Ezan okuyamayan müezzin olur mu?

Cami sözcük olarak; içine alan, derleyen, toplayan anlamına geliyor. Bu yüzden Müslümanlar ibadet etmek için toplandıkları yere cami demişler.


Camiler farklı dönemlerde ve yörelerde farklı mimari ve estetik özellik gösteriyor. Bu son derece doğal ama, caminin değişmeyen özellikleri de var. Dünyanın hemen her yerinde camiler kendini var eden amaca hizmet eden şekillerde oluşturulmuştur.  Örneğin her camide kıbleyi belirleyen mihrap vardır. Yine neredeyse her camide minare vardır. Minarenin amacı ezanın uzak yerlere duyurabilmektir. Aslında kiliseler için çan kulesi neyse camiler için de minare o demektir. Gerçi günümüzde ezanı uzak yerlere duyurmak için minareye gerek yok. Buna rağmen yeni yapılan camilerde yine de minare var. Minare günümüzde tamamen mimarî süs ve sembol olarak kullanılıyor.


Bence minareler amacına uygun olarak kullanılmalı. Camilerde madem minare var; öyleyse hoparlörlerin kaldırılıp ezanın çıplak sesle okunması gerekiyor. Çünkü ezan hoş bir musikidir ve müzik bilgisi olan müezzinler tarafından mikrofonsuz olarak okunmalıdır.


Ezan namaz vaktini bildirip Müslümanları camiye çağırmak için minarenin balkonu olan şerefeden yüksek sesle söylenen melodik bir çağrıdır. İyi ayarlanmamış mikrofonla ya da kasetten okunan ezan hem dinleyeni rahatsız eder, hem de ses kirliliğine neden olur. Ezanı şu ya da bu makamda okuyun veya okutun demiyorum. Ezanın müzik bilgisi ve güzel sesi olan müezzinler tarafından okunması yeterli. Zaten bu özellikleri taşıyan müezzin ezanı kendi müzik birikimine göre okuyacaktır. Bence hicaz, rast, uşak hüzzam, hüseyni veya saba makamında okunmasının hiçbir sakıncası yok.


Elektriğin olmadığı zamanlarda, camiler kubbelerden sarkıtılan kandillerle aydınlatılıyordu diye bugün de aynı yöntemi kullanamayız. Çünkü modern hayatın içinde elektrik zorunluluktur ama, ezan bir semboldür. Bu yüzden ezanın ille de mikrofonla okunması gerekmez. İyi ayarlanmış bir mikrofonla okunmasını kabul edebilirim ama hoparlörü asla.


Bugün hiç kimse ezan sesini duyduğu için camiye gitmiyor. Herkesin kolunda, duvarında, masasında ve cep telefonunda saati var. Yani günlük hayat içinde ezana gerek yok ama, ezan Müslümanlığın bir sembolü olarak hep var olacaktır. Öyleyse Allah’ın birliğini, ululuğunu, Muhammed’in onun resulü olduğunu söyleyen bu melodik çağrıya özen gösterilmeliyiz ve onu kulağa ve ruha daha iyi gelecek şekilde okumalıyız.


Nedense birçok yerde bunun böyle olmadığını görüyorum. Benim oturduğum evin yakınında üç cami var ve üçü de hoparlörden veya mikrofonla ezan okuyor. Hem de aynı anda. Üstelik hepsi başka makamda okuyor. Daha doğrusu okuyamıyor. Ortaya çıkan ses karmaşasını varın siz düşünün. Ben evinin yakınındaki ciminin müezzini kötü ezan okuduğu için evini satan insanlar tanıyorum. Allah aşkına ezan okuyamayan müezzin olur mu? Müezzinin işi ezan okumak değil midir?


Diyanet İşleri Müdürlüğü bu ezan karmaşasına son verecek yöntemler geliştirmeli ve camilere müezzin atarken, müezzinlerin ezan okuyup okuyamadığını ciddiyetle kontrol etmelidir.


Bu sadece halka değil, dine saygı adına da gereklidir.


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one × 3 =