Fetihçilik idelolojisi ve sanat

Türkiye’nin değerli kültür “duayen”i ipe sapa gelmez bir ”yarışma”yı bir sanat olayı olarak galiba biraz fazla ciddiye almış. Ama belki bu sayede işin ciddiyeti anlaşılır.

1 Temmuz’a kadar olan sürenin eser maketlerinin teslimi için yetersiz olduğunu söylüyor. Sayın Hızlan “yarışma”nın süresinnde de kusur bulmuş. Oysa siyasetçidir, aklına gelir ister. Bir siyasetçinin verdiği kararın sonucunu da hemen görmek istemesinden daha olağan ne olabilir? Bence böyle bir düzenleme için bir ay bile fazla. Sabah ilan etmeliler, akşama istemeliler. Bu nedenle ben sürenin az olmadığını, tam tersine bu iş için çok fazla olduğunu düşünüyorum.

Sayın Hızlan yazısının bir bölümünde “ünlü heykeltraş” Mehmet Aksoy’un Fatih Heykeli yarışmasına katılmamasından üzüntü duyduğunu belirtiyor. Çünkü Aksoy yarışma jürisinin önceden belli olmamasını kabul etmemiş ve yarışmaya katılmayacağını açıklamış. Sanatçının Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yazdığı mektuptan alıntı yaparak, sürenin uzatılmasını, seçici kurulun, ödül programının açıklanmasını temenni ediyor. Bu konuda da Sayın Hızlan’ın gerektiğinden fazla hassas olduğunu düşünüyorum. Konusu, yeri, malzemesi belirlenmiş bir “yarışma” için seçici kurula ne hacet var? Bu kararları verirken kime sordular? Neden şimdi kalkıp bir de dertsiz başlarına iş alsınlar? Bir kaç bakanlık görevlisini “seçici kurul” diye atarlar, onlar alırlar maketleri bakana götürürler, o da “en güzel” olanına karar verir. Hazır İstanbul bir simge kazanacak, neden işi yokuşa sürelim ki?

Neyse ki Sovyetler Birliği’nin Stalin döneminde yaşadığı büyük sanat atılımının izlerini Türkiye’de de görmeye başladık. Nihayet siyasetçilerimiz sanat, mimarlık gibi konulara el attılar da halkımız sanatçıların istibdadından kurtuldu. Neydi efendim o tuhaf heykeller, sanat eserleri? Birisi meşhur olmak için ta uzaklara gitmiş, soğuk memleketlerde belki simgesel bir anlamı olan kalorifer radyatörlerini kaynak makinesi ile kesmiş bize heykel diye sunuyor. Öbürü kalkmış hayatı boyunca eğri büğrü resimler çizmiş, sanat eseri diye müzede sergileniyor. Olacak şey mi bu.

İlk önce sanatçı denen kişilerin tekniği iyi olmalı. Kafasında canlandırdığı şeyi iyi temsil edebilmeli. Siyasetçiler, halkın içinden gelen kişiler, halkın hiç bir zaman anlamayacağı bu tuhaflıklara karşı durmalılar.

Bundan sonra böyle. Bakanlık yetkilileri konu belirleyecekler, sanatçılar da onlara eserlerini beğendirmek için yarıştıracaklar. Kültür ve Turizm Bakanlığı ülkenin kültür hayatına böyle bol keseden katkıda bulunacak.

Bu iş şaka mı ciddi mi?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

three × one =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.