FRANSA’DAN… Fransızlar neden ‘Hayır!’ der?

Akdenizlilier’in ortak özelliği ‘Hayır!’ demeyi bilmemeleridir.” demiş yazar… Fena halde yanılmış. Fransızlar ‘Hayır!’ der. Kolaylıkla, çekincesiz…  Ama içi boş bir ‘Hayır’ değildir bu, açık seçik nedenleri vardır.

Reddedilmişinizi hazmetmeden, bir de o mutlak ‘Hayır!’’ın, tez-antitez-sentez bölümlerinden oluşan, karmaşık ama eksiksiz ve de akılcı açıklamasını dinlemek zorunda kalırsınız. Sus pus olup konu değiştirmek ya da aynı silahlarla karşı saldırıya geçmek sizin seçimize kalmış… Tercihen ikincisi karşınızdaki Fransız’ı mutlu edecektir. Çünkü ‘Hayır !’ demesinini başlıca nedeni aslında sizi susturmak ya da kavga çıkarmak değil,  tartışma ortamı yaratmaktır.

Fransa gündemini bu aralar ne olduğu belirsiz bir ‘Hayır!’ meşgul ediyor. Normal zamanlarda yollarının kesişmesi şaibeli bir durum yaratacak sağcısı, solcusu, dincisi, ateisti, altermondialisti, komunisti, faşisti hiç çekinmeden aynı bayrak altında toplanıp, hep birlikte bağırıyorlar: “Avrupa Anayasası metnine hayııııııırrr !!!!”

 Avrupa Birliği’nin geri kalan 24 ülkesindeyse ortalık Fransa’ya nazaran süt liman. Fransızlara özgü geleneksel bir reddedişle mi karşı karşıyayız ? Avrupa’nın gelecek 50 yılını ipotek altına alacak bir anayasa üzerine sorular sormak ve memnuniyetsizliğini belirtmek mi söz konusu ? Yoksa, Fransız yöneticilerle halk arasında dialoğun çoktan kopmuş olduğunun göstergesi bir politik hesaplaşma mı ?

Avrupa Anayasası, Fransa’da 29 Mayıs’ta oylanacak. Kamuoyu araştırmalarına göre halkın yüzde 52’si hayır diyecek referandumda.

HANGİ AVRUPA?

Fransız halkının çoğunluğu gibi,  anayasaya ‘Hayır’ diyenlerin de çoğunluğu Avrupa taraftarı. Ancak, çizgisi gittikçe liberalleşen, sosyal hizmetlerin gerilediği,  özelleştirmenin çoğaldığı kısaca kapitalist çıkarların toplumsal çıkarların önüne geçtiği bir Avrupa değil istedikleri.

Örneğin; önerilen anayasadaki ‘üye ülkelerin askeri bütçelerini arttırması’ maddesinin, bir savunma politikasından çok, Dassault gibi silah tüccarlarına hizmet ettiği görüşündeler. Kısacası bugünkü AB’ye güven duymuyor ve değişmesi için çaba gösteriyorlar. Şimdiye kadar hep tepeden inme Brüksel kararlarıyla güç kazanan liberalleşmeye dur demenin tek yolu, referandumda ‘Hayır’ oyu kullanmak.

Elbette Avrupa karşıtları var “Hayır”cılar arasında. Referandumu fırsat bilip ulusalcı kanada prim kazandırmayı hedefleyen Fransız Hareket Partisi’nin lideri Philippe de Villiers mesela. Yalancılar da var: Milliyetçi Cephe Partisi’nin lideri şu en sağcı Le Pen…  De Villiers ve Le Pen müritleri Türkiye’nin üyeliği bahane ederek ‘Hayır’ diyorlar anayasaya. Ama aslında  Avrupa fikrine karşılar.

Oysa Fransa’nın Avrupa’dan kopuk, mağrur ve tek başına var olması mümkün değil. “Evet” taraftarları işte bu yüzden, Avrupa’nın gücünün gerek sembolik gerekse örgütlenme açısından pekişmesine engel olacak red oyu karşısında dehşete kapılıyor. A.B Anayasası’nı hazırlayan konseyin başkanı Valérie Giscard d’Estaing,  haklı olarak, tüm üye ülkelerin onayını alması için dört yıl süren bir çalışmayla hazırlanan anayasada değişiklik yapmanın A.B’yi yavaşlatacağı görüşünde.  “Evet” kanadı, anayasanın kabul edilerek, A.B’yi yıllardır bir çıkmaza hapseden Nice Antlaşması’nın bir an önce yürürlükten kaldırılması gerektiğini ve politik hesaplaşmalar ya da milliyetçilik nedeniyle verilecek bir red oyunun hem Fransa hem de Avrupa açısından felaketle sonuçlanacağını savunuyor. Bu açıdan Hayır demek, bir tür oyun bozanlık, hani neredeyse vatan hainliği…

Oysa “Hayır” demek tıpkı “Evet” demek gibi demokratik bir hak, en azından Fransa’da öyle. Ve Başbakan Raffarin’in ünlü tabiriyle ‘alt tabakadan Fransızlar’, bu haklarını sonuna dek kullanacak görünüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here