FRANSA’DAN… Dolar-Euro çatışma alanı ve Irak işgali

PAYLAŞ

ABD askeri güçlerinin Irak’I işgale dayanan politikaları çok yönlü sorgulandı. Enerji yatakları, silah ticareti, Büyük Ortadoğu Projesi gibi bir çok alanda tartışma konusu olan işgalin sadece Irakı değil hem bölge coğrafyasını ve uluslararası alandaki bütün politik ilişkileri etkiledi.

Irak’ın işgalinin arka planında duran diğer önemli faktörlerinden biride AB ve ABD çatışmasıdır. Bölgedeki enerji yatakların denetlenmesi, dünya çoğrafyasına hakimiyeti bakımından oldukça önemli olduğunu biliyoruz.  Başta petrol-doğal gaz gibi stratejik  ekonomik kaynaklar dahil olmak üzere dünya ticareti esas olarak dolar değerinde yapılmaktaydı. Bu durum, ABD ekonomisini hem güçlü kılıyordu hem de dünyanın ekonomik ilişkileri üzerinde bir hakimiyet sağlıyordu. Bütün ülkeler, ihtalat –ihracat için zorunlu olarak dolara ihtiaç duymaları, bir bakıma  ABD’ye bağımlılık anlamına geliyordu.
Uluslararası sermaye kuruluşları, ve bir kısım ekonomik örgütlenme merkezleri, dolara karşı euro’nun kullanılmasını alternatif bir politika geliştirmeye başladılar. Çin’in uluslararası ekonomik ilişkilerde AB’nin para birimi Euro’ya geçişe karar vermesi, aynı şekilde Rusya’nın böylesi bir uygulamaya geçecegini ilan etmesi, ABD’nin ekonomik ilişkilerini ciddi oranda etkilemeye başladı. Alternatif ekonomik polititikalar deneyen OPEC ülkeleri de euro’ya geçişi tartışırken, Saddam, Irak’ın ulusulararası ekonomik ilişkilerde euroya geçtiğini açıkladı. Dünyanın ikinci büyük petrol rezervelerine sahip bir ülkenin bu kararı alması, dolar yönelik önemli bir hamle anlamına geliyordu.

Saddamın bu yönelimi, ABD yöneticilerini ve özellikle petrol tekellerini ciddi oranda rahatsız etmeye başladı. Irak’da ve İran’da AB ülkelerinin ciddi yatırmları dikkate alındığında, ABD’nin askeri güccüne karşı ekonomik alanda dolara alternative olarak euronun kullanılması yani euro-dolar rekabekti aynı zamanda  ABD-AB’nin bölgesel hakimiyet çatışmasının bir başka biçimiydi.

ABD’nin politik yöneticileri, stratejisiyenleri,  ekonomisitleri, Irak’a müdahale edilmesinin kaçınılmaz olduğunu sıkca vurguladılar.  Çünkü bu yönelimin OPEC ülkelerinde genel bir politikaya dünüştüğü taktirde, ABD ekonomisinin uluslararası alandaki etki güçünün önemli ölçüde zayıflayacaktı.

Clinton Dönemi’nde  Beyaz Saray’ın uluslararası ekonomik ilişkiler bölümünün danışmanlarından biri, Irak savaşının kaçınılmaz olduğuna dair şu  değerlendirmeyi yapıyordu: 

“Federal Rezerv(ABD Merkez Bankazsı)’in en büyük kabusu, OPEC’in uluslararası işlemleri dolar standardından euro stan­dardına çevirmesidir. Irak, aslmda bu değişikliği Ka­sım 2000’de (1 euro = 82 cent iken) gerçekleştirdi ve bu-nu dolann euro karşısındaki düzenli düşüşünü göz önüne alarak adeta bir haydut gibi yaptı.

“Bush yönetiminin ya da daha önemlisi kurum­sal-askeri-endüstriyel ağ kümesinin Irak’ta kukla bir hükümet istemesinin nedeni Irak’ı tekrar dolar stan­dardına döndürmektir. Aynca OPEC’in, özellikle de İran’ın —ki İran en büyük ikinci OPEC üreticisi olup petrol ihracatı için euroya dönmeyi aktif olarak dü­şünmektedir- euroya yönelmesini önlemeyi ummakta­dır.
Bizim müşteri eyaletimiz olmasına karşın Suudi Arabistan’da rejim sallantıdadır. Bazı analistler, Irak’m Amerikan saldırısıyla işgalinin 1979’da İran’da olduğu gibi bir “Suudi Devrimi”ne yol açmasının hiç de şaşır­tıcı olmayacağını düşünmektedirler…

“Saddam, kaderini 2000 yılının sonunda euroya geçmeye karar verdiğinde mühürledi (ve hemen ar­dından Birleşmiş Milletler’deki 10 milyar dolarlık ‘pet­rol karşılığı gıda’ fonunu da euroya çevirdi.) — bu nok­tada, Bush II önderliğinde yeni bir Körfez Savaşı kaçınılmaz oldu. Ben herhangi bir şeyin bu savaşı durdu­rabileceğinden ciddi biçimde kuşku duyuyorum, ki uy­sal bir rejimin Saddam’ın yerini almas’ bile, Irak’a yönelik askeri harekatı durdurmaya yetmez.

“Rezerv kuru dışındaki her şey ve Suudi / İran petrol konulan bu yönetim için resmin dışında ve marjinal önemdedir. Dolar-euro tehdidi o kadar güçlü ki, OPEC işlem standardının dolardan euroya dönüşmesi sonucu, uzun vadede doların çöküşünü önlemek için kısa vadede ekonomik gerilemeyi göze alacaklardır Bütün bunlar, çok daha geniş ve Rusya, Hindistan ve Çin’i kuşatan Büyük Oyun’a tam olarak uymaktadır.”

Yine ABD’nin bir başka ekonomisiti olarak bilinen Radio Free,  6 Kasım 2000 tarihili Europe adlı dergide Saddam’ın petrol satışlarını dolardan euroya çevirmesi ile ilgili yayınlanan   makalesinde, “Petrol ticaretinde Bağdat’ın dolardan euroya geçişi, Washington’ın ambargolar konusundaki sert tu­tumuna tepki vermek ve Avrupalılar’ı bu konuda meydan okumaya yüreklendirmek amacıyla yapılmıştır…”tespitini yapıyordu.
Clinton dönemi makro ekonomis­tine göre, OPEC’in euroya yavaş yavaş değil de ani bir geçiş yapması durumunda aşağıdaki senaryo devreye girecek:

“OPEC’in euroya geçişinin etkisi şu şekilde ola­cak: Petrol tüketen ülkeler merkez bankalarındaki dolarlan atıp yerine euro koymak zorunda kalacaklar. Dolar %20-40 aras’ değer kaybedecek ve sonuçlar herkesin tahmin edebileceği gibi, yüksek enflasyon olacak. (Arjantin’deki kur krizini düşünün örneğin.) Yabancı yatırımcılar Amerikan borsalanndan ve dolara endeksli değerlerden uzaklaşacak, tıpkı 1930’larda oldu­ğu gibi bankalara akın edilecek, şu anki hesap açığı kapatılamayacak, bütçe açığı ödenemeyecek, vs…
Basit bir 3. Dünya ekonomik kriz senaryosu…

“Amerikan ekonomisi bir rezerv kuru olarak dolara çok yakından bağlıdır. Bu, Amerika başka türlü işlemez anlamına gelmez, fakat böyle sorunlan önle­mek için, geçiş adım adım olmalıdır (ve bunun muhte­mel sonucu ABD ve AB’nin küresel ekonomide rolleri değişmeleri şeklinde olacaktır.”

ABD ekonomisi bakımından bir senaryo olarak yazılan bu tahmini olasılıklar, esas olarak ABD’nin uyuslararası ilişkilerini ciddi oranda etkilelecektir ve etkilemektedir. Dünyanın bir çok büyük ekonomileri, doları ve euroyu birlikte kullanmaya başlamaları, hatta bazılarının  euroya uluslararaıs ticari ilişkilerde baz alması ABD’nin ekonomik gücüne yönelik bir çıkıştır. ABD bu süreci, enerji yataklarını askeri güçle konrol altına alarak durdurmaya çalışmaktadır. Ancçak bunun uzun vadeli bir politika olarak etkin olmayacağı ve hatta tersten bir etki yarattığı görülmektedir. Bu durumun farkında olan yeni Bush yönetimi, AB ile anlaştığı ve özellikle Öortadoğu bölgesi için ortak bir politika ekseninde hareket etmeye başladıkları çok açık olarak görülmektedir. Bunun diğer bir anlamı yakın gelecekte, Dolar-Euro uluslarrarasi ekonomik ilişkilerde eş degerde bir para sistemi olarak kullanılaçaktır. Bu da, ABD’nin azami karın yüksek olduğu enerji yatakların egemenliğini AB ile paylaşmaya başladığını artık  kabul ettiğini gösteriyor. ABD stratejisiyenlerinin belirlediği yeni uluslararası politikada tamda bu yöndedir. Ortadoğu’nun bugünkü politik gündemini ABD-AB ittifakı belirlemektedir. İran, Suriye, Lübnan. Filistin/hamas ilişkilerinde bu çok açık olarak görülmektedir.

1945’lerden günümüze katdar edvam eden Dolar egemenliği yerine Dolar-Euro ortaklaşmasına bırakmaktadır. Bunun daha da belirginleşmesi için, Dünya Bankası İMF, Dünya Ticaret Örgütü gibi  uluslararası capitalist kuruluşların bu yeni ittifaka uygun olarak şekillendirilmesi gerekmektedir. Aynı zamanda, uluslararası ekonomik egemenlik gücünün yeniden düzenlenmesinin son şekillenmesğ G-8’ler zirvesinde somutlaşmaya başlanacaktır.

Uluslararası ekonomik güç ilişkilerinde Dolar-Euro ittifaki yeterli olmayacaktır. Asya’da yeni bir ittifak doğuyor. Japonya-Çin-Rusya ve hatta Hindistan’ın içinde yer alacağı yeni bir para birimi uluslararası  kapitalist sistemin ilişkilerini tamamen yeniden şekillendirecektir.
Bakalim ve izleyeme devam edelim..
 

CEVAP VER