FRANSA’DAN… Türkiye’depolitik islamın yükselişi (II)

Türk devletinin kuruluş sürecinin önemli bir harcı olan İslam, Türkiye’nin politik tarihi içerisinde sanıldığı gibi sistem dışı bir politik olgu olmadı. Tersine,  devletin toplum üzerinde politik egemenliğini güçlendirmesinde çok önemli bir işleve sahipti. Bu nedenle, özellikle cumhuriyet döneminin siyasal tarihinde,  Türk-İslam sentezi politik bir strateji olarak benimsendi. Bu nedenle, siyasal İslamcı akımların son yıllarda kullanmaya başladıkları,  “insan hakları”, “demokrasi”, “din ve vicdan özgürlüğü”, “millilik”, “adalet”  gibi özellikle politik alanı ilgilendiren kavramlarla pek ilgilenmediler. Siyasal İslamcı güçlerin ana gövdesi, her zaman devletin politik gücüne ‘biat’ etti.

Sistemin en önemli stratejik kurumlarından biri olan  ‘Diyanet’ aynı zamanda dinsel/islamist faaliyetin en önemli örgütlenme merkezidir. Diyanet/Devlet-tarikat-politika ilişkisi içerisinde geliştirilen siyasallaşmanın iç ve dış politika ilişkilerinde siyasal sistem için yarattığı muazzam olanaklar hep gizlendi.

Devletin ideolojik politik çizgisi ile İslamcı hareketin politikalarını birleştiren üç temel öğe ön plana çıkmaktadır. Birincisi Türk-İslam Sentezi,  İkincisi Antikomünizmdir. Üçüncü Kürtlerin inkârı ve yok sayılmasıdır. Devletin ideolojik politik çizgisini de temsil eden ‘Türk-İslam Sentezi’, aynı zamanda İslamist ideolojinin ve yaşam biçiminin Türkçülükle birleştirilmesinde temel bir etkendir.  Yani rejimin yeniden yapılandırılması için devletin iç bütünlüğü bakımından önemsenen politik bir stratejidir. Devleti yöneten İslamcılar ile sistem kuvvetlerin birleştiği ve Kürtleri yok sayan  temel kavram4 ‘tek’lerdir.

Türkiye’de laik olarak gösterilmeye çalışılan bugünkü siyasal sistemin eğitim-öğretim politikasının ideolojik alanı ‘Türk-İslam Sentezi’ üzerinde şekillenmektedir. Devlet dinine sahip olan siyasal sistem, dini eğitim alanının ‘zorunlu’ bir öğesi haline getirmekle, toplumun İslamcılaştırılması için gerekli stratejik politikaları fiilen uygulamaktadır. 

Laik olduğu iddia edilen ülkede 82 bin camii ve bu camilerde görevli 185 bin imam var. Devletin kurduğu ve yönettiği 6500 tane kuran kursu bulunuyor. Camilere ve tarikatlara bağlı açılan kuran kursları bunların dışındadır. 2003 yılı verilerine göre, geçici açılan yaz kur-an kurslarında yaklaşık olarak 700 bin erkek çocuk ve 675 bin kız çocuğu din eğitimi görmüş.  Geçici kur-an kursların yapıldığı yer ise Milli Eğitimin ‘laik’ okullarıdır.

Türkiye’de bugün, İslamcıların arka bahçesi olarak gördüğü, 430 tanesi normal 110 tanesi İngilizce eğitim yapan toplam 550 tane İmam Hatip Lisesi faaliyette. 1947-2005 yılları arasında 3 milyon 200 bin öğrenci İHL kayıt yaptırmış. Bunların 1 milyon 800 bini mezun olmuş. İslamcılara ait özel okulların sayısı(Ana okul, ilkokul, ortaokul ve lise)  956 tanedir. Bunlardan yaklaşık olarak 420 bin öğrenci eğitim görmektedir. 2001 yılı verilerine göre İslamcılara ait olduğu tespit edilen dershane sayısı 867 olup devam eden öğrenci sayısı ise yaklaşık olarak 250 bindir. Türk devletinin laiklik merkezi olduğu iddia edilen Üniversitelerin bünyesinde 24 tane ilahiyat fakültesi bulunmaktadır. Bu üniversitede 1125 tane öğretim görevlisi 17 bin öğrenci bulunmaktadır. Bu fakültelerde mezun olup özellikle Mısır El Ezher üniversitesinde doktora yapan öğrenci sayısı 3000 civarıdır. İlahiyat fakültelerin % 30’nun Kürt illerinde bulunan üniversitelerde açılmış olması da bir tesadüf değil sanırım.

Türkiye genelinde 3 206 belediye 81’i il, 849’u ilçe ve 2276 tanesi belde olmak üzere toplam 3206 belediye bulunmaktadır. İslamcı AKP’nin Türkiye’nin ekonomik, sosyal ve nüfus yoğunluğu bakımından en önemli şehirler olarak bilinen ‘Büyük Şehir Belediyeleri’nin % 80’ni, geriye kalan il belediyelerinin % 68,1’ni, İlçe belediyelerinin % 52,7’sini ve belde belediyelerinin % 61,1’ini kazanarak tam bir egemenlik sağladı. . AKP ve Saadet Partisi(SP) toplam belediyelerin % 74,84’ü kazandı. Türkiye genelinde Belediye Başkanı, Belediye ve İl Genel Meclis üyesi toplam olarak 77.501’dir Bunların 40.701’u yani % 52,2 si İslamcı AKP’lidir.  Diğer sistem partilerinin toplamının çok üstünde belediye başkanlıklarını kazanması; toplumun İslamlaştırılması faaliyeti için tarikatlara ciddi olanaklar yarattı. Türkiye’de yerel İslami iktidarlar fiilen kurulmuş durumdadır.

Medya iletişim aygıtlarını çok iyi kullanan İslamcı hareketin 19 gazete, 110 dergi, 2000 yere gazete, 125 radyo, 41 TV kanalı oluşmaktadır.  Türkiye’nin en çok satan gazetelerinden biri Gülen ekibine ait olduğu bilinen ‘Zaman’dır. Türkiye’de İslamcı gazetelerin günlük satışı 1 milyon ile 1milyon 200 bin arası değişmektedir. Sahip oldukları TV kanallarının önemli bir kısmı uluslar arası yayın yapmaktadır.

Siyasal İslam’ın genel örgütlenme stratejisi ‘evrimci’dir. Kemalist rejime dayanan siyasal sistemle doğrudan bir çatışmaya girmekten çok, sistemle iç içe geçen bir politika ile örgütlenmektedirler. Birbirini tamamlayan iki güç İslamcı hareket sisteme, sistem de İslamcı harekete benzeşti. Türkiye’de politik İslam’ın gelişmesi, Kemalist rejimin olanakları ve desteği ile olmaktadır. Kamuoyuna yansıtılmaya çalışılan çelişki ve çatışmalar suni ve toplumu aldatmaya yönelik manevralardır.
_____________

Mustafa PEKÖZ
Gokyuzu9aol.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here