Fransa ile akrabalığımız

Fransa ile akrabalığımız

0
PAYLAŞ

FRANSA KRALININ GELİN OLAN KIZINI, TÜRK KORSANLAR KAÇIRIP PADİŞAHA
NİKÂHLADILAR.


İbrahim Peçevi kendi tarihinde, gemi ile gelin giden Fransa Kralı’nın kızını Türk korsanlarının nasıl yakaladığını, gelini getirip padişaha nikâhlandığını, Fransa elçisi de bu evliliği Türklerle akraba olduklarını yorumluyor…   Bu ilginç olayı tarihi bir kaynaktan aşağıya aldık.        


“Fatih Sultan Mehmet Han’ın babası olan Sultan ll. Murat zamanında, denizlerde korsanlık ve leventlik eden iki levent kaptanı, büyük bir kalyona rastladılar ve onu göz açtırmadan yakalarlar. Meğerse Fransa Kralı kızı Nache de la Bazory’i, kendine denk olan başka bir krala vermiş, çeyiz ve eşyalara, maiyeti ve hizmetçileri ile gemiye koyup göndermiş. Müslümanlar Tanrının inayeti ile gemiyi ele geçirince, gerçeği öğrenirler ve hiç vakit yitirmeden padişaha götürüp armağan ederler. (Bir Türk Atasözü vardır, böyle durumları dile getirir; “Gelin ata binmiş gör kimin bahtına”.


Padişah Sultan Murat görür ki, bu kız sanat kaleminin bir eşini bir daha yazmamış olduğu, kâinat ressamının dünya yüzünde bir benzerini daha çizmemiş bulunduğu bir dilberdir; ancak yüce Tanrı’nın bir bağışıdır. Oğuz taifesinin bir atasözünde olduğu gibi ” Kim yudu, kim taradı, sohbet kime yaradı” diyerek onu haremine alır ve gerdeğe girmekle meramına kavuşur. (Bilindiği Osmanlı Sultan’larının kaçırıp eş ettikleri bu ikinci gelin) İşte kaçırılan bu gelin Fatih’in anasıdır.(Bazı kaynaklar da Fatih’in anasının, ” Rumcayı çok iyi konuşan Sırp Despina olduğunu göstermekte.(Milliyet 4–9-2004 Sf: 21 Güneri Cıvaoğlu)


Söylendiğine göre, gelin giderken Türk Korsanlarca kaçırılan ve Fatih’in anası olan bu kadın uzun süre Müslüman olmadı, ancak Fatih Sultan Mehmet’e hamile kalınca İslam Dinini kabul etti. Bunun üzerine, Türk’ler tarafından İspanya’dan alınan Kalya Kalesi Fransa Krala bağışlandı.(Peçevi Tar. Cilt:1 Sf:248)


İbrahim Peçevi Anlatıyor:


“Bir gün Hafız Paşa’nın vezirliği zamanında, sarayın arz odasında oturuyordum. Fransa elçisi oraya geldi. Sadrazam dışarıya çıkınca bir saat kadar elçi ile baş başa bu konu üzerinde konuştuk. Bununla çok övündü ve dedi ki: “Fatih Sultan Mehmet’ten sonra gelen padişahlar Fransa Kralının akrabasıdır; topraklarımız öteden beri Osmanlı Topraklarına bitişik olduğu hald­­e tarafımızdan hiçbir Fransa kralı’nın hiç bir zaman kalelerine ve beylerine dostluktan başka bir davranışta bulunulmadı. İşte kralımız hısımlık haklarına böyle saygı duyar; o temiz talihli kız Müslüman olmadı, bu gün de türbesi kapalı ve kilitlidir; çoğu kez Galata’dan geçerken cami haremine uğrar ve türbesine bakarız”


Fakat birkaç gün önce, Allah tarafından olacak bir rastlantı sonucu olarak, sanki elçiye cevap hazırlamak istiyormuşuz gibi, bazı ahbaplarla bu konuyu görüşmüştük ve mesele bir açıklığa kavuşmuş değildi. Sonra özel olarak bir gün gidip türbe bekçisinden sormuştum. Bekçi şunları söylemişti : “Her gün sabah vakti üzerinde birer hatim kuran okunur, ancak sultan türbeleri gibi beklenmez ve sürekli olarak kapısı açık tutulmaz; sabah Kuran okunduktan sonra kapısı kapanır ” dedi. Bunu elçiye anlattımsa da bir türlü kabul etmedi ve inadından ayak direyerek inadından şaşmadı.


(Görülüyor ki Osmanlı Korsanlarınca, Fransa Kralının kızı başkasına gelin giderken kaçırılıp padişaha nikâhlanıyor. Bu Türk ve Müslüman töresine göre utanç verici bir durum olmasına karşın, Fransa Kralının elçisi bu evlilikten akrabalık çıkarıyor. İstanbul’un alındığı o muhteşem gücün olduğu çağda düşünmeye değer… O nedenle mi ki, Kanuni zamanında ilk kapitülasyonlar Fransa’ya veriliyordu?)


Kaynak: Peçevi Tarihi Cilt:1 Sf: 244–245


ckulaksizster@gmail.com

BİR CEVAP BIRAK

thirteen + 15 =