Fazıl Say, 15. Antalya Piyano Festivali

Fazıl Say demirbaş adeta. Bu yıl, onun yeni hangi eserleri, Akdeniz’in dalgalarına karışacak. Asya, Avrupa ve Afrika, giderek Cebelitarık’ı aşıp, Amerika’ya kadar uzanacak, Avustralya’ya kadar inecek, dünyaya nasıl yayılacak.

Fazıl Say’ın düşüncesi, onun girişimi, onun başlangıcı, onun çalışma arkadaşlarıyla, onun seçimi ve ilişkileri ile ve de Antalya Belediyesi’nin katkıları ile boy atarak, gençliğini yaşıyor. Çocukluğunu aşmış, yürümesi gerçekleşmiş ve de en dinamik sürecinde, kalıcılığa, gelenekselleşmeye doğru hızla ilerliyor. Bir isim, bir simge, günün deyimi ile marka olmuş. Bir bütünlük. Gökkuşağının renkleri gibi birlikte ve bir bütün.

Partiler değişmiş, belediye başkanları değişmiş, değişmeyen Fazıl Say ve Antalya Piyano Festivali, gelişerek, yenilenerek sürüyor. Fazıl Say dünya bağlantıları ile Festivale yaraşır, bağlantıları kuruyor. Sanatçıları, grupları, orkestraları davet ediyor, konuk olarak ağırlıyor. Fazıl Say ismini duyan, telefonunu alan, onu tanıyan sanatçılar, onunla birlikte olmak için Festivale geliyor. Bir tanışıklığın ötesi, bir güven ve sevgi çenberi.

Antalya her yıl bu Festival coşkusunu yaşıyor. Antalyalılar, Antalya’da olan yabancılar memnun. Bu Festival için Antalya’ya gelen yerli ve yabancı bir çok sanatsever, Antalya’da birleşiyor. Deniz, tarih ve sanat, bir üçlü bir başka bütünlük sağlanıyor. Ve Antalya, turizmin ötesinde bir sanat kenti olarak da belirleniyor.

Festival’in bu yıl 15.si gerçekleşecek. Program nasıl yapılacak. Kimleri dinleyeceğiz. Sadece Antalya’lılar dinlemiyor. Diğer illerden gelenler var. Antalyaya gelen yabancılar. Hatta, sadece bu festival için Antalya’ya gelenler var. Dünya da yer eden üç isim. Fazıl Say, Antalya ve Piyano Festivali.

Antalya, turizm ve sanat. Sadece bir tatil kenti, deniz kıyısı yazın yaşanacak bir yer değil. Bir kültür ve sanat merkezi olma yolunda ilerliyor. Fazıl Say, eserleri ve Piyano, Fazıl Say her yıl dünyaya, Akdeniz’den yeni tınılarla da yayılıyor. Antalya, sanatçı konuklarını ağırlıyor.

Sadece turizme, turistlere yönelik bir Festival de değil, Antalyalılarla buluşuyor, Antalyalılarla yagınlaşıyor. Antalya dışında sahil şeridine uzanıyor. Toroslarla buluşuyor. Antalya merkez ve ilçeleriyle bütünleşiyor. Yaşamında ilk kez canlı olarak, piyanonun tuşları ile ses ve görüntü birlikteliğini yaşayanlar, tını ve renkleri yeni keşfedenlerle gelişiyor, serpiliyor, boy atıyor.

Yeni Belediye Başkanı, Festivale yabancı değil. Bir dönem önce de Belediye Başkanıydı. Festivali, Başkan olarak açtı ve izledi. Antalya için değerinin ne olduğunu bilen bir Başkan. Bir başka özlliği, piyano çalıyor. Müziğin sadece dinleyicisi ve izleyicisi değil, icracısı da. Eğtimi var. Bilgisi var. Piyanonun tuşlarından çıkan tınıların farkında, güzelliğini bilinçli olarak biliyor. Bir dönem önce düşünüp de gerçekleştiremediklerini, yeniden gerçekleştirme şansını elde etti.

Devletin, halkın katkılarından bütçesinde pay ayıracak, karar verme yerindeki bir yönetici. Bu halkın katkısının, halka yönelmesinde bir aracı bir iletici. Şimdi görevini daha bir bilinç ve duyarlılıkla yapacak, gerçekleştirecek diye bekliyoruz. Merakla ve heyecanla, yeni güzel sürprizlere açık, işbirliğini gerçekleşeceği programlarının müjdesini almayı bekliyoruz.

Ve Başkan ayağını tozuyla, göreve başladığının birinci ayını bile doldurmadan açıklamasını yapıyor. “Fazıl Say’lı da..” ve “Fazıl Say’sız da…”

Şaşkınlık içindeyiz. Doğrumu bu. Kötü bir rüya görmüyoruz herhalde. “Fazıl Say’sız da..” Bunu nasıl düşünebiliyor ve bunu nasıl söyleyebiliyor. Olamaz, kötü bir rüya olmalı bu.

Fazıl Say, Piyano Festivali ve Antalya. Belediye bu onuru yaşıyor. Belediye dünya çapında bir Festival’in kentinde gerçekleşmesinin güzelliğini, Antalyalılarla birlikte paylaşıyor. Antalyalılarla dünyalılar arasında, Antalya da bir köprünün kurulmuş olmasının kıvancını, sevincini, birlikteliğini yaşıyor ve yaşatıyor.

Fazıl Say bir isim. Fazıl Say dünya çapında bir sanatçımız. Günün deyimi ile Fazıl Say bir marka ve Antalya ile özdeşleşerek, Antalya’dan Akdenize, emek veren, gerçekleştiren arkadaşlarıyla, katkı veren sanatçılarla, bir daha yelken açıyor.

“Fazıl Say’sız da..” nasıl böyle bir cümle söylenebiliyor. Bunca yılın emeğine, nasıl böyle bir yakıştırma yapılabiliyor. Doğumundan, çocukluğuna, ilk gençliğine, 15. yılına ulaştığı bir aşama da, gençliğinin coşkusu ile yeni ivme ile nasıl serpilip gelişerek, gelenekselleşen, kurumsallaşan, bütünleşen bir yapıyı dağıtmayı düşünebiliyor.

Gelişen değerleri, eskiyi yok etme, geçmişe saygı bir yana hiçe sayma, görmezlikten gelme, bin bir emekle oluşan bir yapılanma, birden nasıl çizilmek istenebilir. Buna hakkı mı var mı, ya da biz bunu hak ediyormuyuz. Nedir bu bitmez tükenmez, emeksiz rant sağlama anlayışı.

Hiç mi ders almıyoruz yaşanılanlardan. Toprağa atılan tohum, yeşermeğe başlayınca, onu kesmek yok etmek kolay mı. Ayrıca günah da değil mi.

İstanbul. 2010 Dünya Kültür Başkenti. Fazıl Say’ın “İstanbul Senfonisi”. Bu eseri o yıl İstanbul’da Festival Komitesi olarak programa almayacaksınız ve buluşturmayacaksınız, yok sayacaksınız, görmezlikden geleceksiniz. Kapıları kapatacaksınız. Güneş balçıkla sıvanabilir mi ?

Ne oldu peki. Fazıl Say’ın “İstanbul Senfonisi”, İstanbullularla defalarca buluşmayı sürdürmüyor mu. Dünya da, değişik ülkelerde, değişik konser salonlarında, değişik orkestra ve şeflerle dünya vatandaşları ile buluşmayı sürdürmüyor mu?

O zaman, bunu engelleyen yöneticiler kimler, neredesiniz şimdi. Kimsiniz, sizi bilen var mı. Ne yapıyorsunuz , ne yaptığınızın farkına vardınız mı. Hiç değilse, biraz olsun pişmanlık duyabiliyormusunuz. Bu eseri, İstanbul Belediyesi değil, bir Avrupa kentinin belediyesi sipariş etti ve ilk kez orada çalındı. İstanbul’u anlatan, bizi anlatan, tarihsel gelişimimizden, çoğrafyamızdan esinlenerek, bizim enstrümanlarımızın da katılımı ile bizden birinin notalara döktüğü bu eserin gururunu, niye İstanbul Belediyesi taşıyamıyor. Bu gün dünya da, değişik ülkelerde programlara alınıp seslendirilirken, İstanbul Belediyesi’inin adı niye geçmiyor. Bu sorumsuzluğunuzun altında ezilmiyormusunuz. İstanbul’u bundan neden mahrum ettiniz, ne kazandınız.

Önümüzdeki ay İstanbul Senfonisi, Avrupa’da müziğin başkenti Viyana’da, orada konser salonunda, yabancı orkestra, yabancı şefle seslendirilecek. Bu eserle Avrupalı bizim kanun ve ney ile de onların tınıları ile de karşılaşacak. Gidip bir görün, nasıl izliyorlar ve nasıl değerlendiriyorlar. Sonra da bir düşünün. Biz bu hatayı nasıl yaptık diye. Bu eseri sipariş eden biz değil de, Avrupa’daki bir Belediye Başkanı sipariş ediyor ve adı bile “İstanbul Senfonisi” diye, bir düşünün.

“Fazıl Say’sız da..” Bir düşünün şimdi siz de Başkan. Bunu iyi anlamanız gerekir. Bu üçlü bütünlüğü nasıl parçalayacaksınız. Fazıl Say. Antalya ve Piyano Festivali. Bu nadide çiçeği koparmanın, bu güzel cam işçiliğini parçalanmasının, sorumluluğunu taşıyabilecekmisiniz. Tarihe bu icraatınızla geçerek, anılmayı göze alabiliyormusunuz. “Fazıl Say’sız da..” Umarım bu sözler, maksadını aşan bir anlık dalgınlıkla ve yanlışlıkla söylenmiştir. Bu kötü bir rüyadır umarım. Bu kötü rüya gerçekleşmez ve bizlere yaşatılmaz umarım.

“Fazıl Say’sız da..” Nasıl olacak, düşünmek bile istemiyorum. Antalya Piyano Festivali’nin 15 yılında, bu yaklaşımla, bu emeğe karşı davranışla, hem de daha önce alkışlamışken. Ne oldu? Fazıl Say, aynı Fazıl Say kendini geliştiriyor ve dünyaya yeni armağanlar sunuyor.

Peki Başkan, siz nereye koşuyorsunuz.

Eğer Fazıl Say’a Festival’in kapıları kapatılıyorsa, başka kapılar açılır ve Fazıl Say’ın katkıları ile Akdeniz’e, Piyano Festivali’nin tınıları ulaşır ve yayılır. Bu ses, bu güzellik yok edilmemeli. Bir yanıtı olmalı.

Haddimi aşıyor olabilirim, ancak düşüncemi açıklıkla iletmek ve paylaşmak istiyorum. Önerimi, duyarlılıklara, ilgililere ve görevlilere iletmek istiyorum. Akdeniz’e, EGE’den de açılınılabilinir. Egeden, Akdeniz’e ulaşmak ve de Akdeniz’den Dünya’ya, Fazıl Say ile piyanonun tuşları, tınılar ve renk zenginliği ile yeni bir festivalin doğuşu sağlanabilir.

İlerliyelim. İZMİR’e doğru.
____________________________

Ankara. 5 Mayıs 2014. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com
. .

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.