FRANSA'DAN… Avrasya'da yeni dengeler

FRANSA'DAN… Avrasya'da yeni dengeler

0
PAYLAŞ

Osetya-Gürcistan- Rusya savaşı, fiilen bir Rus-ABD çatışması olarak algılandı. Ortaya çıkan veriler çatışmanın arka planında küresel kapitalist sistem güçlerinin bölgesel hâkimiyet güç ilişki olduğunu gösteriyor. Yani Avrasya ve yakın çevresindeki rekabetin arka planında bölgesel enerji yataklarının kontrolü bulunuyor.

Patlayan askeri-politik kriz küresel lokal savaşın özellikle Avrasya ve yakın bölgesine doğru kaydığını gösteriyor. ABD’nin Gürcistan provokasyonundaki amacı Rusya’nın pratik tepkisin ölçmekti. Ve beklenen oldu. Rusya askeri gücünü konuşturarak bölgesel egemenlik alanı konusunda öyle kolay taviz vermeyeceğini gösterdi.

ABD Dışişleri Bakanı Rice, Gürcistan sorunu nedeniyle olağanüstü toplanacak olan NATO Konseyi toplantısına katılmak için Brüksel’e gelirken yaptığı açıklama, bölgesel güç ilişkileri bakımından bize somut bir fikir vermektedir. “NATO’nun, Rusya’nın, Gürcistan’daki stratejik amaçlarına ulaşmasına engel olacağını, Rusya’nın, Gürcistan’da kazanmasına NATO tarafından izin verilemeyeceğini” belirten Rice, NATO gücünü kullanarak Avrasya’da daha aktif ve sert yeni bir çatışma ve rekabet süreci başlatmaya eğilimli olduklarını açıkladı.
Rusya, ABD’nin Avrasya politikasına karşı askeri gücünü daha aktif hale getirme kararı aldı. Özellikle Alaska’da (ABD) sınırda nükleer bomba stratejik bombardıman uçaklarının devriye uçuşlarını başlaması, denizaltılarına nükleer silahların yeniden yerleştirilmesi rekabetin sadece askeri boyutunu ortaya koyan ‘küçük’  bir adımdır. Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev, Rus ordusunun “1990’lı yıllarda içinde bulunduğu kriz halini aştığını,  artık her türlü barışı koruma operasyonunu yürütebilecek muharebe hazırlığına sahip” olduğunu açıklaması bölgesel güç ilişkilerindeki kararlılığını ortaya koymaktadır.

Mevcut dengeler ‘yeni’den şekilleniyor ve Avrasya-Kafkasya’da hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bunun bir yanını ABD ve AB oluşturmaktadır. ABD’nin Avrasya bölgesine bu tarzda bir müdahalesi aslında AB ülkeleri tarafından pek hoş karşılanmadı.  ABD, AB’nin Rusya ilişkilerinin gelişmesinden pek hoşnut değil.  Örneğin Ukrayna ve Gürcistan sorununda ABD ile AB farklı düşünmektedir.  ABD, Avrasya bölgesinde, Rus askeri gücüne karşı kendi askeri gücünü kullanmak yerine NATO’yu ön plana çıkarmak istiyor. Bunun diğer bir anlamı da hem AB’yi hem de Türkiye’yi Rusya ile tamamen karşı karşıya getirmektir.  AB ve Türkiye özellikle Kafkasya/Avrasya hattında NATO gücünü kullanarak müdahalede bulunulmasından yana bir tutum almayacaklardır. Daha çok diploması ve ekonomik ilişkiler kullanılarak belli bir baskı unsuru oluşturmaya çalışacaklardır.

Peki, ABD, AB olmaksızın bölgesel alanda askeri gücünü kullanabilir mi? Bu olasılık yakın dönemde yok gibidir. Bunun birkaç nedeni var. Birincisi Afganistan’da NATO güçlerinin mevcut durumu oldukça kötü görünüyor. Bu ülkedeki bir yenilginin faturası esas olarak ABD çıkartılacak. İkincisi, Irak’ta henüz somut bir politik istikrar sağlamış değil ve fiilen bir kaos yaşanıyor.  ABD’nin Irak politikasında çok açık bir kırılma yaşandığını ABD’nin başkanlık seçimlerinde görmek mümkün. Üçüncüsü Avrasya’da ortaya çıkacak askeri bir çatışmadan ve politik bir istikrarsızlıktan en çok bölgesel bir güç olan İran yararlanacaktır. Rusya-İran ilişkilerinin askeri boyutu ön plana çıkartılarak daha aktif bir güce dönüşebilir. Dördüncüsü yıllardır ABD’nin en yakın müttefiki olan Pakistan’da gelişen iç politik kriz ABD’nin aleyhinedir. ABD’nin sadık darbeci generali Müşerref’in istifa etmek zorunda kalması,  ABD’nin bölgesel politikalarında belirgin bir kırılmaya yol açacaktır. İslamcı hareketin bazı eyaletlerdeki gücü bir yana Pakistan’ın Rusya-Çin-Hindistan eksenli oluşturulan Şengay blok’unun gözlemci ülkesi durumunda olması, Pakistan’ın bölgesel dış politikasındaki olası bir değişiklik ABD aleyhine bir faktör olabilir.

Küresel güç ilişkilerinin alacağı yeni biçimler konusunda birkaç saptama yapabiliriz. Japonya ve Çin’in bölgesel tutumu oldukça önemlidir. ABD’nin Avrasya etkinliğinden en çok etkilenecek ülkelerden biri Çin’dir. Bu nedenle enerjiye en çok bağımlı olan ve Avrasya stratejisinde bir güç olmak isteyen Çin, Rusya ilişkilerini daha üst düzeyde geliştirecektir. Japonya, ikinci dünya savaşından beri ABD’nin gölgesindedir. Bu durum aslında dünyanın en önemli ekonomik gücüne sahip Japonya’yı oldukça rahatsız etmektedir. Japonya ortaya çıkan yeni dengelerde ABD ile ilişkilerindeki sürekliliği devam ettirse de, komşuları Çin ve Rusya olan ilişkilerini geliştirme eğilimi içinde olacaktır. Yani denge politikasını bir süre daha devam ettirecektir. AB, Avrasya ve Ortadoğu politikasında ABD ile belirli bir ittifak ve anlaşma sağlamış görünüyor. Ancak, Rusya’ya karşı çok açık tutum almak hele askeri güç kullanmak gibi bir seçenekten çok uzak duracaktır. Bu nedenle ABD’nin bugünkü koşullarda denemeye çalıştığı politika’ya sanıldığı gibi aktif bir güç olarak katılmayacaktır. AB-Rusya ilişkisi karşılıklı tavizler ve uzlaşılar içinde gelişme eğilimine girecektir. Çünkü AB’siz bir Rusya, Rusyasız bir AB olmaksızın bölgesel ilişkileri sürdürmek çok zordur. 
ABD ise yatık bir gelecekte Avrasya-Kafkasya bölgesini terk etmeyecektir.  Ancak bölge politikasının alacağı somut biçimler ve taktik planlar, daha çok ABD başkanlık seçimlerinden sonra netleşecek gibi görünüyor. 

Avrasya politik krizinde şimdiden bir tarafı galip ve mağlup olarak adlandırmak çok erken bir değerlendirme olacağı gibi yanlış politik sonuçlar doğurur.

BİR CEVAP BIRAK

3 + 12 =