FRANSA’DAN… ABD ve AB’nin gözü yeraltı kaynaklarında

FRANSA’DAN… ABD ve AB’nin gözü yeraltı kaynaklarında

0
PAYLAŞ

ABD’NİN  VE AB’NİN STRATEJİK HEDEFİ: TÜRKİYE’NİN YERALTI ZENGİNLİKLERİ

Türkiye jeografik olarak petrol rezervlerinin olduğu bir bölgede bulunmasına rağmen, petrol kaynaklarının kıt olduğu, bulunan petrol yataklarının da verimli olmadığı gerekçesiyle çok uzun yıllar işletilmedi. Cografya ve yeraltı madenleri konusunda uzman olmadığımız için, yapılan açıklamaların genel olarak doğru olduğuna bir çoğumuz inanmışızdır.  Çevremizi kaplayan ülkelerin bir çoğunluğu geniş petrol ve doğal gaz yataklarına sahipken, Anadolu topraklarında yeraltı enerji kayanaklı madenlerin bulunmaması hepimizin kafasını meşgul etmiştir. Enerji kaynakları konusunda izlenen uluslararası politikaları da yeterince bilince çikartamadığımız için,  mevcut handikapa yeterli ve doyurucu bir yanıt verilmedi.

Uluslararası güç ilişkilerinin ve politik dengelerin hızla değişmeye başlamasıyla Türkiye, yeniden çok yönlü olarak uluslararası ilişkilerin gündeminin ana merkezi oldu. Son bir kaç yılın verileri dikkate alındığında, Türkiye’nin enerji yataklarının, özellikle uluslararası ilişkilerin göndemine yeniden girmeye başlamasının da bir tesadüf olmadığı anlaşılmaktadır. Türkiye’nin hem uluslarası ekonomik kuruluşlarla (İMF ve Dünya Bankası) hem de ABD ve AB ilişkileri kapsamında yapılan görüşmelerin arka planında yeraltı enerji yataklarının önemli bir yer işgal ettiğini görüyoruz.

2000 yılında Türkiye, karşı karşıya kaldığı ekonomik krizden  çıkmak için ihtiyaç duyduğu 12 milyar dolar (daha sonra 16 milyara çıkartıldı) krediyi alabilmek için İMF ve Dünya Bankası’nın hemen hemen bütün şartlarını kabul etti. İleri sürülen en önemli şartlarından birinin, ‘Türkiye’nin yeraltı madenlerinin özelleştirme kapsamına alınması ve yabancı şirketlere satılmasının kanunlaştırılması’ olduğu çok sonradan öğrenildi.   
 
Bugünlerde Karadeniz, Trakya, Doğu ve Güney Doğu Anadolu bölgesinde petrol ve dogal gaz arama çalışmaları yürütülmekte ve bu bölgelerde yeni ve zengin enerji yatakların bulunacağı tahmin belirtilmektedir. Petrol arama faaliyetinin  özellikle ABD, İngiltere ve Fransız  şirteleri yatafından yürütülmüş olması ayrıca dikkat çekicidir.

Özellikle son bir yıldır basında da tartışma konusu olan üç yeraltı madenin, dünya rezervlerinin nerdeyse yüzde 70’nin Türkiye’de bulunduğu belirtilmektedir. Stratejik önemi sahip bu madenler: Bor, Tortyum ve Neptuyum olarak tespit edilmiş. Bu madenlerin ne işe yaradıkları sıkca sorulmaktadır. Bu üç madenin ortak özelliği nükleer enerji santrallerinde kullanımasıdır. Yani bir başka ifadeyle aslında savaş sanayisi bakımından çok ciddi oranda önemsenen, stratejik öneme sahip madenler olduğu kabul edilmektedir.

Bunlardan biri Toryum madenidir. Uranyumdan sonra en önemli ve tek radyo aktif elemen olarak gösterilmektedir. Türkiye’de bir milyon tona yakın rezerv olduğu tespit edilmiştir. Türkiyeden sonra gelen ülkelerin tahmini rezervleri ise sıra ile Hindistan 300 bin, Kanada ve Brezilya 200 biner, ABD 150 bin tondur. Kullanımı için yüksek teknoloji gereklidir.  Her ülkenin bu madeni işletmesi mümkün görünmemektedir. Bu nedenle teknolojik olarak gelişmiş ve özellikle nükleer santrallere sahip ülkelerin iştahını kabartan bir madden. Ekonomik olarakta çok önemli  bir potansiyel taşımaktadır. 

Prof. Dr. Kaya, ‘Enerji üretiminde 1 ton toryum, en az 1 milyon ton petrole eşdeğer. Toryum, 120 trilyon dolarlık bir petrol kullanım değerine sahip. Bir çuval kömürle bir ev ısıtılabilirken, bir çuval toryumla bütün Türkiye ısıtılabilir’ tespitini yapıyor.

İkinci maden Neptünyum’dur. Radyoaktif bir elementtir ve uranyum pillerinin üretiminde kullanılmaktadır. Yani nükleer enerji bakımından oldukça önemlidir. Son yıllarda, gelişmiş sanai ülkelerinde enerji üretiminde kullanılmaktadır.

Neptünyum’un  dünyada en çok bulunduğu yer ise Türkiye: 127.000 Ton. Sonra Bulgaristan:  2.500 ton.   Türkiye’deki ekonomik değeri tahminen 9 trilyon dolar. Türkiye’nin toplam iç ve dış borcunun 230 milyar dolar civarı olduğu hesaplandığında

Türkiye’nin mevcut borcunun 40 katı bir ekonomik değere sahip görünüyor.

Diğer maden ise Bor’dur. Dünyanın en zengin bor mineralleri ve yataklarına sahip olan Türkiye’de bir milyar ton kadar rezerv saptanmıştır. ABD 300, Rusya 150,  Şili ve Arjantin de 30 ar milyon ton rezervlere sahiptir. Dünya’da bor madeninin üretimi ABD’nin US-Borax şirketinin elindedir. Hatta Türkiye’deki fiatları bu şirket belirliyor. Çünkü dünyadaki üretiminin esası bu şirket tarafından yapılmaktadır. 1968 yılında, NATO, stratejik önemil olan madenler listesinde bor’u çıkarttı. Böylece US-Borax şirketi, dünyadaki bütün bor yataklarını kontrol etme olanağına sahip oldu. 

ABD Hazine Bakan Yardımcısı John Taylor, 6 yıl önce Türkiye’yi ziyaret etti. Peki Kim bu adam, ABD hazine bakan yardımcısı olmadan önce ABD’nin borla ilgili Dodge&Cox ve Rio Tinto Holding’in yönetim kurulu üyesi ve bu şirketlerin sermaye ilişkilerini kontrol eden kişi. Türkiye’nin ziyaretinde bor madeninin bir bütün olarak özelleştirilmesi talebini özel olarak Türk hükümetine iletti.   Özelleştirme Yasa Tasarısı’ ile birlikte 3213 sayılı Maden Kanunun  49. maddesinde yapılan  düzenleme ile  bor, krom vb.  stratejik madenler kapsamında çıkartıldı ve özelleştirme kapsamına alındı.

 ABD ve AB, sadece Türkiye’nin jeostratejik-politik konumunu önemsemiyor, aynı zamanda Türkiye’nin sahip olduğu yeraltı enerji kaynaklarıyla da doğrudan ilgilenmektedir. AB Komisyonu’nun,  hazırlamış olduğu Türkiye raporunda, Türkiye’nin enerji yataklarına özel bir vurgu yapmakta ve bunların AB için stratejik önemine dikkat çekmektedir. Türkiye’nin AB’ye dahil edilmesiyle bugün stratejik öneme sahip olduğu belirtilen enerji kaynaklarının kendiliğinden AB ülkelerine açılacağı vurgulanmaktadır. AB’nin uzun vadali ihtiyaçları bakımından söz konusu edilen enerji kaynaklarının çok önemli olduğunu, AB Komisyonu tarafından hazırlanan bir çok raporda görmek mümkün.

Türkiye’nin AB’ne alınması, hem politik strateji bakımından, hem de bölgesel enerji yataklarının kapsamı bakımında önemsenmektedir. Bu nedenle ABD’nin ve AB’nin Türkiye sevdası boşuna değildir. Onların çok yönlü ekonomik ve politik çıkarlarıyla ilişkilidir.

BİR CEVAP BIRAK

fourteen − 9 =