Çevreye bir göz kırptık!

Bir yerde kuraklık hüküm sürerken, diğer tarafta su baskınları, fırtınalar ile mücadele etmek şaşırtıcı değil, denge global olarak bozulmuştur. Bu bozulmaya dur diyebilmek için gelişmiş ülkelerden başlayarak bir çevre hareketi doğmuştur. Çevre harekatı yapısı gereği ilericidir, çünkü üretim yaparken çevreye dikkat et, yok çevreyi kirletmeye devam ediyorsa kapat diyebilmektedir, çünkü kaybedecek artık çevremiz yoktur. Dünya birdir ve bugünkü koşullarda gideceğimiz başka dünya yoktur.


Çevre örgütleri evrensel olarak örgütlenmek zorunda olduğunu yaşayarak öğrenmiştir. Balina avına karşı deniz ile sınırı olmayan ülkenin insanı da tepki duymaktadır. O balina avcılarına karşı İsviçreli bir çevreci ile karşılaşmak şaşırtıcı değildir. Foça açıklarında çöp yüklü geminin Foça limanına çöpü boşaltmak istediğinde, Kanadalı bir gösterici ile karşılaşmak doğal oldu.


Ekotopya gençlik buluşması her yıl değişik ülkelerde ve şehirlerde yapılmaktadır. Bu sene 20. kez Sinop ili seçilmiştir. Sinop ilinin seçilme nedeni olarak orada bulunan Türkiye Atom Enerjisi Kurumudur. Bu kurum biliyorsunuz ki, nükleer santralin yapımından sorumludur. Nükleer santrale karşı olanların protesto etmesi kadar doğal ne olabilir? Protesto olarak oturma eylemi seçilmiş ve bu eylemde tutuklamalar olmuş. Kampı daha sonra jandarma tarafından basılmış ve valiliğin isteği belirtilmiştir. Tutuklamalar çevre hareketin evrensel olması nedeniyle evrensel boyutta protestoların olması şaşırtıcı olmamıştır.


Sinop ilinde çevrecilerin kampında her ülkeden insan ile karşılaşmak ve orada çevre duyarlılığı konusunda çalışma ve protestolar yapmak doğaldır. Çünkü çevre sorunu evrenseldir, ülkeye göre değişmez, bir yerde kirlenme varsa veya kirlenmeye sebep olacak yatırım olduğunda protesto etmek bir insanlık görevi olduğunu ve bu bilinç ile hareket edildiğini Sinop ili içinde yapılan son operasyon ile yeniden anımsadık.


Eskiden politikacılar her türlü muhalefeti kökü dışarıda diye suçlarlardı e bu kökü bulmak için sol görüşlüler ne kadar çok işkence görmüştür. Hatta işi ilerleten Ankara valisi "komünizm gerekliyse bu ülkeye onu da biz getiririz!" diyerek meydan okumuştur. Devlet içinde o dönemde kontrgerilla örgütlenmesi yoktur ama başka bir örgütlülüğünde tanımı gibidir. Biz her şeye karar veririz demekteler, halk bizim verdiğimiz karara uymak zorundadır, çünkü onlara neyin iyi olduğuna karar verenler sadece devleti yönetenlerdir.


Başbakan "Gittiler Sinop'a gösteri yaptılar. Halbuki ilk nükleer santral Sinop'ta değil, Akkuyu da yapılacak. Adresi de yanlış almışlar" diyerek yapılan etkinliği küçümserken, en büyük çevre dostu ve savunucusu olduğunu söylemeden de geçemiyor. Ankara valisi gibidir ama farklı söyler! Bu ülke için nükleer santrale ihtiyaç varsa onu bu ülkeyi yönetenler karar verir, çünkü ülkenin maddi çıkarları çevreden öncedir!


Biz çevremize bir bakalım, Amerika sahillerinde dışlanmış bir balinanın dramını haberlerde izledik, Kanada'da yapılan fokların katliamına karşı içimiz acıdı. Bugünlerde yaşadığımız aşırı sıcaklar ve nemin çevre sorunun sonucu olduğunu, küresel ısınmanın sınır tanımadan bütün canlıları etkilediğini yaşayarak görmekteyiz. Kaçacak artık bir yerimiz yok, bu çevre sorunu içinde ulus devletin ya da kişisel çıkarların önemi yoktur.  Ekolojik dengenin daha çok bozulmaması için her insanın yapacağı bir şeyi vardır.  Birileri gider atom kurumun önünde oturma eylemi yapar, kimileri boğaz köprüsüne afiş asar, kimileri bakanlıkların çatısından aşağıya duyuru asar. Kişi olarak elimizdeki çöpleri denize ya da yola değil, geri dönüşümü olabilecek yerlere bırakırız. Bu davranış çevre duyarlılığı için bir adımdır, çevre yok olursa dünya belki yaşar ama insan yok olur!


Çevre dostu olmak için çevrenize bir bakın ve göz kırpın, çünkü iletişim kurmak istediğinize göz kırparsınız. Göz kırpmak bir başlangıçtır.


http://www.cemoezkan.de
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

1 × 4 =