Fransa’nın Mali işgalinin, politik arka planı

Fransa’nın Mali’ye yönelik gerçekleştirdiği ve bir bakıma Birleşmiş Milletler Konseyi’nin de onayını alan askeri operasyonun politik yansımaları görünenden çok daha karmaşık ve önemlidir.

Afrika’nın hem enerji kaynakları, hem de altın, uranyum gibi maden yatakları bakımından önemli kaynaklara sahip olması nedeniyle küresel dünya kapitalist sistemin çekim merkezinde bulunuyor.

Uluslar arası güçler, Afrika’yı hem küresel dünya kapitalist sisteme dahil etmek için ortaklaşa geliştirdikleri çok yönlü stratejileri uygulamaya koyuyorlar, hem de bölge kaynakların üzerinde hakimiyet mücadelesi veriyorlar.

Afrika kıtasının tarihi aynı zamanda rekabetler tarihidir. Bu bakımdan bütün tarihi boyunca kapitalist güçlerin askeri saldırılarına, ekonomik olarak yağmalanmasına sahne oldu. Bir dönemler köle ticaretinin merkezi haline getirildi. Sonra bütün toprakları İngiltere ve Fransa tarafından sömürgeleştirildi. Afrika kıtasına ait ne varsa yok edildi. Bölge halklarının dilleri, kültürleri, tarihi, ekonomisi ve doğal kaynaklarına dair ne varsa talan edildi. Beyaz efendiler olarak tanımlanan Avrupalılar, kapitalist çıkarları için milyonlarca Afrikalıyı katlettiler.

Fransa, özellikle Sahara Afrika’sı olarak tanımlanan Kuzey ve Orta Afrika’da sömürgecilik politikasını çok uzun yıllar uygulayan bir ülkedir. 1960’lı yıllara kadar, Fransa’nın en geniş sömürgelere sahip olduğu Kuzey ve Orta Afrika’da halen belirli bir ağırlığa sahip olduğu biliniyor. Bu bakımdan Mali’nin bugün askeri işgale uğramış olmasının temel nedeni, Mali’deki demokrasi, insan hakları gibi temel sorunlar değildir. Mali’nin bütün siyasal tarihi boyunca yaşanan darbeler, Fransa devletinin bilgisi ve onaylı ile gerçekleştirilmiştir. Bu bakımdan, Mali’nin askeri olarak işgal edilmesinin nedeni, Selefi kökenli El Kaide örgütlerinin Başkenti Bamako’nun ele geçirmesi olmayıp özellikle Avrupa Birliği’nin bölgedeki stratejik çıkarlarıdır.

Dünya küresel güçlerin askeri işgaline uğrayan Mali’yi önemli kılan nedir? Bu sorunun yanıtı aynı zamanda Mali’nin ekonomik, politik ve sosyal tarihinde saklıdır. Cezayir, Tunus, Libya ve Mısır’da olduğu gibi Mali de dünya kapitalist güçlerin çatışma merkezi haline gelmesi aynı zamanda Afrika’nın kıtasal düzeyde sömürgeleştirme stratejisinin bir parçasıdır. Tunus ve Libya üzerinde Kuzey Afrika’ya karşı uygulanmaya konulan küresel sömürgecilik stratejisi, bu kez Mali üzerinde Orta Afrika’ya kaydırılmak isteniyor.

Sömürge Mali – Sömürge Orta Afrika

Fransa’nın tarihte bilinen iki önemli tüm generali Louis Faidherbe ve Joseph Gallieni, Fransa sömürgelerini Senegal’den doğuya doğru geliştirerek Afrika’nın Orta merkezine nüfuz etmede önemli bir rol oynadılar. Özellikle 1870’lerden itibaren yürütülen bu askeri fetihler, Fransa’nın bölgedeki etkinliğini çok önemli oranda arttırdı. Bu iki general, birbirini takip eden yıllar içerisinde, 1878 yılında Sabourcire, 1881’de Kita, 1883’de Balako, 1890’da Segou, 1891’de Niora, 1894’de Tombouctouş 1898’de Sikasso ve 1899’da ise Gao gibi dağınık küçük krallıkları işgal ettiler. Afrika’nın Kuzey bölgesinden Orta Afrika’ya doğru geniş bir alanı, askeri güç kullanarak sömürgeleştirdiler. Bu sömürgelerin bütününe de ‘Fransa Sudanı’ ismini verdiler.

1883’de Fransa tarafından işgal edilen Mali, 1960’a kadar bir Fransız kolonisi olarak kaldı.4 Nisan 1959’da, Mali, Sudan ve Senegal’den oluşan ‘Mali Federasyonu’ adı altında Fransa’nın Afrika’daki en büyük sömürge bölgesi haline getirildi. Ancak 22 Eylül 1960 yılında, önce Modibo Keïta liderliğinde Mali daha sonra Senegal Federasyondan ayrılarak bağımsızlıklarını ilan ettiler.

Mali’nin Sosyal Yapısı

Bugünkü Mali bir Batı Afrika ülkesi olup Kuzeyinde Cezayir ve Moritanya, Doğusunda Nijer, Güneyinde Burkina Faso ve Cote d’Ivore ve Batısında ise Senegal bulunuyor. 2009 yılı sayımına göre nüfusu 14,5 milyon olup yıllık nüfus büyüme oranı % 2,7 civarındadır. Afrika’nın topraklarının % 5,2’si Mali’ye ait olup kıtanın 7.büyük ülkesidir ve yüz ölçümü ise 1,2 milyon m2dir. Nüfusun % 38’i kentlerde, % 62’si ise kırsal kesimlerde yaşamakta olup nüfusunun % 47,2’si 15 yaş grubunun altında, % 49’u ise 15-64 yaş grubunun arasındadır. Ayrıca % 53,3’ü kadın, % 46,7’si erkektir. Yaş ortalaması 53 yıl olup kadınlarda yaşam seviyesi 54.73 yıl, erkeklerde ise 51.43 yıldır. Kadın başına 7,2 çocuk ile Mali, dünyanın en yüksek doğurganlık oranına sahiptir. Aynı şekilde 1000 doğumdan 106’sı ölümle sonuçlanmakta ve dünya ortalamasıyla kıyaslanmayacak düzeyde yüksektir. Ayrıca Mali’de kadınlarda okuma yazma oranı % 23 ve erkeklerde % 46 civarındadır.

Mali’de çok sayıda etnik grup bulunuyor. Bunlardan bazıları; Bambara, Bobo, Bozo, Dogon, Khassonkés, Malinke, Minianka, Fulani, Soninke Senufo, Sonrhaïs, Tuareg, Toucouleurs. Ülkenin resmi dili Fransızcadır. Ancak ülkede çok sayıda yerel/ulusal dil kullanılıyor. Yerel/ulusal dillerin oranlarına bakıldığında nüfusun % 38,3’ü Bambara, % 12,3’ü Soninke, % 11,7’si Peul, % 6,9’u Dogon ve % 6,3’ü Songhay dillerini konuşmaktadır. Fransızcayı okuyup yazanların sayısı, 1960 yılında tahminen 66 bin, 1985’te 564 bin ve 2009 yılında ise 2,2 milyon olarak tespit edilmiş durumda. Fransızcayı pratik olarak konuşanlar bu rakamın dışındadır.

Mali nüfusunun % 90’ı Müslüman, % 10 ise Katolik, Protestan ve Animist’tir. Özellikle Animistlerin geleneksel törenleri. İslam tarafından yasaklanmış bulunuyor.

Darbelerle Yönetilen Mali Ve İktidarın Yapısı

Mali tek meclisli bir parlamento ile bir burjuva cumhuriyettir. Yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından temsil edilmektedir. Mali’de Yasama gücü Millet Meclisi, Yargı gücü ise Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmekte olup Yürütme gücü ise hükümet ve Cumhurbaşkanına aittir. Mali eyalet biçiminde 8 bölgeye ayrılmış. Kayes’in nüfusu yaklaşık olarak 2 milyon, Koulikoro’nun 2,6 milyon, Bamako (Başkent) 2 milyon, Sikasso’nun 2,7 milyon, Ségou’nun 2,5 milyon, Mopti’nin 2,2 milyon, Tombouctou’nun 700 bin ve Gao’nun 500 bindir. Devlet sistemi bir bakıma Fransa modeline benzer yarı-başkanlık sisteminin bir kopyasıdır.

Bağımsızlığını ilan ettikten sonra sürekli iç çatışmalar yaşayan Mali, devlet başkanlığının ele geçirilmesinde darbeler sürekli gündemde oldu. Bir bakıma darbeler ülkesi olarak tanımlanmaktadır. 1960 yılında bir darbeyle iktidarı ele geçiren Modibo Keïta, 1968 yılına kadar iktidarı elinde tuttu. Yine 1968 yılında darbeyle iktidarı ele geçiren Moussa Traoré, 1991 yılına kadar yani 23 yıl iktidarda kaldı. İnsanların Kurtuluşu İçin Geçici Komitesi Başkanı(CTSP) Amadou Toumani Touré, 1991-1992 yılları arasında devlet başkanlığı yaptı. 1992 yılında seçilen Konare, 1997 yılına kadar ikinci kez başkanlık yaptı. Amadou Toumani Toure, 2002 yılında yapılan bir darbeyle yönetimi yeniden ele geçirdi. 2007 yılında yapılan seçimlerde ise oyların % 70,8’ini alarak ikinci kez devlet başkanı seçildi. 2012 yılında yeniden aday olmak isteye Toure’ye karşı ülkenin güneyinde ordu içerisindeki bazı kliklerin inisiyatifiyle bir isyan başlatıldı. Amadou Sanogo Haya liderliğindeki isyancı güçler bir aylık çatışmadan sonra başkentte yönetimi ele geçirdiler. Toure iktidardan uzaklaştırıldı, anayasa askıya alında ve sokağa çıkma yasağı uygulandı.

Mali’de hemen hiçbir dönem devletin istikrarlı bir yapısı olmadı. Ya aşiretlere, ya da ordu içerisindeki kliklere dayanan iktidar çatışması, politik istikrarsızlığı sürekli hale getirdi. Sık sık yaşanan iktidar değişiklikleri nedeniyle, sistem içte istikrarlı bir devlet mekanizması oluşturamadı. Dikkat çeken bir başka önemli nokta da, hangi klik iktidara gelirse gelsin, tamamının Fransa’ya olan bağlılığını özellikle ilan etmesidir. Fransa da, çok özel durumlar dışında, genellikle iktidara gelen güçleri sürekli destekledi. Fransa bakımından önemli olan gelenin, kendi bölgesel çıkarları için uyumlu olup olmadığıdır.

Mali’nin Ekonomik Durumu

Ülkenin yaklaşık olarak % 65’i çöldür. Ekonomisinde tarımsal ürünler ağırlıkta olup özellikle Nijer Nehri tarafından bulunan sulu araziler önemli bir değere sahiptir. Nüfusun yaklaşık olarak % 10’ü göçebe yaşamaktadır. % 80’i ise tarım ve balıkçılıkla uğraşmaktadır. GSMH yaklaşık olarak 7 milyar dolardır. GSYİH’nin sektörlere göre dağılımı ise tarım% 45, endüstri% 17 ve hizmet% 38 oranında bir paya sahiptir. Aktif nüfusun % 13’ü hizmet sektöründe bulunuyor. Kamu sektörü ülkedeki çalışanları oranı % 25 civarındadır. 2009 yılı verilerine göre işsizlik oranı ise çalışabilir nüfus içerisindeki payı ise % 36,1 olup yoksulluk sınırının altına bulunanların oranı ise % 36,3’tür.
Hayvancılık ve balıkçılık, halkın en önemli geçim kaynağı olarak işlev görüyor. Örneğin yaklaşık olarak 8,1 milyon sığır, 22,6 milyon keçi bulunuyor. Mali’nin genel potansiyeli ile karşılaştırıldığından oldukça azdır. Özellikle Nijer nehri çevresini kapsayan geniş alanda yapılan hayvancılık potansiyeli çok daha geniştir.

Tarımsal endüstri bakımından pamuk üretimi son derece önemli bir yer işgal etmektedir. İhracatta pamuk çok önemli bir pazar alanı oluşturmaktadır. Mali Batı Afrika (UEMOA) Ekonomik ve Parasal Birliği üyesidir. Mali Sahra’nın güneyindeki Afrika önde gelen pamuk üreticisi seviyesine yükseldi. Mali, pamuk üretimi bakımından dünyanın on ikincisidir. En az 250 bin ton üretim kapasitesine sahip olmasına rağmen, 2009 yılında ihraç edilen pamuk yaklaşık olarak 5 bin tondur. A360 bin ton yer fıstığıyla da önemli bir ihracat pazarı oluşturmaktadır. Ayrıca pirinç, mısır, buğday, patates, manyok gibi tahıl ürünleri ile muz, mango ve portakal gibi meyveler Avrupa’ya ihracat edilen ürünlerden bir kaçıdır.
Uluslararası alanda Mali, küresel sermaye bakımından bir alt tarım ülkesi olarak konumlandırılması için çok önemli projeler hazırlanmış bulunuyor. Büyük geniş topraklarıyla tarımsal arazi bakımından değerlendirilecek ülkeler kapsamından görülmektedir.

Mali çok geniş bir toprağa sahip olan Mali toprakları çok önemli zenginliklere sahiptir. Önemli petrol yatakları olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalarda, Mali, altın rezervleri bakımından Güney Afrika ve Gana’dan sonra Afrika’nın üçüncü ihracatçı konumunda bulunan ülkesidir. 2009 yılı verilerine göre, Altın, Mali’nin ihracatının % 75’ini oluşturmaktadır. Bu bakımdan gelecekte ülke ekonomisinde çok önemli bir yer tutacak olan altın, aynı zamanda uluslar arası küresel kapitalist güçlerin rekabetinde önemli bir etken olarak ön plana çıkacaktır.

Mali’nin Askeri Gücü

Asker sayısı 10.200, yıllık personel giderleri askeri harcaması ise 110 milyon dolar civarında olup bütçenin % 3’üne tekabül etmektedir. Kişi başına düşen askeri harcama 10 dolar, asker sayısına düşen askeri harcama yaklaşık olarak 11 bin dolardır. Mali’nin 1960-1971 yılları arasında askeri harcamaları 49 milyon dolar, 1972-1982 yılları arasında 252 milyon dolar, 1983-1993 yılları arasında 75 milyon dolar, 1994-2004 yılları arasında 50 milyon dolar, 2005-2010 yılları arasında 49 milyon dolar civarındadır. Afrika kıtasında gayri resmi silah satışlarının tahmin edilenden çok fazla olduğu biliniyor. Özellikle Mali, Somali, Nijer, Ruanda, Nijerya gibi iç savaşların süreklilik kazandığı ülkelerde, uluslar arası silah tüccarlarının bu bölgelere kayıt dışı bir şekilde milyonlarca dolara varan silah satışları yaptıkları biliniyor. Özellikle Fransa şirketleri, bu kirli oyunda ön planda bulunuyor.

2006-2011 yılları arasında. Fransa, Belçika, İspanya, İtalya, İsveç, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Almanya, İrlanda, Hollanda, Portekiz, Mali’ye silah satan ülkelerden bir kaçıdır. Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre söz konusu ülkeler, Mali’ye çok sınırlı sayıda askeri uçak, daha yoğunluklu olarak zırhlı araç, top, radar sistemleri, füzeler, küçük ve hafif silahlar, askeri kamyonlar, küçük toplar, mühimmat, destek ekipmanları satıyorlar.

Küresel El Kaide Hareketi; Mali’de İktidar Alternatifi

Mali, Afrika ülkelerinde gelir dağılımındaki eşitsizlik nedeniyle ön sıralarda yer alan ülkelerden bir kaçıdır. En yoksul nüfusun % 10’u ülkedeki toplam tüketimin sadece % 2,4’üne, nüfusun en zengin % 10’u ise 30,2’isine sahiptir. Ülkenin mevcut zenginliklerinin toplumun çok az bir kısmının elinde toplanması ve önemli bir kısmının açlık sınırı altında yaşaması, doğal olarak toplumsal çelişkileri derinleştirmiş bulunuyor. Halkın ekonomik ve sosyal alanda çözüm bekleyen sorunlara karşı tepkisi, sistem içerisinde bulunan farklı klik çelişkilerin derinleşerek çatışmaya dönüşmesi ve ayrıca dininin önemli bir etki yaratmış olması, özellikle İslamcı hareketlerin giderek ön plana çıkartmasını sağlamış bulunuyor.

1 Nisan 2012, Azawad Kurtuluş Ulusal Hareketi(MNLA)’ni oluşturan Tuareg ile Selefi Hareketi olarak bilinen Ensar Din, Mali’nin bazı bölgelerini kontrol altına alırlar. l4 Nisan günü askeri operasyonu kararı alır ve iki gün sonra yani 6 Nisan’da Azawad bağımsızlığını ilan etti. Selefi Ensar Din Hareketi ise ülkenin kuzeyinde üç önemli kenti ele geçirerek şeriat hukukunu uygulamaya kararı aldılar. Bağımsızlıkları ne bölge ülkeleri, ne de uluslararası güçler tarafından ciddiye alındı.

Küresel Güçlerin Libya Politikasının Mali’deki Yansımaları

Küresel sermayenin temsilcileri kendi çıkarları için her türlü oyuna başvurmaktan geri durmazlar. Bunun en somut örneği Libya ve Mali örneğidir. Libya’da Kaddafi’nin devrilmesi için El Kaide güçleriyle çok açık bir ittifak yaptılar. Özellikle Fransa ve İngiltere askeri ve ekonomik olarak büyük bir destek sundular. Libya’da önemli bir güç olan ve özellikle askeri olarak ciddi olanaklar elde eden El Kaide’nin bölgesel güçleri Somali, Nijer, Tunus, Nijerya ve Cezayir’den sonra Mali’de önemli bir politik güç haline geldiler ve iktidarı ele geçirme potansiyeline sahip oldular. Bu bakımdan Mali’de ortaya çıkan politik tablonun sorumlusu doğrudan Fransa ve İngiltere’dir. Dün Libya’da dost olan ve desteklenen Politik İslamcı Hareket, bugün Cezayir’de, Somali’de ve Mali de düşman olarak görülmektedir.

Nijerya’daki Boko Haram ve Mali’deki Magrip El Kaide güçlerinin bir kolu olan Ensar, bölgesel çatışmaların derinleştirilmesinde önemli bir rol oynamaktadırlar. Özellikle Kuzey ve Orta Afrika’daki mevcut devletlerin sınırların içerisinde bulunan fraklı etnik gruplara sahip haklarının karşı karşıya bulundukları ekonomik ve sosyal koşullar nedeniyle Radika İslamcı Hareketlerin gelişmenin nesnel zemini güçlüdür. Bölgesel düzeyde küresel bir güç olarak işlev gören El Kaide grupları arasında henüz merkezileşmiş bir örgütlülük olmamış olsa da, özellikle Kuzey ve Orta Afrika’nın birçok ülkesinde etkinlik alanı artmış bulunuyor. Mali söz konusu ülkelerle komşu olması ve aynı zamanda Orta Afrika’ya açılan kapı olması bakımından jeo-politik olarak önemli bir konumda bulunuyor. Bu bakımdan Mali’ gibi çok geniş bir ülkeyi kontrol eden, bölgede önemli bir ağırlığı olacaktır.
Mali’nin bugünkü konumu bütün küresel güçleri ilgilendiriyor. Bölge açısında aralarında önemli bir rekabette olsa, Mali konusunda uzlaşmaya birbirine destek sunmaya açıktırlar. Suriye politikası konusunda anlaşmazlık içinde olan Rusya ve Fransa, Mali’de birbirine destek sunmaktadırlar. Örneğin Rusya’nın Mali eski Büyük Elçisi’nin Le Figaro’ya verdiği bir demeçte, ‘Rusya’nın Fransa’nın Mali operasyonunu finanse edebilir’ diyor. Selefi kökenli Ensar grubunun Mali’de bir güç olarak iktidar ilişkilerini belirlemesi, küresel güçlerin bölgesel çıkarlarıyla çelişmektedir. Bu bakımdan İslamcı politik güçler karşısında ittifak yapmaları onların stratejik çıkarlarıyla uyumludur.

Mali İşgali Ve Küresel Güçlerin Bölgesel Rekabeti

Fransa’nın Mali’ye yönelik askeri operasyonu aynı zamanda Fransa şahsında AB’nin Afrika’ya bir müdahalesi olarak algılanabilir. Orta Afrika’nın çok önemli enerji yataklarına sahip olmasının keşfedilmesinden sonra bölgede açık ve gizli bir rekabetin yaşandığı gözlemleniyor. Özellikle Çin’in çok sessiz ve derinden gelen çok kapsamlı yatırımları özellikle AB’nin bölgedeki ekonomik çıkarlarına çok ciddi darbeler indirdi ve bölge hızla Çin’in ekonomik etki alanına girmeye başladı.
Uzun yıllar Fransa’nın ve İngiltere’nin sömürgeleri olan bölgelerde Çin’in artan ekonomik gücü ve özellikle petrol ve doğal gaz enerji kaynaklarının ve altın, uranyum, bakır, demir gibi çok önemli madenlerin işletilmesinde Çin’in artan ağırlığı AB’nin bölgedeki rekabetini önemli oranda etkilediği biliniyor. Çin, askeri ilişkilerden çok ticari yatırımlarla etkinlik alanını arttırmaktadır. Bu bakımdan bölgede iktidar olan veya olmayan farklı etnik ve dinsel gruplarla yakın ilişkiler kurabilmektedir.
Çin’in Afrika ile olan ticaretine baktığımızda 2005 yılında ithalatı yaklaşık olarak 22 milyar dolar. İhracatı ise yaklaşık olarak 18 milyar dolar olarak gerçekleşmiş. Çin’in 2006 yılındaki yatırımları 7,5 milyar dolar. Ayrıca Çin küresel ticaretinin % 13’ünü Afrika’ya yapmaktadır. Karşılıklı ticaretin yıllık toplam miktarı 114 milyar olup bunun 52 milyar doları ihracat, 62 milyarı doları ithalattır.

Afrika’nın altı en önemli ülkesi (Angola, Sudan, Nijerya, Cezayir, Libya ve Kongo the Republic) Çin’e en çok petrol ihracat yapan ülkelerdir. Afrika’nın petrol ve doğal gazının yaklaşık % 64’ü Çin’e yapılmaktadır. Çin ithalatının yüzde 70’i dört Afrika ülkesinedir: Angola % 34 oranında, Güney Afrika % 20, Sudan %11 ve Cumhuriyeti Kongo %8 oranındadır. Çin ihracatının % 60’ını altı ülkeye yapıyor.

Geçmişte Mali ihracatının çok önemli bir kısmını Fransa ve Belçika gibi ülkelere yapardı. Bugün ise Çin çok açık farkla ön plandadır ve ticaretinin % 26,7’si Çin, % 13’1’i Senegal, % 9.2’sini Çin ile yapmaktadır. Mali’nin komşuları olan Sudan, Nijer ve Cezayir ile Çin arasında çok önemli ticari anlaşmalar bulunmaktadır. Bu bakımdan geçmişte Fransa ve İngiltere’nin sömürgeleri olarak bilinen bölgelere bugün Çin çok daha hakim duruma gelmeye başları.

Bu bakımdan Fransa’nın Mali’ye askeri operasyonun politik arka planı esasen AB’nin bölgede yeniden güç olmasını sağlamaya yönelik bir hamledir. Çünkü Mali Kuzey Ve Orta Afrika arasında merkez konumda bir bölgedir. Çin, Libya’da kaybettiği inisiyatifi bu kez Orta Afrika’da kaybetmek niyetinde değil. Bunun için sessiz ve derinden gelen geliyor. Ayrıca Rus Gapzrom (gaz), Severstal (çelik) veya Rosatom (nükleer) gibi şirketleri Mali’de önemli yatırımları bulunuyor. Rusya-Çin ittifakı Orta Afrika için de gündemdedir.
Mali’nin hem enerji kaynakları bakımından önemli bir rezerv olduğu hesaplanmakta hem de altın madenleri bakımından oldukça zengin yatakları sahip olduğu bilinmektedir. Bu bakımdan Mali operasyonu, hem Orta Afrika’nın küresel sisteme dâhil edilmesinin önemli bir hamlesidir hem de bölgesel rekabetin ve çatışmanın en somutlaşmış ifadesidir.

Sonuç; Mali, Fransa’nın Afrika’sı olacak gibi görünüyor. Girmenin kolay ama çıkmanın zor olduğunu bütün askeri stratejistler bilir. Burada amaç bölgesel çıkarlardır. Fransa 4 bine yakın bir askerle müdahalede bulunu. Bölgesel çıkarlarını birkaç ayda kontrol altına alınmayacağı açıktır. Bu süreç çok daha derinleşebilir. Ayrıca Fransa ve Afrika Birliği karşısında savaşan en azında bölgesel alanda bir güç olmaya çalışan ve belirli bir toplumsal tabanı olan İslamcı hareketler bulunuyor. Bu bakımdan Fransa’nın fiilen AB adına başlattığı askeri operasyonun sonuçlarını şimdiden kestirmek zordur. El Kaide güçlerinin özellikle başkente ve birkaç büyük kentteki birliklerini geri çekmeleri, savaşın taktik bir hamlesi olduğu çok açık. Önümüzdeki süreçte çatışmaların çok daha şiddetlenerek artması ve bölge ülkelere yayılması oldukça yüksek bir olasılıktır. Cezayir’de bir fabrikanın işgal edilmesi bunun küçük bir örneği olarak algılanabilir.

Küresel sermaye Kuzey ve Orta Afrika’yı küresel sisteme dahil ederken, bölgede çok büyük bir politik istikrarsızlıkla karşı karşıya kalacağı çok açıktır. Bu sürecin nereye doğru evirileceğini bölgesel güç ilişkileri ve toplumsal güçlerin konumu ve etkinlik alanı belirleyecektir.

_________________

* Gokyuzu@aol.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here