Futbol bu mu? Muazzez Yenici yazdı

Sanki oynanan maçların hepsi danışıklı dövüş. İpler bazı kişilerin elinde. Kararlar sezon başında alınıyor. Maçlar ona göre oynanıyor. Sonuçlar önceden belli şeklinde teoriler ortada kol geziyor. Bu arada da olan ülke futboluna, seyirciye ve seyir zevkine oluyor. Her şey danışıklı dövüş ve ayarlıysa seyretmenin ne önemi var.


Bir süre önce bir maçı kaçırdım, canlı izleyemedim diye üzülürdüm. Şimdiyse işin içine girdikçe, olaylara ve kişilere yaklaştıkça bu istek gitgide azalıyor. Hava koşulu ne olursa olsun stada giderek maç izlemeyi seven biri olarak, değil stada gitmek, maç seyretmek bile gelmiyor içimden. Daha da önemlisi eğer gerçekten böyleyse bu kadar transfer, bu kadar çaba, bu kadar stres niye.


Bu taraftarlar niye var. Ne için birbirleriyle kavga ediyorlar. Neden en büyük kulübün kendilerinin ki olduğunu iddia ediyorlar. Niye takımın en büyük gücünün kendileri olduğunu sanıyorlar. Çünkü bu durumda böyle bir şey yok. Takım ya da taraftar ne kadar çalışsa, ne kadar uğraşsa da sonuç onların değil başkalarının elinde. Takımın yanı sıra taraftarda sadece kukla. Böyle düşününce kulağa ne kadar sevimsiz geliyor değil mi? İnsanı futboldan da spordan da soğutuyor.


Oysa futbol bir oyun. Üstelik yapması da, seyretmesi de zevkli bir oyun. Bir süre sonra esiri oluyorsunuz. Diğer maç ne zaman oynanacak diye bekliyorsunuz. Devre arasında ya da sezon sonunda büyük bir boşluk duyuyorsunuz. Keşke hiç bitmese diye düşünüyorsunuz. Saçma geliyor biliyorum. Yerine konabilecek bir sürü şey var diye düşünüyorsunuz. Ama futbolu az çok seyredenler bu hislerimi anlayacaktır. Bir süre önce bir panelde konuşan TFF yetkililerinden biri şöyle demişti:


“Türk futbolu dışarıda kan kaybediyor. Bizi Kolombiya futboluyla bir tutuyorlar. Çünkü yazılı ve görsel basının büyük bölümü felaket tellallığı yapıyor.” 


Başka bir panelde ise bir bayan hakemimiz spor sayfalarındaki manşetlerle ile ilgili bir araştırmasını gösterdi. Küfür bile manşet yapılmış. Bu durumda onlara katılmamak mümkün değil.  Geçtiğimiz hafta sonu oynanan ve kural hatası nedeniyle tekrarlanacak olan Beşiktaş- Gençlerbirliği maçı sonrası gazetelerin bir kısmı Beşiktaş’ın sezon başından beri oynadığı maçlarda hakemlerin yaptığını düşündükleri hataları ve kaybedilen puanları yazmışlar. Şimdi bu durumda bu yazıyı okuyan Beşiktaş taraftarı hakemlere cephe almayacak mı?  Hata yapılmamış bir maçta bile hakeme önyargıyla yaklaşmayacak mı?  Diğer takımın bu işte parmağı olduğunu düşünüp, onların taraftarına saldırmayacak mı? Peki istenen bu mu?


Hayır demek istiyorum ama diyemiyorum. Çünkü bu durumda öyleymiş gibi geliyor. Sorunlar gitgide içinden çıkılmaz bir hal almaya başladı. İnsanların mutlu olabileceği, deşarj olabilecekleri, uluslar arası alanla çok önemli bir iletişim ve tanıtım aracı olan futbolda durum kötüye gidiyor. Bırakın bayanların, çocukların maça gitmelerini, artık erkek taraftarlar bile azalıyor. Alınan ya da alınacak birkaç tedbirle veya birkaç kişinin çabasıyla düzeltmesi de mümkün değil. Bütün tarafların çaba göstermesi gerekiyor. En önemli görevde medyaya düşüyor.


Elbette, gazetelerin de, TV’lerin de, yayın yapması ve gerçekleri yazmaları, söylemeleri gerekir. Bunları saklamak olmaz. Ancak bu şekilde de olmamalı. Taraflar kışkırtılıp, birbirine düşürülmemeli. Daha yumuşatılarak, daha bilgilendirerek, daha eğiterek yayın yapılmasının bir yolu mutlaka bulunmalı.


www.myzes.com


myzes@superonline.com
myzes@myzes.com
t.s.a@superonline.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here