Evrensel bakmak

PAYLAŞ

Kimi insanların beyinleri alevler içinde. Elçilikler alevler içinde. İnsanlar sokakları aşındıra aşındıra gösteri yapıyorlar. Sokaklar alevler içinde. Yaşamı boyunca hiç karikatüre ilgi duymamış kimseler bile karikatür uzmanı edasıyla ortalıklarda boy gösteriyor. Karikatürcüler Derneği fetva yayınlıyor. Çizerler bireysel düşüncelerini açıklıyor. (Sevgili Semih Balcıoğlu’na buradan bir merhaba!)


Çizgilerin içerdiği düşüncelerin boyutuyla ilgilenmiyorum. Onunla yasalar ilgileniyor. Düşünce hakaret sınırları içine giriyor mu girmiyor mu? Bunu da yasalar belirliyor. Daha geniş anlamda ele alırsak zaman belirliyor. Yüz yıl önce sakıncalı sayılan düşünce yüz yıl sonra sakıncasız olabiliyor. Hatta günümüzde bu zaman dilimi çok çok daha kısalmış durumda. Kötü bir örnek sayılırsa da, 12 Mart günlerinde 12 Eylül günlerinde suç sayılanlar şimdilerde sıradan sayılıyor.. Durum dünyanın değişik ülkelerinde de aynı..


Düşünce özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün sınırlanması doğrultusunda bir eğilim seziliyor Avrupa genelinde. Bir geriye adım atış eğilimi seziliyor. Türkiye’deki çizerlerin yaklaşımı da genel olarak bu doğrultuda. Hükümetlerle yazarlar çizerler bir ortak noktada buluşuyor sanki.. Tarihsel bir olay…


“Medeniyetler çatışmasını körüklememek gerek.
Hassasiyetlerin gündemde olduğu bir zamanda dikkatli çizmek gerek.
Bu çizilenlerin zaten öyle ahım şahım sanat değeri de yok.”


Bu sözlerin yerçekimi karşısında hiçbir ölçüsel değer taşımadığını düşünüyorum. Alevlenen olaylara sosyolojik, ekonomik çözümler aramak yerine durumu bu. ölçüsel değer taşımayan sözlerle geçiştirmek pek de çağından sorumlu aydının  işi gibi gelmiyor bana. Şu ya da bu nedenlerle özgürlüklerin geçici olarak da olsa sınırlandırılması tarihin akışı içinde hiç de hoş olmaz.


Eğer bu çizgi olayı bir sorunsa, sorunlar duygusal yaklaşımlarla çözümlenmez. Çünkü duygusal yaklaşımlar sevgiyi, coşkuyu içerdiği kadar kin ve nefreti de içerirler. Hoşgörünün uzağından geçerler… Daha geniş boyutlu bakmak gerekir diye düşünüyorum. Hukuksal yönden bakmak, bilimsel yönden bakmak, toplumsal yönden bakmak… Evrensel yönden bakmak…


 Ve bu çağdaş bakış açılarını kitlelere anlatmak, uzun ve zahmetli bir yol olsa da, doğru olan yoldur kanımca… Sözle, yazıyla, çizgiyle, ezgiyle ya da başka yollarla anlatmak… Düşünce özgürlüğünün, ifade özgürlüğünün akışına zarar vermemek için ille de anlatmak…


Şu yaşanası dünyada, en sıkıntılı anlarımızda bile bizi gülümseten, aydınlık aydınlık düşündüren büyülü çizgilerin gideceği yolu, bırakalım çizgiler kendileri belirlesin.


esenceposta@hotmail.com

CEVAP VER