Fahişe FM ve tökezleme

Brezilya’da hayat kadınları radyo kurma konusunda hükümetten izin almışlar. Radyo Zona yayın hayatına başladığında, hayat kadınlarının sorunlarını ele alırken, “mesleğin saygınlığı konusunda mücadele” ortaya koyacakmış. Asla hayat kadınları olarak mesleklerinden ötürü kamuoyundan özür dilemeyeceklermiş. (İnternethaber 10 mart 2006)


Fahişelik mesleğinin saygınlığı öyle mi?..  Allah Allah!…
Haberi acaba yanlış mı okuduk diye kuşkulandık, bir kez daha okuduk, yanlışlık yok doğru okumuşuz, “fahişelik mesleğinin saygınlığı konusunda mücadele edeceğiz …”


Yaşadıkça daha neler göreceğiz kimbilir?


Bu satırların yazarı olarak, olayı köşemize konu yaparken dahi, acaba hatalı bir şey mi yapıyoruz, okur bizi yanlış mı anlar türü çekinceler içerisinde iken, Brezilya’lı hayat kadınları mesleklerinin saygınlığından söz ediyorlar.


Merak ettik, dilimiz daha doğrusu kalemimiz varmıyor ya, Brezilya’lı fahişe anneler, saygın gördükleri mesleklerine kendi kızlarını ya da yakın akrabalarını da mı uygun görecekler acaba? Gel kızım bak ne kadar saygın meslek seni de fahişe yapalım mı diyecekler?


Önce şunu belirtelim. Hayat kadınları içerisinde büyük bölümünün, kader kurbanı olarak bu işin içerisine istemeyerek girdikleri konusunda ki teze bir itirazımız yok. Onlara fazlasıyla acıdığımızın burada altını çizerek belirtmek isteriz.


Sahipsiz, anasız babasız, koca teröründen kaçan kadınların kara yazgısı her toplumun en önemli sosyal sorunlarından biri olmalı. Hangi kadın mutlu bir yuvada sevdiği ve sevgisini gördüğü eşi ile birlikte yavrularını bağrına basarak mutlu bir yaşam geçirmeyi fahişeliğe tercih eder?


Ne yazık ki ülkemizde de yoksulluk, çaresizlik, sayısız masum kadınımızı kötü yollara itiyor… Geçtiğimiz günlerde okuduğumuz bir yazıda yanlış hatırlamıyorsak 25 bin kadın genel evde çalışmak üzere vesika almak için sıradaymış. Neredeyse hava parası verilerek fahişe olunacak! Kim bilir belki veriliyordur da!..


Ekonominin iyi olmayışı konusundaki eleştirilerimize kimi okurlardan karşıt görüşler geliyor. Hükümetin (AKP iktidarının) herkesin cebine para koyacak hali yok deniyor. Herkes çalışsın kazansın biçiminde değerlendirmeler yapılıyor. Kimileri de akılları sıra bizi olumsuz yönde etkilemeyi amaçlayan mailler ya da yorumlar gönderiyorlar. Örneğin, “sana yazman için kimler ve nasıl izin veriyor, oku oku da biraz ufkun açılsın, adam ol” türü yaklaşımlar ortaya konuyor. Çoğunlukla AKP tandanslı kişiler olduğunu bildiğimiz bu okurlarımızın eleştirilerinin bizim açımızdan hiç önemi olmuyor.


Başbakan Tayip Erdoğan Kızılcahamam’da AKP’li milletvekillerine yönelik yaptığı konuşmalarında yine AKP’ce değerlendirmelerde bulunmuş. Fert başına milli geliri 5 bin dolara çıkardıklarını, kısa sürede de 10 bin dolara yükselteceklerini söylemiş. Biz çevremizde hiç benim gelirim arttı keyfim yerinde diyen, tek bir işçi, memur, emekli, esnaf görmedik. Herkes sıkıntılı ve  çaresiz. 


Her şey iyiye gidiyor da, peki neden 20 milyon insanımız hala yoksul ve 11 milyon işsiz yurttaş var?


Niçin 990 bin vatandaşımız, resmen aç yatıyor? Acaba bunlar ekonominin artıları da, biz mi okumadığımız ve adam olmadığımız(!) için, büyük iktisadi gelişimi anlayamıyoruz!


TÖKEZLEMEK


Siyasette yeni bir deyim daha literatüre girdi. Tökezlemek!


Başbakan Kızılcahamam konuşmasında parti (hükümet) olarak seyir halinde olmaları nedeniyle kimi arkadaşlarının tökezlediğini ve tökezleyenlerin diğer arkadaşları tarafından (düşmemesi için) kolundan tutulması gerektiğini söylemiş.


Diyoruz ya…  Bunca yaşın insanıyız, siyasetin cilvelerine, labirentlerine, kaygan zeminine, keskin viraj ve U dönüşlerine bir türlü akıl erdiremedik! Dündür bugün bugündür gibi!.. Peki Sayın Başbakan! Partinizde kimler, neden ve nasıl tökezlediler?


Şu tökezleme işinin bizim anladığımız manada siyasette ve partinizde neye tekabül ettiğini ve ne anlama geldiğini açıkça söyleyebilir misiniz?


Aklımıza gelen iki ismi örnek olarak verelim.


Örneğin; Sayın Kemal Unakıtan ve Sayın Turhan Çömez. Bu iki isim acaba tökezleyenler arasında mı? Maliye Bakanınızın hakkında üçüncü kez gensoruya varana dek icraatları ve tutumuyla ilgili çeşitli iddialar ve suçlamalar bir tökezleme midir?


Öbür yandan Balıkesir Milletvekiliniz Sayın Çömez’in Kemal Unakıtan’a yönelik çeşitli ithamları içeren ve basına yansımış bulunan mektubu bir tökezleme midir?


Örneğin Kocaeli AKP İl Başkanınız Sayın Fikri Işık’ın AKP’li Körfez Belediyesi’nin bünyesinde bulunan YARPAŞ’a, kardeşleri ile ortağı olduğu IŞIK Gıda şirketi kanalı ile ihalesiz olarak milyarlarca değerinde gıda maddesini satmış olması ve elan bu satışın devam ediyor olması yönünde Kocaeli yerel basınında Sayın Işık hakkında çıkmış olan iddia ve suçlamalara yönelik tablo, İl başkanınızın tökezlediği anlamına gelebilir mi?
Merak ettik!



E-mail: burhanaozbey@yahoo.com


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.