ETİYOPYA’DAN… Etiyopyalı’nın beklediği

Türkiye’den Etiyopya doğru yol aldığınızda içinizde ki heyecan dorukta… Uzun bir yolculuğun ardından Etiyopya Havalimanına iniş yapıyorsunuz. Afrika kıtasındasınız… Dünyanın en yoksul ülkelerinden Etiyopya’ya ‘hoş’ geldiniz.

Havalimanında çıkış yapıp, şehre doğru akıp gittiğinizde, demir saç levhalardan ve çalılılardan yapılma derme çatma barakalar dikkatimizi çekiyor. Caddelerde yeni araba modellerinin yanı sıra eski araçlar çoğunlukta….Tropikal muson iklimine sahip olduğundan. Haziran-Temmuz- Ağustos ayları yağmur mevsimi, diğer dokuz ay kuru mevsim olarak yaşanıyor.

Etiyopyalı halk genelde elinde şemsiyesi, üzerinde şalı, hasır şapkalı olarak yollardalar. Hasır şapkalı, ağzı gözü bir eşarpla kapatılmış, elinde çalı süpürgesiyle ahenkle yolları süpüren kadın işçiler, kendilerini gizlercesine, sessizce çalışıyor… Kıyafetler yırtık, dökük. Sonra şehre yaklaştığında; mavi renki yolcu minibüsleri trafik kurallarına uymadan seyir halindeler. Amaçları fazladan bir yolcu alabilmek. Minibüscülerin arasında kıyasıya mücadele var. Büyük yolcu otobüsleri için, durakta bekleyenler

çoğunlukta. Herkes gideceği yerin otobüsünü beklemekte… Kimi ayakta, kimi yol kenarında dizili büyük taşların önünde tezgah açmış, ayakkabı boyacılarının önünde
ayakkabılarını temizletiyor. Ayakkabı silicileri suyu ve bezi ile birlikte günün her saatinde müşterilerini büyük sabırla bekliyor.

Etiyopya halkı sabahın erken saatlerinde güne başlıyor. Güneşin doğuş saatini saat altıyı sıfır olarak kabul edip güne başlıyorlar. Yıl olarak da gerideler. Şu an 13 aylık Etiyopya  takvimlerinde sene 1997. Yeni yıl 11 Eylül’de giriyorlar.. Atletizm özellikle koşu onlar için çok önemli. Sabaha karşı  yollarda grup halinde koşan insanlar var.

Büyük bir umutla keşfedilmek için, koşuyorlar umuda doğru… İşsizlik hat safhada. Çoğu, temizlikçi, araba yıkayıcısı, ayakkabı silicisi, inşaat işçisi, yada dadı olarak çalışıyor. Yolda gördüğüm inşaatlarda ki sıva iskeleler dikkat çekiyor.

Okaliptus ağacının düzgün olmayan gövdeleri, binayı bir örümcek ağı gibi sarıyor.Bu daha  önce hiç görmediğim, garip bir görüntü.Ve bu inşaatlarda;  sırtında ve elinde ağır yükleri taşıyan, elleri nasırlaşmış, yürekleri sertleşmiş, evine biraz daha fazla birşeyler götürebilmek için inşaatta mücadeleyle çalışan bayan ve erkek işçiler gözümüze çarpıyor.

Elli dolar maaş alan devlet memurları ise, daha düzgün kılık kıyafetleriyle diğerlerinden ayırt edilebiliyorlar. İnsanlar yırtık, yamalı, solmuş kıyafetleriyle günlük yaşamı sürdürüyorlar.

Sokakta yürürken karşıdan gelen bir insanı, size dilenmeye yaklaştığını düşündüğünüz anda yanınızdan yürüyüp, gidiyor. O zaman  anlıyorsunuz ki,  dilenci olmadığını. Addis Ababa’ya çevre ülkelerden ve Etiyopya kırsal bölgelerinden savaş ve kuraklıklardan dolayı çok göç gelmekte.

Her dakika; Addis Ababa’da yaşam farkını bir kez daha bize gösteriyor. Cadde kenarlarında üzerinde sarı,  fosforlu yeşil, turuncu renklerinde önlüğünü giymiş genç kadın erkek park görevlileri bekliyor. Şehir merkezinden uzaklaştıkça, çöpleri hayvanlarla birlikte karıştıran yoksul insanların görüntüsü yüreğimizi acıtıyor. O zaman bir kez daha dünyadaki çelişkileri ve zengin ülkelerin duyarsızlığını sorguluyorsunuz.

Burada en revaç yemekleri “injera”… Bu yemek; bayramlarda, törenlerde, kutlamalarda herzaman var. Yanında bir çok özel sosu, pişmiş eti, çiğ et ile servis edilip, elle yenmekte. Farklı bir kültür, farklı bir yaşam.

Etiyopya’da yaşam koşullarının ağırlığı ve beslenme sorunu ortalama yaşam beklenitsini kısa tutan nedenler arasında sayılabilir… Hani alabildiğine yoksulluğu görünce şansa inanıp, halinize şükrediyorsunuz…

Peki bu yürekleri sızlatan yoksulluğa karşı mücadele eden, bu yoksullara el uzatan yok mu?  Uluslararası yardım kuruluşlarının son model arazi araçlarını sıkca görüyorsunuz. Onların lüks yaşamına tanık olduğunuzda, gelen yardımların neredeyse önemli bir bölümünün onların finansmanına harcandığını düşünebilirsiniz.

Etiyopya’ya yapılan en büyük yardımlar arasında su kuyusu açmak, tarım destek yardımı, gıda ve sağlık yardımları sayılabilir.

Etiyopya kültürü oldukça farklı. Selamlaşırken yanak yanağa dört kez öpülüyor, ya da iki defa öptükten sonra birbirlerinin omuzlarına çarpılıyor…

Televizyona baktığımızda günün belirli saatlerinde yayın yapan iki yerel kanal var. Yoksulluktan dolayı çocuklarını okula gönderemeyenler çoğunlukta…

Etiyopya’da yaşam koşulları o kadar zor olmasına karşın herkesin içinde canlı tuttuğu bir umut var. Ülkeye gelen yabancılar yeni iş alanları yaratacak umut olarak görülüyor. Aslında istenilen de çok şey değil. Taa 1948’de kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde yazılı olanları yani “herkesin kendisi ve ailesi için insan onuruna yaraşır ve gerekirse her türlü sosyal koruma önlemleriyle desteklenmiş bir yaşam sağlayacak adil ve elverişli bir ücretli çalışma hakkını…”

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.