Eyi muz eyi…

Attilâ İlhan, 1955’de yayımladığı Yağmur Kaçağı başlıklı, o eline su dökülmez şiirlerinin kitabında, İstanbul sokaklarında muz satmaya çıkmış bir Anadolu göçmenini anlatır.
Kendisi, hayatında muz tatmamış bulunan köylü böyyük şeheer’de ¨Eyi muz Eyi!¨ diye çığırtıp ekmek parası peşine düşer.
¨çarşıkapı’dan yola düşürdüm eyi muz eyi
hemi aksaray’ı aşırdım eyi muz eyi
apartumanlar eh üstüme üstüme geliyler
kimin kimesnenin muz alası yohtur…¨

Bu şiiri, ¨Elimden tut yoksa düşeceğim, yoksa bir bir yıldzlar düşecek…¨ diye Yağmur Kaçağı’ndaki ilk şiirden sonra yayımlayan Âttila Bey, Eyi Muz Eyi çığırtısının bu denli meşhur olacağını, belki de kestirememiştir.
Eyi Muz Eyi, Türk kültüründe güzel kadından hârika bir manzaraya kadar hemen her şey için kullanılır oldu, bir vakitler…
Mesela, siz şimdi bu yazıyı okuduktan sonra beğendiyseniz, eyi muz eyi diyerek bir dostunuza tavsiye edebilirsiniz; işte öyle…
Yanılmıyorsam, Yeşilçam Sinemasının 1980 öncesi seks film furyası döneminde, Eyi Muz başlıklı bir kurdela çekilmişti; kimler rol kesti, bakın hatırlamıyorum…
Muzun erkek üreme organına benzemesi, fallik- Latincesiyle, fallus– seksüel izlenim vermesi bir yana dursun, tadına doyum olmadığı da malûmunuzdur.
Bu tadı en fazla sevenler ise, Meksika başta olmak üzere Orta Amerika’ya coğrafik yakınlığı nedeniyle ucuza alındığından, Amerikalı ve Kanadalı’dır.
Marketlerinde en ucuz meyve, Eyi Muz Eyi’dir.
Hani yoksul gıdası fasulye diye hatırladığımız gibi, ABD-Kanada’da muz, fakir fukara yemeğidir.
Ancak, bu yüksek potasyum ihtiva eden tatlı meyveye yakında hasret kalınacaktır; öyle görünüyor. Sadece ABD’de yıllık 8.9 Milyar Dolarlık bir ticaret yaratan muz, ki kilosu 1 Doları geçmez ve Türk Lirasıyla bedava sayılacak bir değerle satılır, bu kıyasa bakılırsa en çok satılan üründür.
Eyi Muz Eyi’ye hasret kalınmasının nedeni, muz plantasyonlarına dadanmış bir ağaç mantarıdır.
İlk kez, 1984’de Panama’da görüldü bu mantar…
Adına, TR4 diye bir mantar adı verdiler, mantarın isim babası Miami Üniversitesi’dir.
1984’den sonra kontrol altına alınmıştı, iyi kötü ağaçlarda dal dal muz salındı, muz hevenkleri kesilip biçildi, paketlenip Amerikalı, Kanadalı’ya sunuldu.
Fakat mantar uslu durmuyor, kılık değiştirip başka biçimlerde muz ağaçlarına saldırıyordu.
Küremizin muzları 2012’den bu zamana kadar, hastalık yüzünden yüzde 4.3 azalma göstermiştir. Mantarın, eğer önlem alınamazsa, önümüzdeki 10 yıl içinde tüm muz ağaçlarını kurutacağı, sonunda muzun eyi muz olmıyacağı açıklanıyor.
Bu kötücül haberlere karşı Amerikan FDA kısaltması altındaki Gıda Teşkilatı derhal alarma geçti ve bir dolu tedbir sıralayıp hem ihracatçı ülkeleri hem de Amerika ve Kanada’daki alıcıları, ilgi birimleri yönlendirmeye başladı; bakalım sonucu ne olacak!

Muz deyip geçmeyiniz, binlerce aile bu işten ekmek yiyor, on binlerce insan çalışıyor; büyük sektör…
Dünyanın muz üretimi yıllık 110 Milyon Ton imiş; ben Birleşmiş Milletler istatistiklerinin yalancısıyım.
150 ülkede üretiliyor muz, ama en çok Panama, Meksika gibi Orta Amerika ülkeleri başı çekiyor…
Mantar-fungus hastalığından kırılan muz ağaçlarına tedbir işlemiyor, çare bulunamıyor… Hastalık hızla yayılıyor ve Amerikan kapitalist piyasa fiyatlarında muz yavaş yavaş fiyat kazanıyor, fiyat kazanan her şeyde olduğu gibi aracılar da bu işten para kazanıyor.
Muz yakında, bizim çocukluğumuzun ayda yılda bir yenilen meyvesi durumuna düşecektir, vaziyet bunu gösteriyor.
Biz, eskiden, Silifke taraflarından gelen yerli muzu, yılda bir kez ya görür ya görmezdik; eve girdiğinde ise anne ve babalarımız muz orucuna girer, bir iki sap muzu biz çocuklara tattırmak isterlerdi…
Kimilerinin, muz kabuklarını yaladığına dahi şahitim… Değerli bir şeydi yani…
Muzdan haber çıkar mı demeyiniz, gün gelir çayır çimenden bile haber çıkar.
Sahi, geçenlerde bir Amerikalı profesör dostumuz, çayır suyu içtiğini ve hârika olduğunu söyledi.
Bunun modası yakında Türkiye’ye ulaşacak ve demedi demeyiniz, çayır otundan sıkılıp elde edilmiş bir yeşil su muz kıymetine binecektir.
Âttila Bey bugünleri görseydi, Eyi Çayır Çimen Suyu Eyi, diye yazar mıydı, vallahi yazardı…
Satanı ve alanı olduktan sonra…
Hasılı, siz bu TR4 mantarına çare bulunamazsa muzu unutun, yerine çayır otundan sıkılmış organik acaip şeyleri için… Muz, nâdirattan bir meyve olup belki seralarda azıcık yetişecektir, o vakit yersiniz…
Bu haberler yayılınca, youtube video kanalına düşen 1940’lardan kalma bir muz reklamına dair kısa film de bu arada meşhur oldu ve yayımcısı paraya para demedi. İzlemek isteyeni tıklarsa, şu âna kadar 1 buçuk milyon izleyicinin ardına sayı ekler.
https://www.youtube.com/watch?v=RFDOI24RRAE
¨United Fruit Company¨ adlı kartelin reklam filmi şimdi klasikler arasına girmeye hazırlanıyor.
Tek eksiği, Eyi Muz Eyi diye tanıtılmamasıdır.
Biz, muzu böyle tanırız…

_________________

* msenol34@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

20 + eighteen =