Floransa / Gittim, gezdim, gördüm…

İtalya’da görülmesi gereken en etkileyici şehirlerden biri.


Özellikle ortaçağda ticaret ve bankacılığın gelişmesi Floransa’nın o dönemdeki diğer şehirlere kıyasla daha hızlı ilerlemesini sağlamış.


Floransa’nın 15. yüzyılda Medicilerin yönetimi altında kültürel, sanatsal ve siyasal gelişmesi doruğa çıkmış ve bu da Rönesans’ın doğumuna yol açmış.


Floransa, Rönesans’ın doğduğu yer olarak dünyanın en zengin sanat koleksiyonuna sahip şehirlerden biri.


Büyük bölümü trafiğe kapalı sokakları her zaman cıvıl cıvıl Floransa’nın.


Gündüzleri binlerce insan ve güvercinin doldurduğu; bir galeriden diğerine, oradan müzelere koşuşturan turistlerin meydanlarını hareketlendirdiği bir şehir.


Geceleri ise dünyanın her tarafından gelen sokak müzisyenleri ve onların coşkulu seyircilerine kucak açar aynı meydanlar.


Leonardo da Vinci’nin, Filippo Lippi’nin, Michelangelo’nun torunları da vaktin gece ya da gündüz olmasına aldırmadan tuvallerinin başında fırça sallarlar.


Burası aynı zamanda bir ‘ÖĞRENCİLER ŞEHRİDİR’. Floransa, sanat şehri olduğu kadar bir öğrenci şehri olarak da çok önemlidir.


Üniversitenin yanı sıra , pek çok sanat, restorasyon okulu ve otuzun üzerinde İtalyanca dil okulu da vardır.


Bu yüzden özellikle genç insanlar için bulunmaz bir nimettir Floransa…
İnsanların kolaylıkla birbirleriyle diyalog kurabildiği bir şehir.


Yani Floransa’da yalnız olsanız bile, yalnız kalmazsınız. Bu güzel şehirde görülmesi gereken en önemli noktalar birbirine oldukça yakın, bu yüzden Floransa’yı rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz.


Floransa’nın ilk dikkat çeken yapısı Santa Maria del Fiore Katedrali olacaktır kuşkusuz.
İlk görüldüğü anda nefesleri kesebilecek derecede etkileyici olan bu katedralin yapımına 1296’da başlanmış ve yaklaşık iki yüz yılda tamamlanabilmiş.


Katedralin 16. yüzyılda tahrip olan  mermer cephesi ise, 1887 yılında yeniden yapılmış. 19. yüzyılının karakterini taşıyor olmasının sebebi de bu yüzdenmiş.


Katedral ya da diğer adıyla ‘duomo’ o koca cüssesiyle  şehrin her tarafından görülebiliyor. Ama ‘duomo’nun  şehir siluetindeki etkisini daha iyi görebilmek için; Michelangelo tepesine gitmelisiniz.


Michelangelo tepesi, şehrin tamamına hakim bir manzaraya sahip. Buradan şehrin doyumsuz manzarasını izlemenin keyfini çıkartabilirsiniz.


Floransa’yı kuşbakışı seyretmenin diğer yolları ise, katedralin kubbesine ya da çan kulesine çıkmak. Her iki durumda da üç yüz küsur merdiveni tırmanmak zorunda olduğunuzu unutmayın!


“Floransa’ya kadar geldim, gelmişken cennetin kapısını da görmeliyim” diye düşünürseniz; doğru katedralin karşısındaki vaftizhaneye gitmelisiniz.


Vaftizhanenin Lorenzo Ghiberti tarafından yapılan doğu kapısından İncil’den sahneler kabartma olarak işlenmiş. Bu bronz kapı altın kaplı ve ‘CENNETİN KAPISI’ olarak tanınıyor. Cennetin kapısını şimdiden görmek isteyenlere önerilir.


Piazza della Signoria, Floransa’nın en hareketli meydanı. Bu meydanda güneşli günlerde İtalyanlar ve turistler –özellikle gençler- ellerinde biraları veya dondurmalarıyla gruplar halinde oturur ya da müziklerini kapalı salonlar yerine direkt halka icra eden müzisyenlerin şarkılarına tempo tutar, böylece güneşin tadını çıkarmaya çalışırlar.


Meydanın bir tarafında 94 metre uzunluğundaki çan kulesiyle Plazzo Vecchio (Eski Saray) bulunuyor.


Plazo Vecchio’ya giriş paralı fakat para ödemek istemeyenler ziyaretlerini Pazar gününe denk getirebilirler.


Piazzo della Signoria’nın çeşitli noktaları sanat harikası heykellerle süslü.


Plazzo Vecchio’nun önünde göreceğiniz Michelangelo’nun David heykeli ise orijinal değil ama çok iyi bir kopya. Bu heykelin orijinalini görmek için Accademia Galerisi’ne gitmekten başka çareniz yok.


İtalya’nın en önemli sanat eserleri koleksiyonunu bünyesinde barındıran galerisi olan Plazzo Degli Ufizzi (Ufizzi Galerisi), Plazo vechio’nun hemen yanında bulunuyor.


Galerinin giriş kapısı David heykelinin biraz ilerisinde. Ne yazık ki içeri giriş bir hayli zahmetli. Giriş kapısının önünde binlerce insan kuyruk oluşturuyor.


Bu kuyruk boyunca da, sıra sıra dizili ressamların kimisi ellerindeki tabloları satmak üzere sergilerken, bazıları da turistlerin portresini yaparak para kazanmaya çalışıyor.


Galeri, Giorgio Vasari tarafından 16. yüzyılda yapılmış. Ufizzi Galerisi’nde aralarında dünyaca ünlü eserlerin de bulunduğu 13. ve 18. yüzyıllar arasında yapılmış eserler bulunuyor.


Bu eserlerin büyük bölümünü de resimler oluşturuyor. Resimlerin dışında orijinal ve kopya heykeller de var.


Galeri de resimleri sergilenen ressamlar arasında El Greco, boticelli, Leonardo da Vinci, Raphael, Rembrandt, Paolo Uccello, Bellini, Rubens, Michelangelo2da bulunuyor.


Saatler süren bir maratondan sonra, galeriyi gezmeyi bitirdiğinizde, yorgunluğunuzu Uffizzi’nin cafe’sinde bir ‘espresso’ içerek atabilirsiniz.


Cafe, terasta ve tepeden Piazza del Signoria’ya bakıyor. İçeceklerin yanı sıra hafif yiyecekler bulabileceğiniz bu cafe’de fiatlar oldukça makul.


Galeri pazartesi günleri kapalı. Hafta arasında 09.00 – 19.00, hafta sonları ise 09.00 – 13.00 arasında açık. Kapanış saatlerinden iki saat öncesinden ziyaretçi girişine izin verilmiyor.


KUYUMCULARIN KÖPRÜSÜ


Uffizzi Galerisi’nden çıkıp Arno Nehri’ne doğru gidildiğinde, nehrin üstünde Ponte Vecchio görülür.Ponte Vecchio, İkinci Dünya savaşı sırasında Alman bombardımanından kurtulabilmiş olan tek köprü.


Köprünün üzerinde çoğu kuyumcu olan pek çok işyeri bulunuyor. Ponte Vecchio’nun diğer bir şöhreti de Floransa’da turistlerin en çok soyulduğu yer olması. Bu yüzden DİKKAT!!!


Nasıl ki, güzel İstanbul’umuzda da şehir hatları vapurlarıyla yolculuk yaparken; martılara ekmek-simit gibi yiyecekler atıyor, onlarında bu yiyecekleri alabilmek için yaptıkları dalışları zevkle izliyorsak, aynı şekilde Arno Nehri içindeki balıklara da köprü üstünden yiyecek atabilir, balıkların sudan dışarı zıplayarak yiyecek kapma yarışlarını yine zevkle izleyebilirsiniz.


Floransa’nın önemli sanat koleksiyonlarından bir diğerine ev sahipliği yapan önemli bir mekanda , Bargello müzesi veya diğer adıyla Ulusal Müze ya da Podesta Sarayı…


Burası eskiden avlusunda insanların işkence gördükleri yerken, bugün İtalya’nın en önemli müzelerinden birisi.


Bu müze, oldukça zengin heykel koleksiyonunun yanı sıra, 19. ve 20. yüzyıllar başında eklenen bazı özel koleksiyonları da bünyesinde barındırıyor.


Bargello Müzesi, Michelangelo ve Benvenuto Cellini’nin eserlerinin yanı sıra, Donatello’nun bronzdan yapılmış ‘David’ adlı heykeli ile ünlü. ‘David’in şöhreti, antik çağdan sonra, erkeği tamamen çıplak gösteren ilk heykel olmasından kaynaklanıyor.


Ulusal Müze, pazartesileri kapalı. Hafta arası, 09.00 – 14.00, hafata sonları ise 09. – 13.00 saatleri arasında açık.
Yine bir dönem Leonardo da Vinci’nin içinde yaşadığı evi ve çizimlerini yaptığı çalışma odasını gezebilirsiniz.


Aynı şekilde Dante’nin yaşadığı evi gezebilir ve evin önündeki küçük heykelinin önünde de hatıra resmi çekebilirsiniz.


Evet dostlar ben ve tur arkadaşlarım birlikte yaptığımız bu iki günlük bizim için her bakımdan doyurucu olan Floransa gezimizi de burada tamamlamış bulunuyoruz.


Buradan Venedik’e hareket ediyoruz. Gelecek yazımda Venedik’ de  buluşmak üzere hoşça kalın…


Mete Karakaş (Gezgin)      

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.