Fikir yürütmek!

Fikir yürütülerek bir devlet ortadan kaldırıp, yerine başka bir devlet oluşturulabilinir mi?

Soruda ilk bakışta mantık hatası var gibi gelebilir, fakat sorunun oluşmasına sebep olan olaylar göz önüne alındığında, mantık cümlenin içine gelip oturuyor!

Irak işgali, fikir kulüplerinde fikir yürüterek / beyin fırtınası oldu, işgal sonucunda hiçbir somut delil bulunamadı, fakat ortada devlet kalmadı.

Amerika’daki fikir kulüpleri Irak üzerine ürettikleri senaryoların büyük bir bölümü somut delilere dayanmadan, soyut olarak üretilen senaryolardı. Bu senaryolara, dünyayı inandırmak için medya aracılığı ile propaganda yürütüldü. Sonuç, devlet ortadan kalktı ve somut delilere dayanmayan bütün senaryolar suya düştü ya da çöl sıcakları içinde kumların altına gömüldü. Fakat bu senaryoların sonucu gerçekleşti.

Irak, eskisi gibi olamayacak, Irak görünümüne büründü. Halklar, işgal sonrası birbirinin kutsal mekanlarını basan, sınır tanımayan konumuna geldi. Baas rejimin yerini yerel güçler aldı ya da yerel güçler gibi görünen Amerika ya da başka ülke destekli güçler aldı.

Irak eski yönetimi, işgal öncesi insanlık suçu işledi, gereğinden fazla kendisini abarttı, güneşin batımında gölgesine baktı ve kendisini gölgesine göre tanımladı. Silahsız ve korumasız Kürtlerin / Şiilerin üzerine kimyasal / biyolojik silahları atmaktan çekinmedi. Fikir kulüplerin senaryosuna gerçeklik verdiler. Devletim ben, istediğimi yaparım senaryosu, yurt dışında başka amaçlar kullanımı için malzeme oldu. Dikta rejimi, yaptıkları ile kendi sonucunu hızlandırdı. Irak dış müdahale ile, tıpkı Yugoslavya gibi parçalanmadı, Polonya gibi değişime uğramadı. Onların dışında bir durum yaşadı. Portakal rengi Irak topraklarına işgal olarak geldi, rejim değişimi olarak gelmedi.

Fikir yürütenler Amerika’daydı, bugünde Amerika’da. Başka konulara fikirler üretiyorlar. Fikirlerinin temelini oluşturan somut verilerin ellerinde olmaları önemli değil, çünkü kulüpler beyin fırtınası estiriyorlar. Fırtına içinde hedef ülkenin aydını kullanmaktan çekinmiyorlar. O ‘profesyonel’ aydınlar ise, parayı kim veriyorsa, duruş noktalarını ona göre çeviriyorlar. Sol söylemli sağcı, dinci ya da Amerikancı bir çok aydının ülkelerin topraklarında olması tesadüfi değildir. Amerika’da bir zaman bulunmuş ya da İngilizceyi çok iyi konuşanların kritik noktalarda bulunması da hedef ülkede tesadüfi değildir.

Amerika ya da BM konseyine hakim olan güçler, komisyonlar kurdurtuyor ve bu konseyler tarafından, hedef ülke üzerinde denetimler yapılmaktadır. Denetim yapan üyelerin veya çalışanların ‘profesyonel’ insanlar olmasına dikkat ediliyor. Bu denetimlerin sonucunda ise ne tesadüfi ki, fikir kulüplerin senaryoya uygun sonuçlar çıkıyor. Gerçi, bire bir aynı kelimeler kullanılmıyor ama yakın anlatımlar ile bir birini destekler konuma geliveriyorlar. BM denetimi komisyonların çalışmaları, değişik zamanlarda, ülkeler üzerinde Demokles’in Kılıcı gibi sallanıyor.

Ambargo uygulanan ülkelerin ortak sorunudur, Demokles’in Kılıcı! Bu kılıcın, ne zaman üzerinde sallandığı ülkenin toprağına düşeceğine, kimlerin karar verdiğini yazmanın anlamı var mı?

Irak fikir yürütülerek yok edildi ve yeniden yaratıldı. Bu fikir kulüpleri hangi firmaların kasalarına ne taşıdığını ortaya serilmiş olsa, nasıl bir sonuç ile karşılaşırız? Evrensel firmaların, yerel firmalar gibi çalışması, yerel gibi gözükenlerin, hangi ülkelerde ne gibi çıkarlarına uygun siyasi tercihler yaptığı ve bu tercihler ise nasıl iktidarların değiştiği ya da rejimlerin portakal rengine büründüğünü, gelecek zaman dilimlerinde tarih kitaplarında okunacaktır. Fakat, bizler bugün yaşadığımız zaman dilimi içinde, olay henüz sonlanmamış iken, sadece hissettiklerimiz ve gözümüze görünenler ile yorumlamaya ve bu yorumlardan sonuçlar çıkarmaya çalışıyoruz!

Demokles’in Kılıcı nereye düşüyorsa, orada göz yaşı ve kan ile sulanan toprağa şahit oluyoruz! Bu kılıç kimlerin lehine düştüğünü, düşürüldüğünü tarih bir yerlere not etmeye devam ediyor. Önce fikirler ortaya atılır, sonra bombalar! Fikirlerin silaha dönüştüğü bir zaman diliminden geçmekteyiz!

Bu yazıda profesyonellik kavramından şu anlaşılmalıdır; para karşılığında, verilen görevi en iyi şekilde yapan ve para verenin amacı doğrultusunda çalışandır. Profesyonellikte işini iyi yapan anlaşılmamalıdır. Bir zamanlar ülkemize gelen, şimdilerde dünya bankasında memur olarak çalışan eski ekonomiden sorumlu devlet bakanı profesyonel bir çalışandır.


——————
www.cemoezkan.de adresini kapatıyorum bundan sonra benim ile bilgilere blog sayfalarımdan ulaşabilsiniz…
http://cemoezkan.blogcu.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.