Filler ve Eşekler tepişirken

Filler ve Eşekler tepişirken

0
PAYLAŞ

Amerikan iç siyasetinde, şu sıralar, Cadı Kazanı kaynatılıyor…
Obama döneminin sonlanacağı, 58.Amerikan Başkanlık Seçimi gelecek yılın Kasım ayında yapılacak.
Fakat iki partili sisteme dayalı seçimin Cumhuriyetçi ve Demokratlar’ı şimdiden kolları sıvadı.
Bilindiğince Amerikan siyasetinin sağcıları FİL, solcuları EŞEK olarak adlandırılır…
Fil, Cumhuriyetçi Parti’nin sembolüdür; Eşek, merkez soldaki Demokrat’ların…
Demokrat cephede, yani Eşekler Partisinde, pek hareketlilik görünmüyor.
Hillary Clinton‘un âdeta Başkanlık adaylığı üstü örtülü-zımnen kabul görmül gibidir.
Karşısında sosyalist lâfazanlığıyla bilinen, demokratik-solcu Bernie Sanders’in alkışlayanı çok, ama pek ümit vaat etmiyor.
Lâkin bu siyaset meydanıdır, yarın ne olacağını evvelden kestirmesi pek kolay değildir.
Sanders’in yaşı, aşırı sivri dili, radikal söylemleri Demokratik EŞEKLER arasında biraz tuhaf kaçıyor, belli ki seçmen Hillary’den yanadır.
Hem Hillary’nin ardında, kocası Bill Clinton gibi bir DEV POLİTİK figür bulunmaktadır ki, az buz şey değildir.
Ayrıca, ¨Bir kez siyahî [Yarı-zenci] başkan denedik, bir de kadın başkanımız olsun!¨ diyen pek fazladır.
O yüzden Demokratik EŞEKLER safında sular pek çalkantılı değil, hatta tam aksine pek durgundur.
Eşeklerin nasıl eşeklik yapacağı, vuracağı çiftesi şimdiden belli…
Biz gelelim FİLLER kısmına, yani Cumhuriyetçi Parti tarafına…
Burası epeyi karışık ama bizim kalemimizden kurtulamaz; buyrun:
FİLLER partisinin ilk çatapat tabancası patladığı vakit kulvara çıkan 16 adayı vardı, bunlardan ikisi havlu attı kısa sürede, geriye kalan içinden sağlam duranı 8 adaydır.
Bu adaylar arasında yağlı pehlivan olacak yiğidi seçiyorlar, sonra EŞEK’lerin Hillary’si karşısına çıkarıyorlar, bütün bunlar yaz aylarına kadar tamamlanmış olacak.
Bir bayan aday var mesela, hani Hillary’e karşı piyon olarak gerekirse ileri sürülmek üzere: 61 yaşında , taş gibi hatun, Carly Fiorina… Bilgisayarcı Helwett-Peckert’ın CEO’su. Fakat şimdiye kadar yarışta aldığı pay yüzde 3’ü geçmiyor.

Amerikan Hıristiyanlığının sembolü gibi olan Presbiteryan Kilisenin rahip eskisi, gitarist, eski Arkansas Valisi Mike Huckabee var ki, pek yabana atılmaz; dişli adam… Fakat seçim anketlerinde Cumhuriyetçi delegeler ona pek yüz vermemiştir.
Çılgın Başkan Bush’un kardeşi, Florida Valisi, uslu çocuk, Jeff Bush ise pek parlak siyaset gösteremediğini daha ilk turlarda ortaya koymuştur. Cumhuriyetçi delegeler şimdilik ona yüzde 4 diyor…
Yüzde 15 ile yarışı ikinci sırada götüren, Latino asıllı, Hispanik Amerikalıların temsilcisi sayılabilecek, şimdiki Senatör Marco Rubio var; biz de Sağcı olsak, onu tercih ederdik. Adam gibi adam…
Yüzde 15’e yakın delege tercihiyle, bir siyahî aday var: Ben Carson… Düzgün adam! Keşke seçilse, Sağcı Mağcı ama Obama’dan aşağı kalır yanı yok… Ancak seçilmesi zor.
Şimdi geldik FİLLER’in ağır adamı, mülti-milyarder Donald Trump’a…
69 yaşındaki, saçlarını inek yalamış gibi kelini kapatmak üzere tepesine yapıştıran, asabî, faşizan ruhlu, kapitalizmin en kötü patron tiplemesine uygun görünümde, en son söyleyeceğini evvela söyleyip edepsizliğini ortaya koyan mahallevâri hâlleriyle, işadamı Donald…
Bu Donald, Micky Mouse yaratıcısı efsanevî Walt Disney’in beyaz ördek kahramanı Donald Duck değildir; olsa olsa, onun amcası, zengin, Varyemez Amcaya-Scrooge McDuck‘a benzer…

Hani şu, altın dolu havuza balıklama dalıp para banyosu yapan çizgi-kahraman!
Cimri, paraya kıyamayan biri…
Fakat, bugünün Scrooge McDuck’ı olan Donald Trump, FİLLER partisinden aday olup paraya para demeden kampanyasını sürdürüyor; kesenin ağzını iyice açtı ve yüzde 40 civarında Cumhuriyetçi-Sağcı-Silah Düşkünü-Amerikan Kovboyu-Aşırı Hıristiyan ve azıcık da Irkçı’ların gönlünü aldı.
Tabii bu rakamlar, Demokrat-EŞEKLERLE karşılaşana kadar iner çıkar; göreceğiz.
Donald Amca patavatsızdır, son söyleyeceğini değil hatta hiç söylenmeyecek olanı peşin peşin söyler, bu yönüyle faşizme hayran kitlelerin saygısını kazanır.
Son olarak, İSİS ve İslamcı terör nedeniye Amerikan kamuoyunu meşgul eden ne varsa, hepsine hitaben, Başkanlığı alır almaz ABD’ye tüm Müslümanların girişini yasaklayacağını, ülkede bulunan Müslüman veya bağlantılı kim varsa hepsini takibe alacağını söyledi.
Elbette, sağduyu sahibi ve azıcık Amerikan Anayasasınıi bilen birisinin, bu işin bu kadar kolay olmayacağını söylemesi beklenir.
Ancak siyaset dilinin kemiği yok ya, konuşur da konuşurlar!
Sadece bu kadar olsa, yine iyi! Donald Amca birçok konuda veryansın ediyor, demediğini bırakmıyordu. Meksika sınırını kapatacak, ülkeyi dört bir yandan karakolhaneye çevirecekti.
Düşman olarak kimi gördüyse, tepesine, ¨Al sana bomba!¨ diyecekti.
Bu komedinin ciddi yanı olmadığından Demokrat EŞEKLER, şimdilik, ¨Bırakalım konuşsun, kendi içlerinde kavga etsinler, sırası gelince biz EŞEK TEPMESİYLEçifte atarız ¨ diyordu.
Cumhuriyetçi FİLLERİN ağır başlılarına, Donald’ın parası Kâr’un kadar olsa bile, artık tahammül gösterilemeyecek durumda görünüyordu.
Sonunda patladılar ve Donald’ı, Faşist-Irkçı-Amerikan Özgürlük ve değerlerine saygısız gibi türlü ifadeler kullanıp töhmet altında bıraktılar.
Donald, ¨Ben FİLLER arasında en iyi FİL’im, beni Cumhuriyetçiler seçmezse, n’aaaapiyim, gerekirse bağımsız aday olurum!¨ gibi bir acındırmaya yattı.
Donald Amca bu işten çekilirse, yerine Latino-Hispanik Marco Rubio var ki, fena adam değildir; keşke o seçilse…
Şimdi bu olan bitenlerin tümünü yorumlarsak, atletizmdeki uzun-maraton koşularında bir takımın taktiğine benzetebiliriz:
Bilirsiniz, uzun koşularda takımın ağır koşucusu yarışa hızlı başlamaz, o bir tempo içinde her şeyden uzak, kendi hâlinde koşmaya başlar. Fakat takımın atak yapan koşucuları vardır, onlar provakatif çıkışlar yaparak koşuyu hızlandırır, bir anda öne geçer, onlara yetişmeye çalışan rakipleri yormaktır amaçları… Böylece yarışta kendileriyle beraber, rakip takımın koşucusunu da yorup saf dışı bırakırlar. Bu arada arkadan gelen ağır koşucu, gayet emin adımlarla, kulvarı tamamlar, başa geçer.

Zannediyoruz ki, Donald Amca’nın sivri akıllı çıkışları hep atletizmin bu taktiğine ait politik manevralardır ve yakın zamanda Trump havlu atacak, koşuyu bırakacaktır.
Akılda kalan soru şudur: Pekâla, böyle bir yenilgiyi baştan görerek yola çıkan bir siyasetçi, velev ki iş adamıysa, kapitalist-patron ise, nasıl olur da bunca milyon dolarını sokağa atar ve bu yarışa başlar?
Cevabı vermek zor, fakat insan ruhunu, ego’nun tatminini, ortada adının dolaşmasından haz almak gibi duyguları işin içine katarsanız, yaşı 70’e gelmiş ve bundan sonra yapacak fazla bir şeyi kalmamış, öte yandan dünyayı oyuncak zanneden bu zengin adamın âhir ömründe keyif aldığı son bir Lunapark olarak görmeniz mümkündür.
Hâsılı, FİLLER ve EŞEKLER tepişirken, Donald Duck Amcamız parasını harcayarak adından bahsettirmek, tarihin altın sayfalarına kayıt geçirmek arzusundadır.
O kadar param olsa bunlarla uğraşır mıyım, demeyiniz!
İnsanoğlu bu, gönlü Ota da konar, Boka da…

BİR CEVAP BIRAK