Fırtınalı bir hayat

PAYLAŞ

Bayağı, basit, küçük, kötülükler içindesin:Küçücük ve alçalmışsın.’Büyüklük’ ile ‘küçüklük’ aynı beden ve ruh içinde olunca, sanırım insan bu ikisi arasında at koşturmaya başlar.Ve Hayatı dinmeyen bir fırtına olur.


Çoğu büyük insanlar,büyük sanatkârlar kanımca böyle büyüklükle küçüklük arasında at koşturarak ömürlerini geçirirler ve zamanı bir yerde noktalarlar.Bu sonsuz büyükle, sonsuz küçüklüğü bir arada yaşamak şüphesiz mutlu bir yaşam vermez onlara.Ama böyle bir hayatın getirdiği sonucu yaşamaktan başka ellerinden ne gelir?Izdırap ve mağlubiyet!İşte Büyük insanlar zaman çizgisinden süratle geçerken bu sonsuz büyük ile sonsuz küçük arasında geçen hayatlarında kendi yeteneklerinin,kendilerinin tükenişine böyle şahit olurlar.


Guy de Maupassant’ın hayatının acıklı sona erişini okudum. Sonsuz büyük ve sonsuz küçük arasında  fırtına gibi bir hayat yaşamış Maupassant.Cemiyet hayatında sonsuz küçük içinde olmuş ,eserlerinde ise sonsuz büyüğün.Bir sanatçı olarak hayatı tüm cephelerinde tek başına karşılamış.Bir çoğu gibi.Flaubert gibi, Dostoyevski gibi. .Alışkanlıkların, örf ve adetlerin, cemiyet hayatının kalıplarının, hele sosyetenin yalancık süslü züppe yaşantısına kanmadan, kapılmadan kendine özgün, özgür ve sade tam gerçeğiyle yaşamak istemiş.Bir yerde de ümitsiz bir direniş sergilemiş nerdeyse.Tanrının kendisine müsaade ettiği kadarını bilmekle, duymakla yetinmemiş.Fazlasını istemiş ve ızdırap çekmiş. .Filozof Kant’ın aklın bilebilecekleri,bilemiyecekleri çizgisini anlamamış,anlamak istememiş. Nitekim eter kullanarak  aklın sınırlarını zorlayıp açmağa çalışmış ve vücüdu sönmüş.Önce gözleri iflas etmiş sonra aklı.Aklın sınırı zorlanıp açılmaya çalışıldımı vücud sönüyor. Bu sırrı anlamamış Maupassant.Bu devre görede birazda masum kalmış aslında.Biraz eter ile yetinmiş.Ama kanaatimce eter kullanmasada çıldıracakmış zaten.


43 yaşında, sağlam görünen vücut yapısıyla en güçlü anında hayatı terk etmiş. Çökmeğe dayanamamış, biteviliğe, basitliğe, sonsuz büyük ile sonsuz küçük arasında geçen fırtınalı hayata dayanamamış.Ve ayakta bir dev olarak aramızdan ayrılmış Maupassant .Aynen bir arkadaşına dediği gibi ‘hoşçakal,bir daha görüşmek üzere’. Yok yok bence, ‘hoşçakal’, bir daha görüşmeye gerek görmemiş………

CEVAP VER