve kırtasiye ile uğraşmak durumunda. Yetmiyor hükümetimiz 2010’da vergi ve harçları arttı. Olacak iş değil. Ama bu ülkede oluyor. Bu can çekişen esnafın pirim borcunu vergi borcunu görmezden gelemezler. En azından faizini silerler anaparayı taksitlendirirler. Zor bir şey değil. Olmayan adamın neyini alacaksın, canını mı?” şeklinde konuştu.

HER BEŞ GENÇTEN ÜÇÜ İŞSİZ

Açlık ve yoksulluğun toplumu derinden sarstığını vurgulayan Göktaş, işsizliğin en çok gençleri vurduğuna dikkat çekerek, “geleceğimizin güveni ve teminatı dediğimiz gençlik umutsuz ve karamsar olmuş. Ülkemizde yaşayan her beş gencimizden üçü işsiz” diye konuştu. 2009 yılı işsizlik rakamlarının 3 milyon olarak açıklandığını ancak bunun gerçeği yansıtmadığını belirten Göktaş, gerçek işsiz sayısının 7 milyon 780 bin olduğuna dikkat çekti. Gerçekleri saptırmaya kimsenin hakkının olmadığını belirten Göktaş, bu gerçeği değiştirmeye kimsenin gücünün olmadığını vurguladı. Göktaş, “gerçek ortada. Okumuş, tahsil terbiye yapmış her 5 gençten 3’ü işsiz. 690 bin üniversite mezunu boş geziyor. 1 milyon 80 bin lise mezunu boş geziyor. Her branştan her meslek gurubundan okumuş çocuk iş bulamıyor. Asgari ücret belli.. Gidin evlere bakın. Gençler ya evde oturuyor, ya sokakta bomboş geziyor. Uyuşturucu, alkol, madde bağımlılığı, fuhuş neden bu kadar arttı? Milleti boş lafla, hayal ürünü, yellen yellen ipe diz anlayışı ile gelecek vaat ederek oyalamanın sonucudur bu. Son 10 yılda toplumda sadaka kültürü yerleşti. İane, iaşe, yardım ile millet çoğu geçimini temin eder hale gelmiş. Ama her şey iyi (!) Yazıktır ya” dedi.

ÜLKENİN KAYMAĞINI 2 MİLYON KİŞİ YİYOR!

Uygulanan ekonomik ve sosyal politikaları eleştiren Göktaş, gelinen noktada zenginin daha da zengin, fakirin ise daha da fakir hale geldiğini belirtti. Dar gelirli vatandaşların açlık ve yoksullukla boğuşur hale geldiğini anlatan Göktaş, “Ülkemiz 2 milyon kişiye hizmet ediyor. Onlar bu ülkenin kaymağını yiyor. Adaletsiz bir gelir dağılım, adaletsiz bir vergilendirme sistemi, acımasız bir soygun düzeni. Ayıp ya. Bu yakışır mı? Biri yiyecek, diğeri bakacak. Ülkede geçimini çöpten temin eden, çöpün içinden ekmek çıkartıp, yiyecek çıkartıp karnını doyuranların sayısının giderek artığını görüyoruz. İnsanların uygarca, adil, eşit, hakkaniyet ölçülerinde yaşamak istemeleri en temel yaşamsal haklarıdır. En başlıca tüketim haklarıdır. Ama 73 milyonluk ülkemizde 2 milyon insanımız kaymak yiyor bal yiyor, 21 milyon 260 bin kişi yoklukla mücadele ederek perişan halde kıt kanaat geçinirken, 20 milyon 500 bin kişi ise açlıkla iç içe yaşıyor. Buyurun yeşil kartlıları sayın. Yine 65 yaş aylığı alanları sayın. Çocuk parası alanları, evde yaşlısına bakanların aldığı paraları, evde engelli çocuğu olanın aldığı parayı, dul ve yetimlerin aldığı parayı sayın. İşi gücü olmayıp fakir fukara fonundan yardım alanları sayın. Bakın toplumun durumuna. İnsanlar o paraları da almasa açlıktan sürünürler. Bu tablonun neresi iyi?” diye sordu.

BORÇ, BATAK İÇİNDEYİZ

1980’den sonra her alanda hızlı bir kirlenme yaşandığına dikkat çeken Göktaş, bu sürecin sonunda idealizmin yok olduğunun altını çizdi. Gelinen noktanın çıkara dayalı bir düzenin sonucu olduğuna işaret eden Göktaş, “Her şeyi çılgınca tüketiyoruz. Neyi neden ve niçin tüketiyoruz sorgulamıyoruz. Tüketim çılgını olduk. Cepte para yok, kredi kartına dayandık. Banka kredilerine dayandık. Geleceğimizi ipotek altına aldık. Borç batak içinde yaşıyoruz. Tüm bu kötü gidişe dur demek için çaba harcayan yok. Dünyadaki küresel ekonomik kriz ülkemizi de derinden sarsıyor. Piyasada batan giden büyük firmalar irili ufaklı çok firmayı da bitiriyor. Üç beş büyük holdingin dışında ayakta duran kalmadı. Bu durumun acilen düzeltilmesi, iyileştirilmesi gerekiyor. Teşhisi düzgün yapmak, reçeteyi düzgün yazmak, reçeteyi düzgün okumak lazım” şeklinde konuştu.

BİR CEVAP BIRAK