Flüt’ün Arp ile Dansı

Flüt’ün Arp ile Dansı

0
PAYLAŞ

Evet bu hafta da Eskişehir’den paylaşacağız yine. İki haftadır tınılarla buluşma Eskişehir’de gerçekleşiyor. Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası, şef Ender SAKPINAR. Flüt’ü ile Bülent EVCİL’i, Arp’i ile de Çağatay AKYOL’u misafir ediyor. MOZART’ın “Flüt ve Arp Konçertosu.”

Geçtiğimiz yıl sonbaharda sezon açılışında izlemiştim, Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Senfoni Orkestrası ile Ender SAKPINAR’ı. Burada da paylaşmıştım. Ender SAKPINAR, Yunanlı dostlarımız ve Eleni KARAİNDROU ile film müziklerini, AKBANK CAZ FESTİVALİ’nde bir açılış konserinde, İstanbul Senfoni Orkestrası ile birlikteydi. Yine burada izlenimlerimi aktarmağa çalışmıştım. Yunanlı dostlarımızla bu beraberliğini, geçen yıl da, Eskişehir’de bu kez EBB Senfoni Orkestra ve Eleni KARAİNDROU ile paylaştı. Eskişehir’de Belediye’nin açtığı salonlarda, Belediye’nin oluşturduğu sanat kurumları, yine Belediye’nin katkıları ile sürekli, konser, tiyatro, sergi etkinliklerini, Eskişehir’liler paylaşıyor. Belediye, eksiltmeğe ya da kapamağa çalışarak değil, çoğaltarak ve daha etkinleştirererk sürdürüyor. Bu da Eskişehir farkı işte.

Bülent EVCİL’i İstanbul Senfoni Orkestrası’nda ve Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde dinlemiştim. Fazıl SAY’ın Mezopotamya Senfonisi’nde solist olarak Bülent EVCİL yine sahnedeydi. Bu eserde, Çağatay AKYOL’da basblokflüt ile yeralmıştı. CD ve DVD kayıtlarında da yer aldıklarından her zaman yanımızdalar. Geçen yaz, Bülent EVCİL – Çağatay AKYOL birlikteliğini, Turgutreis’da Günbatımı konserlerinde izledikden sonra da, yine burada izlenimlerimi paylaşmağa çalışmıştım.

Çağatay AKYOL. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’n da arp sanatçısı. Konserde ilk kez yıllar önce izlediğimde şaşırmıştım. Arp deyince hep kadın sanatçı gelir aklımıza. Bir erkek parmaklaları arp tellerinde dolaşıyor. Çağatay AKYOL şaşırtmayı seviyor. Fazıl SAY’ın Mezopotamya Senfonisi’inde basblokflüt solisti olarak görünce de şaşırmıştım. Hitit arplarını, dünyada ilk ve tek çalan kişi. Kurduğu, ARPANATOLİA da Ferhat ERDEM ile Anadolu enstrümanları ile arp buluşmasını sağlamasına ne demeli. Tarih ve Anadolu buluşması. Asırlar öncesinden günümüz tınlıları ile buluşma. Saz ve arp. Ve daha başka birliktelikler, orkestralar, konserler. Zaman zaman bu tınılarla buluştuğumda da, Çağatay AKYOL’u burada aktarmağa çalışmıştım.

Ve Eskişehir’de, geçen Cuma akşamı bir yeni buluşma. EBB Senfoni Orkestrası, Ender SAKPINAR, Bülent EVCİL, Çağatay AKYOL ve MOZART.

Mozart’ın, “Flüt ve Arp Konçertosu”nu ilk kez dinliyorum. Eser ile ilgili öncesinden hiç bir bilgimde yok.Orkestra önünde iki sanatçı. EVCİL ve AKYOL. Konuşmağa başladılar, sohbet ediyorlar. Flüt ve Arp sohbeti bu. Bu sohbete orkestrada katılıyor. Ama bu iki dostun sohbeti, flütün arp ile sohbeti, tanışlıkdan dostluğa dönüşüyor. Bu sohbetin sıcaklığından anlaşılıyor. Konuşma tek düze değil. Bir esintiya kapılma gibi bazen estikçe esiyor, yeni ortak konularda buluşuyorlar. Birbirlerini anlamının rahatlığı içinde sohbeti koyultuyorlar. Orkestrada bu sohbetin tadına varıyor, o da katılıyor. İki yeni dost, arp ve flüt, orkestra bu sohbete derinden katılsa da, onlar aldılar başlarını gidiyorlar.

Eserin ikinci bölümünde, flüt ve arp adeta kapalı mekandan çıkıp, kırlara açıldılar, bu kez rüzgarada kaptırıyorlar kendilerini, sonra oturup biraz dinlenir gibi fısıltıyla da sürdürüyorlar sohbeti. Sonra yeniden bir coşku. Artık sohbet bir dansa dönüştü. Flüt ve ve arp doğanın içinde, ağaçların arasında, nehirlerin yanında dansediyorlar. Bir bahar dansı gibi. Mozart’ın o coşkusu, sizi de sarmağa başlıyor zaten.

Üçüncü bölüme geldiğimizde, dostluklar iyice kaynaşmış. Flüt ve arp artık kendi danslarını katılımlarla çoğaltma peşindeler. Orkestra daha da etkin olarak katılıyor artık bu sohbete. Bir düğünde gibiyiz. Bir kır düğününde adeta. Neşeli bir kalabalık, orkestra, flüt ve ve arp. Tarihin derinliklerinden gelen çok eski bir enstrüman arp. Orkestra içinde hep sessiz arada bir bende varım dercesine bir çok eserde belli belirsiz tınılarını izleriz. Kaynağından bu birikimi ortaya çıkarmakmı istiyor ne. Mozart elinde bu kez arp. O notalarla, kaynağından yer yüzüne çıkan ilk hafiftan suyun, hava ile buluşup, toprak üzerinde yürümesi gibi, arp ön plana çıkıyor. Orkestra şaşkın, onu sevgi ile derinden izlemeğe çalışıyor. Onun tınılarına kaptırıyor kendini. Ama neşe, dans bütün esere damgasını vuruyor.

Mozart yaşama sevincini, her şeye karşın adeta koşturarak sürdürüyor. Bu arada, arp tınıları da farklı onun dünyasında. Adeta çık ortaya diyor.

Bunlar, eseri ilk dinlemede bana duyumsattıkları. MOZART neler duyumsayarak yarattı, bilemiyorum. Ama bu dışarıda bir çok olumsuzluklar, çirkinlikler varken, bizi kendi dünyasına çekerek bize güzel bir yolculuk yaptırıyorsa, kalıcı olan bu. Sanatın evrenselliği ve güzelliği.

Mozart’ın “Flüt ve Arp Konçertosu”nu bu ilk dinlemenin coşkusu ile başka bir ad verilmesi gerekirse, Flüt’ün Arp ile Dansı diye bir isim oluşuyor hemen aklımda.

Eser sonrasında bu dansa izleyiciler de kaptırdı ki kendilerini alkışlar bitmiyor. Önce, O İBert “Entracht”. Eskişehir seyircisinin gitmeğe niyeti yok. Orkestra da alkışlara eşlik ediyor. Flüt ve Arp bu alkışlar üzerine ikinci kez sahnede, bu kez onlar da vedayı, dansı sürdürerek yapıyorlar. A. Piazzola “Oblivion”

Bülent EVCİL ile Çağatay AKYOL’u buluşturan, onları birlikte müzik yapmak zorlayan bir başka neden de bence, ANADOLU. CD’lerini dinleyin, bu ortak noktayı göreceksiniz. Dilerim bu ortak nokta ANADOLU, onları beraber yeni bir CD’de buluşturur. Neden olmasın.

Konserin ikinci bölümünü ise orkestra, RAVEL’e ayırmış. Önce kısa bir eser, “Ölü Bir Prenses için Pavane”. RAVEL’de, bu gece dansı sürdürüyor. Sonraki eser ise beş bölümden oluşan, “Kaz Ana”

Bu akşam bir gezinti günü adeta. Bu eserlede, masallar diyarında bir gezintiye çıkıp, geceyi tamamlıyoruz.
.
RAVEL, bir Fransız olsada, ben eserlerini dinlediğimde bir İspanyol olarak düşünürüm hep. Sınırda, Fransa’nın Bask bölgesinde küçük bir köyde doğmasından belkide. Çocukluğunun tınıları, Paris’de kulaklarından ayrılmamış ve karışmış diyelim. Ama yine de, sonuçta müziğinde İspanya etkisini fazla olması, notalarına yansımış.

Eskişehir’de, MOZART ve RAVEL akşamı böylece sona erdi. Şimdi bu yazıyı İstanbul’da size ulaştırmak için tuşlarla beraber, Bülent EVCİL ve Çağatay AKYOL’un CD’lerini peş peşe dinlerken, martılarda dışarıdan eşlik ediyorlar. Sabah şarkılarına onlar da başladılar. Kıskandılar herhalde. Olsun. Yaşamımızda müzik var ya.

Sizlerinde yaşamınızdan müzik eksik olmasın.
____________________________________

* İstanbul. 9 Mart 2015. Pazartesi. İsmail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

15 + ten =