Evlenmek vaadiyle tecavüz

PAYLAŞ

“Evlenmek vaadiyle kandırıp tecavüz etti” sözü beni güldürür. Evlenmek vaadiyle kandırılmış bir kadın tecavüze falan uğramamış, düpedüz seninle evlenmek istiyorum diyen adamın yatağına girmiştir. Adam kadının elini kolunu mu bağlamış, boğazını mı sıkmış, burnuna bıçak mı dayamış? Hayır. Gel seninle evlenelim demiş, evlenmeden önce de şöyle gönlümüze göre bir alem yapalım. Madem bugün yarın evleneceğiz, daha ne bekliyoruz, öyle değil mi? A be kızcağızım, madem bu kadar düşkünsün bakireliğine, elin adamıyla alicengiz oyunu oynamaya ne diye kalkarsın? Hele yalan söylemenin hiç de ayıp sayılmadığı bir toplumda sen insanların sözüne güvenip nasıl böyle bir iş yaparsın? Kadınsı dalavereciliğin güzel bir biçimidir evlenmek vaadiyle kandırılıp tecavüze uğramak. Adamı evlenmek zorunda bırakmanın da pek güzel bir yoludur: “Bu durumda beni almak zorundasın Haşim, namusumu temizlemezsen senin başına ne işler açarım bilemezsin.” Haşim seni alsa namusun temizlenecek mi? Bu kadar kirli bir oyunun içine girmiş birinin namus neresinde kalmıştır? Evlenmek vaadiyle beni kandırıp tecavüz etti diyene söylenecek tek bir söz vardır: “Hadi yavrum, git işine, bizi oyalama, zaten işimiz başımızdan aşkın. Sen işin kolayını bulmuşsun, koca bulmanın en rahat biçimini keşfetmişsin, planın tutmayınca da edepsizlik ediyorsun.”

İktisadi yaşam koşulları kötüledikçe kadınlarımızın çoğu bu yolu kurtuluş umudu olarak seçmek durumunda kalıyor. Bu koşulda evlilik anlamını yitiriyor ticaret kurumuna dönüşüyor. Bu koşulun benimsenmesiyle asıl namus kirlenmesi gerçekleşiyor. Derme çatma etkenlerin belirleyiciliğinde kurulmuş bir evlilik genelde çok kısa bir sürede ya da çok kısa olmayan bir sürede bitiveriyor. Bakıyorsunuz kadın bu defa tam bir çaresizlik tablosu çiziyor: biri kucağında, biri eteğine yapışmış olarak yanında iki çocukla ben yanmışım işaretleri veriyor. Bu durumda ne yapılabilir? Televizyon programlarına çıkıp kendini acındırmak ve bir yeni koca aramak en uygun yoldur belki de. Televizyoncularımız televizyonculuk diye bildiğimiz işlerin ötesinde çok önemli işler beceriyorlar: adalet dağıtmak, suçluyu bulmak, evlendirmek gibi işler televizyon kanallarımızın “insan olmak adına” yaptıkları iyiliklerdir.

Kaç yaşındasın? Yirmi iki. Daha önce evlendin mi? Üç kere. Yuh! Kaç çocuğun var? Üç çocuğum var. Zorun neydi? Kandırıldım, adam beni evlenmek vaadiyle kandırdı. Evlendi mi? Üç yıl resmi nikah yapacağım diye oyaladı beni, meğer alçağın nikahlı karısı varmış. Vay köpek! Ondan iki çocuğum oldu, bir oğlan bir kız. Vay alçak! İkinci? İkinciyi çaresizlikten kabul ettim, benden otuz iki yaş büyüktü. Yuh! Çocuklarına bakarım dedi, evim var dedi, emekli maaşım var dedi, kandırdı beni. Pekiyi? Onunla da üç yıl oturdum. Nikah yaptı mı? Yaptı, yapmaz olaydı, boşanana kadar canım çıktı. Her gün dövüyordu beni. Üçüncü? Onu hiç sorma! (Hıçkırık). Pekiyi şimdi ne istiyorsun? Adam gibi bir adamla evlenmek istiyorum. Boyu bir yetmişten uzun olmasın, yaşı otuz beşle kırk beş arasında olsun, evini bilsin, yalan söylemesin, bizi geçindirecek kadar geliri olsun, kendi evi varsa daha iyi olur, sonra çocuklarıma babalık etsin, bu arada felçli annemi de bağrına bassın… İnsanların bu yolla koca ya da karı bulmalarına yardım etmek toplumda geçerli ahlak değerlerini korumakla mı yoksa bu değerleri zedelemekle mi ilgilidir? Yaldızlı görünümler altında sunmaya çalışsalar da böyle bir girişimin adı bizim sözlüğümüzde insan ticaretidir. Ismarlama eş bir kolaya kaçma yolu değilse nedir?

Çocukluğumda bazı gazeteler evlenme ilanları yayımlarlardı. Bu ilanların zaman içinde belli kalıpları oluşmuştu. Örneğin: “Yirmi sekiz yaşında, kumral, minyon, lise ikiden ayrılma, sanatı ve eğlenmeyi seven, şefkatli ve güler yüzlü bir kızım. Arkadaşlarım güzel olduğumu söylerler. Yaşıma uygun bir beyle acele evlenmek istiyorum. Doktor, mühendis ve avukatlar tercihimdir. Teklifim ciddidir. Lütfen ciddi olmayanlar aramasınlar. Rumuz: MUTLULUĞU ARIYORUM.” Gazetede evlenme sayfasının altında şu açıklama her zaman olurdu. “Aşağıdaki rumuzlara cevap mektupları gelmiştir, sahiplerinin gazetemizden almaları rica olunur: MEHTAP, SERT ERKEK, ÇOK ÇEKTİM, MASAL PRENSİM, ŞULE, ŞAİR, KÜSKÜN AVUKAT.” Bu gazete çöpçatanlığı rahatsız etmezdi bizi. Güler geçerdik. Bunu da bir ülke gerçeği olarak görür aldırmazdık. Ama televizyonlarda saatlerce süren programlarla evlilik ilişkileri kurulması bana pek hoş gelmiyor. Bu iş tehlikeli iştir. Hem ne demiş atalarımız: “Ateşle oynama elini yakar, kadınla oynama ömrünü yıkar.”

CEVAP VER