Fazıl Say’a destek olalım

PAYLAŞ

Fazıl Say’a Destek Girişimi bildirisi aynen şöyle:

“Fazıl Say bu ülkenin yetiştirdiği ender değerlerden biridir. Sanal ortamda “tweet “ ve “retweet” denilen yazışmalar nedeniyle hakkında soruşturma açılmış olması, 1,5 yıl hapis cezası istemiyle iddianame hazırlanıp İstanbul Sulh Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi, demokrasiye, insan haklarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne aykırı, dahası utanç vericidir. Kaldı ki sanal ortamdaki o yazıları okumak ya da okumamak bireyin tercihine kalmıştır. Sadece uluslararası arenada değil, kendi ülkemizde de bu utancı hiçbir savcının, hiçbir mahkemenin bize yaşatmayacağına inanmak istiyoruz. Başta düşünce ve ifade özgürlüğü olmak üzere, laiklik, çağdaş hukuk devleti gibi demokrasinin gereği olan kavramlarla uyuşmayan bu girişimin derhal durdurulması konusunda tüm hukukçulara, sanatseverlere ve kamuoyuna çağrıda bulunuyor, bu amaçla Fazıl Say’ın yanında olduğumuzu belirtip, ülkemizin aydınlık düşünceli insanlarını, tüm kamuoyumuzu imzalarıyla destek vermeye çağırıyoruz.”

“Fazıl Say’a İmzalar ile Destek” kampanyası amacını da şöyle açıkladı:

“TBAB sayfası olarak, Fazıl Say’ın ateist özgürlüğüne en başından itibaren sahip çıkmaya çalışıyoruz. Bu kapsamda, ‘Fazıl Say’a Destek Girişimi’ tarafından başlatılan kampanya kapsamında hazırlanan ‘bildiri’yi de imzalıyor; en geniş alanlara yayılması için çaba gösteriyoruz.

Fakat, şimdiden açıkca ortaya koymalıyız ki, imzaya açılmış olan bildiri metni, Fazıl Say’a ve Fazıl Say ile birlikte ülkemizin yüzbinlerce ateistine, onların özgürlüklerine karşı son derece geri bir savunma çerçevesi içinde kalmaktadır.

Bu bildiride, Fazıl Say hakkında açılan davanın özelliği açıkça ortaya konulmamakta; Fazıl Say hakkında ‘1,5 yıl hapis cezası istemi’nin dayanakları soyut cümlelerle aktarılarak, ‘sanal ortamda ‘tweet’ ve ‘retweet’ denilen yazışmalar’ diye gösterilmektedir. Konuyu, yazışmaların içeriğinden uzak tutarak, ‘tweet’ ve ‘retweet’ alanına hapsetme tutumunu kesinlikle doğru bulmuyoruz.

‘Bildiri’nin Fazıl Say’ın ‘tweet’ ve ‘retweet’lerde yazdığı ateist özellikteki ifadelerini belirtmekten çekinen bu tutumun tam nedenlerini bilmiyoruz. Fakat, Türkiye’de yaşayan herkes bilmektedir ki, Fazıl Say hakkındaki bu dava, doğrudan doğruya dinsel alandaki bir ifade özgürlüğü davasıdır.

Bu dava TCK’nın 125’inci ve 216’ncı maddelerine dayanılarak açılmıştır ve bu davalar daha önce Muazzez İlmiye Çığ’a, Nedim Gürsel’e karşı açılan davalarda da olduğu gibi, “basın yoluyla kişinin mensup bulunduğu dine göre kutsal sayılan değerlere hakaret” ve ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama’ gibi maddelere dayandırılmaktadır.

Dolayısıyla, bu dava sadece, genel bir ‘ifade özgürlüğü’ kapsamında değil, onun ötesinde ‘tüm dinlere karşı eleştiri özgürlüğü’ davasıdır ve sadece Fazıl Say’ın değil, tüm Türkiye ve Dünya ateistlerinin davasıdır.

Fazıl Say davası, tüm ateistlerin ve inanmama özgürlüğünü savunan herkesin davasıdır.

Bu dava, sadece Fazıl Say’la sınırlı kalmamakta; tüm ateistlerin ve inanmama özgürlüğünü savunanların başlarında demokles kılıcı gibi sallandırılıp duran TCK’nın 125. ve 216. maddelerin kaldırılması için mücadele etme davasıdır.

Fazıl Say aleyhine açılan bu dava, ‘Ateist nesil mi yetiştireceğiz diye’ höykürmenin serbest ve yasal sanıldığı; fakat İslami eleştirilerin tamamen yok edilmek istendiği Türkiye’nin şu anda geçirmekte olduğu ‘İslamizasyon süreci’nin davasıdır.

‘Fazıl Say’a Destek Girişimi’nin kaleme aldığı ve imzaya açtığı bu “bildiri”yi desteklemekle birlikte, yukardaki noktalar etrafında yeniden düzenleneceği umudumuzu da belirtmeyi bir uyarı görevi sayıyoruz.”

CEVAP VER